Are you the publisher? Claim or contact us about this channel


Embed this content in your HTML

Search

Report adult content:

click to rate:

Account: (login)

More Channels


Channel Catalog


Channel Description:

İnternetin İlk Türk Gazetesi, Türkiye’nin haber sitesi - Son haberler, Ekonomi, Politika, Yorum, Spor, Güncel, Teknoloji, Sağlık, Otomobil, Kültür Sanat, Magazin, Dış Haberler, Dünya Haberleri, Yerel Haberler ve Haber Arşivi. - Zaman Gazetesi

older | 1 | .... | 318 | 319 | (Page 320) | 321 | 322 | .... | 375 | newer

    0 0

    2005'te restore edilen Ankara Hamamarkası'ndaki 400 yıllık tarihî; Zeynel Abidin Camii'nin duvarı çöktü. Restorasyon hatalarını, oluşan çatlakları daha önce iki kez duyurduk, fakat kimse ilgilenmedi. Yıkımın nedeni, kalitesiz malzeme ve ‘az zamanda çok iş yaptık' mantığıyla yapılan özensiz ve hızlı çalışma...

    Ankara'nın eski yerleşim yerlerinden Altındağ Hamamarkası semtindeki tarihi Zeynel Abidin Camii, 2005 yılında restore edildi. Fakat su gideri yapılmadığı için yağmur ve kar suları caminin temeline aktı. Restorasyonun üzerinden 7 yıl bile geçmeden camide çatlaklar oluştu. Zaman'ın iki kez gündeme getirdiği çatlaklara önlem alınmayınca tarihi caminin bir duvarı geçtiğimiz haftalarda tamamen yıkıldı. Artık namaz kılınmayan cami önlem alınmazsa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

    17. yüzyılda yapıldığı bilinen Zeynel Abidin Camii ve Türbesi, Altındağ Sakarya Mahallesi Cevizaltı Sokak'ta bulunuyor. 2005 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokolle caminin aslına uygun restore edilmesi kararlaştırıldı. Zeynel Abidin Camii'nin restorasyon işi, özel bir şirkete verildi. Dört ay süren çalışmanın ardından cami ve türbenin açılışı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in eşi Nevin Gökçek, dönemin Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanı Seyfi Saltoğlu ve dönemin Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Tanyolaç'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Mihrap dışında bütün bölümleri restore edilen caminin iç ve dış duvarları, çamur sıva ile sıvandı.

    Tanyolaç, açılışta yaptığı konuşmada restorasyonun aslına uygun yapıldığını, caminin artık koruma altına alındığını ve bundan sonra herhangi bir sorunla karşılaşılmayacağını belirtti. Ancak camiyi restore eden firmanın hem kalitesiz malzeme kullanması hem de özensiz çalışması sonucu caminin duvarlarında çatlaklar oluştu. Su giderleri yapılmadığı için kar ve yağmur suları caminin temeline aktı. Ahşap ve kerpiçten yapılan caminin duvarları ve temeli bu suya dayanamadı. Caminin her tarafında büyük çatlaklar, kırılmalar oluştu. Zaman'ın gündeme getirdiği çatlaklara önlem alınmadı. Bunun sonucunda tarihi caminin kuzey duvarı geçtiğimiz haftalarda tamamen çöktü.

    Mahalle sakinleri, restorasyon firmasının açılıştan bir süre sonra ortadan kaybolduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Firmanın işin ehli olmadığı ortaya çıktı. Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne başvurduk, restorasyonu yapan firmayla ilgili bilgi alamadık. Camide de firmaya dair herhangi bir belge bulunmuyor. Firmanın restore ettiği diğer iki cami geçtiğimiz yıl yeniden bakıma alındı. Zeynel Abidin Camii göz göre göre yıkıldı.”


    0 0

    Artnext İstanbul bu yıl, çağdaş özgün baskı sanatı alanına öncü bir etkisi olan Süleyman Saim Tekcan'ın vizyonunda kurulan IMOGA Grafik Sanatlar Müzesi işbirliğiyle Adnan Çoker, Adnan Turani, Mustafa Ata, Süleyman Saim Tekcan ve Ergin İnan gibi çağdaş Türk resim sanatının önemli isimlerinin eserlerinden oluşan bir özgün baskı seçkisi sunuyor.

    IMOGA, 100'ün üzerinde Türk ve yabancı sanatçıların ürettiği 5000'i aşkın eser ve 30'un üzerinde sanatçının bağış ve satın alma yolu ile koleksiyona katılan 200'ün üzerinde eser ile dünyanın sayılı özgün baskı resim koleksiyonlarından birine sahip. ‘Edition 101–Özgün Baskı' sergisi Artnext İstanbul ve Imoga işbirliği ile 1 Ekim–7 Kasım arasında Windowist Tower-Artnext İstanbul'da görülebilir. (0212 999 39 90)


    0 0

    Ankara'daki Çağdaş Sanatlar Merkezi, mart ayında ağırladığı ‘Ellerin Büyüsü'nden sonra dünya çapında bir sergiye daha ev sahipliği yapacak. Ülkelerinde oluşturdukları sanat üslubu ve öncü sanatçı kimlikleriyle öne çıkan 30 farklı ülkeden 80 sanatçının eserlerini bir araya getiren ‘Dünyanın Renkleri' başlıklı sergi, 5 Ekim'de ziyarete açılacak.

    Yaz rehaveti yerini bayram telaşına bırakalı çok oldu. Yarın okulların açılmasıyla başka telaşlar saracak evleri, derken seçim meydanları... Ülke gündemi böyle şekillenirken sanatın gündemi sekteye uğramadan devam ediyor. Sanat dünyası eylül ayını yoğun bir programla karşıladı. Türkiye'nin önde gelen sanat kurumları ve müzeler, 1 Eylül'den itibaren peş peşe önemli sergileri hayata geçirdi, geçirmeye devam ediyor. 14. İstanbul Bienali pek çok mekânda sanatseverleri ağırlarken, Sabancı Müzesi Zero akımını, Pera Müzesi Saraybosna çağdaş sanatını İstanbul'a getirdi.

    Eylül, İstanbul ağırlıklı bir çağdaş sanat rüzgârıyla geçerken ekim ayında Başkentlileri yoğun bir sanat gündemi bekliyor. Eylül ayının başından itibaren İstanbul'u etkisi altına alan çağdaş sanat rüzgârı önümüzdeki ay Ankara'ya taşınıyor. Çağdaş Sanatlar Merkezi, mart ayında ağırladığı ‘Ellerin Büyüsü'nden sonra dünya çapında bir sergiye daha ev sahipliği yapacak. Ülkelerinde oluşturdukları sanat üslubu ve öncü sanatçı kimlikleriyle öne çıkan 30 farklı ülkeden 80 sanatçının eserlerini bir araya getiren ‘Dünyanın Renkleri' başlıklı sergi, 5-31 Ekim arasında Ankaralı sanatseverlerle buluşacak.

    Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde ziyarete açılacak sergide bir de sürpriz var. Avrupa'nın en önemli koleksiyonerlerinden biri ve Almanya'daki Lampspringe Quensen Müzesi'nin sahibi olan Ernst August Quensen'in kişisel koleksiyonunda yer alan birbirinden ünlü isimlere ait çalışmalar sergilenecek.

    İZMİR VE ANTALYA'YA DA GİDECEK

    1950 sonrası Çağdaş Avrupa Resmi'ne yön veren, yaşadıkları ülkelerde oluşturdukları sanat üslubu ve öncü sanatçı kimlikleriyle ‘Zero Sanat Hareketi'ni başlatan 30 ülkeden 80 sanatçının yapıtlarını bir araya getiren ‘Dünyanın Renkleri' sergisinin Quensen Koleksiyonu'ndaki yapıtların yer aldığı bölümü, ABD'nin en önemli 11 müzesinde sergilendi ve dünyanın seçkin sanat eleştirmenlerinden övgüler aldı. Amerika'nın yanı sıra Avrupa'da da büyük ilgi gören koleksiyona, sanat eleştirmeni ve küratör İbrahim Karaoğlu ile Ernst August Quensen'in çağdaş Türk ressam ve heykeltıraşlarının eserlerini de dahil ederek oluşturduğu ‘Dünyanın Renkleri' sergisi, bu açıdan bir ilki de sanatseverlere sunmuş oluyor.

    Meryem Schultz ve Jörg Kastner'in koordinatörlüğünde hazırlanan sergi, 5 Ekim'de Ankara'da başlayacağı yolculuğa İzmir, Antalya ve İstanbul'da devam edecek. ‘Dünyanın Renkleri', 31 Ekim'e kadar Ankara'daki Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde ziyaret edilebilir. (0312 468 21 05)


    0 0
  • 09/27/15--14:00: Beklan Algan anılıyor
  • Tepebaşı Deneme Sahnesi, Bilsak Tiyatro Atölyesi ve Tiyatro Araştırma Laboratuvarı kurucularından, yönetmen ve oyuncu Beklan Algan, ölümünün beşinci yılında anılıyor.

    2010 yılında kaybettiğimiz Beklan Algan'ı anmak için bugün Aşiyan Mezarlığı'ndaki kabri başında saat 11.00'de bir tören düzenlenecek. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'na uzun yıllar emek veren Algan için yapılacak törene saat 10.00'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nden servis kaldırılacak.


    0 0

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, geçmiş yıllarda kent tarihi ve turizmi için önemli arkeolojik kazılara verdikleri maddi desteği, Kültür ve Turizm Bakanlığı'yla olan sponsorluk protokolü anlaşmazlığı nedeniyle veremediklerini söyledi.

    Bakanlığın tutumunu anlayamadığını belirten Kocaoğlu, “Buraya girme, bu alanda açıklama yapma gibi maddeler var. İyi ama girme dediğin yerin kamulaştırmasını biz yaptık, Agora'da yeni açılan alanların tapusu bizim elimizde.” dedi.

    İzmir'de kent tarihi için önemli arkeolojik kazı alanlarında bu yıl çalışmalar durdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'yla her yıl yenilediği kazıları kapsayan sponsorluk anlaşması için bu yıl da ödeme yapmaya hazırlandı. Yılbaşında Agora, Foça, Smyrna, Yeşilova ve Eritrai kazıları için 2015 yılını kapsayan ödeme tablosuyla geçmiş protokol koşullarının yer aldığı örnek protokol bakanlığa gönderildi. Ancak, bakanlık bunu kabul etmedi. Farklı bir protokol taslağını belediyeye gönderdi. Ancak, içinde döner sermayeye yönelik taleplerin yer aldığı, belediyenin kazı alanlarında kazı sponsorluğu ile açıklama yapmasını engelleyici bazı maddeler yer aldı. Büyükşehir Belediyesi, bunun üzerine kendileriyle ve maddi destek konusuyla ilgisi olmadığını düşündükleri maddeleri çıkartarak bir kez daha protokol hazırladı. Bakanlıktan son protokol önerisine yanıt gelmedi.

    ‘ONAYLAYIN, ÖDEMEYE DEVAM EDELİM'

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, arkeolojik kazıların durmasına neden olan protokolde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın amacının ne olduğunu anlayamadığını söyledi. Belediyenin Foça, Smyrna, Agora kazılarına para ödediğini, bunu protokole bağlı olarak yaptığını belirten Kocaoğlu, “Onaylayın ödemeye devam edelim diyoruz. Yılbaşından bugüne kadar imzalanmıyor. Protokole, ‘Buraya girme, burada açıklama yapma' gibi maddeler koymak istiyorlar. Girme dediğin yerin kamulaştırmasını biz yapmışız. Agora'nın yeni açılan kesiminin tapusu bizim elimizde.” diye konuştu. Katkıyı İzmir için yaptıklarını belirten Kocaoğlu, Foça sur duvarlarının restorasyonunu yaptıklarını, çok güzel olduğunu söyledi. Kadifekale'nin altında antik tiyatronun da kazılmasını istediklerini kaydeden Kocaoğlu şunları söyledi:

    “Ne çıkarsa çıksın Kültür ve Turizm Bakanlığı'yla birlikte karar vereceğiz. Herkes biliyor ki tarihi bölgeye harcanan paranın yüzde 99,9'unu Büyükşehir Belediyesi harcıyor. Kamulaştırma için harcıyoruz. Kazı masrafları hariç kamulaştırmaya 350 milyon TL harcadık. Tarihi bölgenin toparlanması, kentin kalkınması için bunları yapıyoruz.”


    0 0

    Milli Reasürans Sanat Galerisi, açıldığı günden bu yana ‘ilk'lerin galerisi oldu, Batı'da özel müzelerin üstlendiği misyonu yıllarca yürüttü. Birçok sanatçının kariyerine öncülük etti, Türkiye'nin sanat ortamına katkıda bulundu. Enstitü gibi çalışan galeri, tüm birikimini 20. yıl özel sergiyle anlatıyor.

    Adını telaffuz etmek zor. İlk kez duyan, ‘o da ne!' diye tepki veriyor. Hecelerseniz aklınızda daha çabuk yer eder: Re-a-sü-rans. Eğer yine de zorlanırsanız kısaca Milli Re diyebilirsiniz. Sadece telaffuzu mu, anlamını da akılda tutmak ne mümkün! Ameli Edgü ve Ayşe Gür ile ne zaman görüşsek, sanki yeni tanışıyormuşçasına hep aynı soruyu sorduk. ‘Reasürans ne demek, ne iş yapıyorlar? Milli Reasürans, sigorta şirketlerinin sigortasını yapan Türkiye'deki tek kurum. İş Bankası çatısı altında hizmet veriyor.

    Sigortayla, parayla, pulla işimiz yok elbette. Bizi ilgilendiren, yine bu kurumun çatısı altında açılan Milli Reasürans Sanat Galerisi. Galerinin öyküsü, 1994 yılının ekim ayında, Millî; Reasürans TAŞ'nin Teşvikiye'de, mimar Sevinç ve Hadi Şandor tarafından inşa edilen kompleksinin bir bölümünü sanat galerisi olarak tasarlamasıyla başladı ve yirmi yılı devirdi.

    İstanbul'un en özgün galerilerinden biri olan Milli Reasürans, 20. yaşını özel bir sergiyle kutluyor. 30 Eylül'de başlayacak olan ‘20 Yılın Ötesine Taşınan Bir Sanat Belleği: Millî; Reasürans Sanat Galerisi' adlı sergi, galerinin kendi tarihini anlattığı bir arşiv çalışması. Tüm sergiler, afişleri ve davetiyeleri eşliğinde izleyiciyle tekrar buluşacak.

    Kimler gelmiş, kimler geçmiş Milli Re'den. Önce retrospektiflere bakarsak; Kuzgun Acar, Naile Akıncı, Avni Arbaş, Tiraje Dikmen, Şakir Eczacıbaşı, Turan Erol, Neşet Günal, İhsan Cemal Karaburçak, Saim Özeren, Orhan Peker, Nevhiz Tanyeli, Eşref Üren ilk sırada geliyor. Mesela Avni Arbaş'ın daha sonra İş Bankası Kibele Sanat Galerisi'nde bir retrospektifi açıldı. Ama o sergi ilhamını ve desteğini Milli Re'den aldı. Son yıllarda fotoğraf, mimari, tasarım ve tematik sergilere yoğunlaşan galerinin ilk yıllarında resim ve heykel sergileri daha yoğundu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi hocalarından Leopold Levi sergisi, 1938-1943 yılları arasındaki devlet politikası olarak yapılan ‘Yurt Gezi'leri sergisi bunlar arasında.

    Nuri Bilge Ceylan'dan Max Ernst'e

    Milli Reasürans'ı iki açıdan ‘ilk'lerin galerisi olarak zikredebiliriz. İlki; farklı alanlarda isim yapan sanatçıların üretimlerine yer verdi. Ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, ilk fotoğraf sergisi Sinemaskop'u burada açtı. Daha sonra ablası Emine Ceylan ile birlikte, ‘Babam İçin' sergisini hazırladılar. Hem yönetmen hem ressam kimliği ile tanıdığımız Tayfun Pirselimoğlu da galerinin konukları arasındaydı. Mimar Emre Arolat ve geçtiğimiz nisan ayında hayatını kaybeden ünlü Alman edebiyatçı Günter Grass da Türkiye'deki ilk ve tek sergisiyle Milli Re'de idi.

    İkincisi ise, galeri, sergi açacak olgunluğa ulaşan genç sanatçılar için bir sıçrama tahtası oldu. İrfan Önürmen, Ahmet Oran, Murat Germen, Turan Aksoy'a ilk sergilerinde yer açarak kariyerlerinde öncülük yaptı. Milli Re, sadece sanatçılara değil, Türkiye'deki sanat ortamına da katkıda bulundu. Ülkemizdeki özel müzeciliğin tarihi 10 yılı geçmediği düşünülürse Milli Re'nin, Avrupa'da ya da Batı toplumlarında müzelerin üstlendiği misyonu senelerce yürüttüğünü söyleyebiliriz. Mesela Sakıp Sabancı Müzesi'nde devam eden Zero sergisiyle adını duyulan, Zero sanat akımının öncüsü Günther Uecker Türkiye'deki ilk sergisini 2005'te Milli Re'de açmıştı. Thomas Ruff, Axel Hütte gibi Düsseldorf fotoğraf okulunun sanatçılarıyla, Norbert Kricke, Max Ernst, Sigmar Polke ile ilk kez yine bu galeride tanıştık.

    Milli Reasürans Sanat Galerisi, yirmi yıla yaklaşık 200 sergi sığdırdı, yerli ve yabancı 200'ün üzerinde sanatçı ağırladı. Her sergisini katalog olmayan, arşiv değeri taşıyan bir kitapla taçlandırdı. Tüm bu işlerde iki ismin emeği var. Kuruluşundan bu yana galerinin yöneticiliğini yapan Ameli Edgü ve onun yardımcısı Ayşe Gür. Ameli Edgü, geçen yıl emekliye ayrılıp Bodrum'a yerleşti. Onun yerine, babası Süleyman Saim Tekcan vesilesiyle sanatın içine doğan ve sanat yöneticiliğinde ihtisas yapan Elvan Tekcan geçti. Ayşe Gür ise galerinin hafızası olarak işine devam ediyor ve tüm sergileri çocuk yetiştirmişçesine bir çırpıda anlatıveriyor. (www.millireasuranssanatgalerisi.com)

    İMOGA ile işbirliği yapıldı

    Sergi için, Türkiye'nin özgün baskı resim müzesi İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi (İMOGA) işbirliğiyle bir proje hazırlandı. Millî; Reasürans Sanat Galerisi'nin sanatçıları arasından 10 sanatçı, birer eserinin telif hakkını bu çalışmaya vakfetti. Süleyman Saim Tekcan, Su Yücel, Serpil-Hanefi Yeter, Ali İsmail Türemen, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, İsmet Değirmenci, Ekrem Kahraman, Neşe Baydar ve Seçil Erel'e ait eserler, İMOGA'nın desteğiyle çoğaltıldı ve galerinin koleksiyonuna dahil edildi. Projede yer alan bu sanatçılar, limitli sayıdaki baskılarını imzalayarak; galeri hakkındaki düşüncelerini, duygularını, deneyim ve anılarını da bir video röportajında paylaştı. 17 Ekim'e kadar devam edecek sergide bu video izlenebilecek.


    0 0

    Görme Özürlüler Derneği (GÖZDER) Kitap Seslendirme Stüdyosu, 1 Ekim Perşembe, saat 14.00'te GÖZDER Ataköy Eğitim ve Kültür Merkezi'nde açılıyor.

    GÖZDER'in Bakırköy ve Ataköy binalarında açılan stüdyolar, diksiyonu düzgün gönüllü okuyucuların istedikleri zaman dernekten randevu alarak görmeyenler için kitap kaydı yapabilmelerine imkan sağlıyor. Ataköy'deki stüdyo, profesyonel yapısıyla müzik kayıtları için de uygun.

    Stüdyoların yapımı yazar Bensu Kaya'nın başlattığı bir kampanya sonucu gerçekleştirildi. Taşyününden alçıpanına, kapısından halısına kadar gereken her malzeme, kampanyaya destek veren kişi ve kurumlarca karşılandı. Açılışta, GÖZDER bünyesinde görme engelliler için Selim ve Kerim Altınok tarafından verilen bilgisayar eğitimini tamamlayan kursiyerlerin sertifika töreni de düzenlenecek. (www.gozder.org)


    0 0

    Edebiyat dergisi Notos'un ekim-kasım sayısı bayilerdeki yerini aldı. Dergi, bu sayısında dünya edebiyatının büyük ustalarından Jorge Luis Borges'i derinliğiyle ele alan bir kapak dosyası ile çıktı.

    Yirminci yüzyılın ikinci yarısında pek az yazar dünya edebiyatını Jorge Luis Borges kadar etkiledi, ilgilendirdi. Geleneksel anlatılardan, Batı'nın ve Doğu'nun bilinen ve bilinmeyen hikâyelerinden yararlanarak daha önce benzerini görmediğimiz bir anlatı dünyası oluşturdu. Pek çok genç yazar ondan etkilendi, onun gibi yazmaya çalıştı. Borges, dün olduğu gibi bugün de dünyada eline kalem alan hemen herkesi etkilemeyi sürdürüyor. Notos'un dosyasında James Irby, Murat Gülsoy, Alberto Manguel, Maurice Blanchot, Mario Vargas Llosa, Adolfo Bioy Casares, Adnan Özer ve Ceylan Öner farklı yönleriyle büyük yazarı ele alıyor.

    Notos'un son sayısında, bu yıl İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı'nın onur konuğu usta karikatürist Tan Oral ile yapılan söyleşi ise ülkenin uzun bir dönemini de bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bir Yazarın Seçtikleri bölümünde Suat Duman okurların ve yeni yazarların okumasını zorunlu gördüğü kitapları; Nilüfer Kuyaş da en çok etkilendiği yazarı nedenleriyle birlikte Notos'a anlatıyor. Mario Levi, Atilla Birkiye ve Nilüfer Gingörmüş kısa sorulara kısa yanıtlarla kendi yazarlık serüvenlerini ve yayımlanan son kitaplarını anlatıyor. Notos'un bu sayısında Sigizmund Krjijanovski, Sine Ergün, Zafer Doruk, Özgür Çakır, Fulya Bahadır, Fatma Nuran Avcı, A. Ozan Marakoğlu, Ezgi Polat, Cengiz Akın, Pınar Çakılkaya, Hüseyin Yılmaz öyküleriyle yer alıyor.


    0 0

    “Yaşamak değil/ Beni bu telâş öldürecek”, “Sen bana bakma,/ Ben senin baktığın yönde olurum”, “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu/ Birinciliği beyaza verdiler”, “Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz” dizeleriyle sevdiğimiz şair Özdemir Asaf (1923-1981), büyük bir sergiyle anılıyor.

    Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan “Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf “Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi” sergisi 2 Ekim'de Caddebostan Kültür Merkezi'nde (CKM) açılacak. Sergide şairin fotoğrafları, kişisel evrakları, defterleri, el yazılarıyla yaşamöyküsü sergilenecek. Okurlarının ezberinde pek çok şiiri bulunan, dizeleri dillere pelesenk olmuş; şarkılara söz, mektuplara alıntı olmuş Özdemir Asaf, diliyle, dünyasıyla, insana bakış açısıyla Türkçe'nin en özgün şairlerinden biriydi. Şimdi onun dünyasına tanık olmanın zamanı. Sergi 23 Ekim'e kadar görülebilir.

    Sait Faik ve sinemacı Ahmet Üstel ile, Emirgân 1954.

    Özdemir Asaf bisikletiyle.


    0 0

    Gün geçmiyor ki restorasyon hatalarına bir yenisi eklenmesin. Son olay, Antalya Aspendos Antik Tiyatrosu'nda yaşandı. Tarihî; tiyatronun basamakları orijinal koyu gri taş yerine beyaz mermer kullanılarak restore edildi. Ortaya çıkan görüntüye tepkiler var.

    Antalya'nın Serik ilçesinde iki tepe üzerinde milattan sonra 2. yüzyılda Marcus Aurelius döneminde inşa edilen Aspendos Antik Tiyatrosu, geçen hafta sona eren Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali öncesinde restorasyon için 7-8 ay kapalı tutuldu. Restorasyonu Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen tiyatronun oturakları ve basamaklarının aslına uygun restore edilmemesi tepkilere neden oldu.

    Aspendos'taki restorasyonu gördüğünde çok üzüldüğünü belirten Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, son zamanlarda ülkemizde restorasyon faciaları yaşandığını söyledi. Bunların birkaçının, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın müdahalesiyle tekrar elden geçirildiğini belirten Recep Yavuz şöyle dedi: “Hakikaten dönemi yansıtmayan, biraz karışık, anlamsız restorasyonlarla karşı karşıyayız. Restorasyon kendi dönemini yansıtan ve o eserin korunmasına sağlayan bir çalışma olmalı. O dönemi yansıtan derken, üstü fanuslarla kaplanmış bir İshakpaşa Sarayı, sanki sera görüntüsü veriyor. Veya geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Şile Kalesi'nin restorasyonu var. Kaş'ta bir tiyatronun içine dökülen betonlar... Bunların hepsi o eserin değerini zedeliyor. Tabii ki bunlara müdahil olunuyor, birtakım düzeltmeler oluyor ama Aspendos'ta yaşadığımız da çok üzücü.”

    Aspendos'taki oturak yerleri ve merdivenlerin mutfak mermeri tarzında kaplandığını ifade eden Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aspendos'un taşının rengi koyu ve açık gri. Tabii ki bunu bilim adamları ve işinin ehli kişiler daha iyi bilecektir ama bir izleyici, turizmci ve kokartlı bir rehber olarak şunu söyleyebilirim; girdiğiniz anda restore edilen yerin göze çarpmaması gerekir. Zaten restorasyonda amaç budur. Siz oraya gittiğinizde zaten direkt o bembeyaz mermerleri görüyorsunuz ki çok can sıkıcı. O basamaklar yokken tiyatronun görünümü çok daha iyiydi.” Aspendos'un UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday ve dünyanın en önemli kültürel eserlerinden biri olduğuna dikkat çeken Recep Yavuz, restorasyonlarda çok daha itinalı olunması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Aspendos'a turlar düzenleyen rehber Alper Erpolat da, tarihi mekânı gezdirmek için getirdikleri turistlerden de bu yönde eleştiriler aldıklarını belirtti. Orijinaline yakın bir renk bulunabileceğini ama neden bunun tercih edildiğini bilmediğini belirten Erpolat, “İlk tepkiler renkler çok bozuk ve fotoğraflarda çirkin bir görüntü yaratıyor, şeklinde oluyor.” dedi.

    Aspendos Antik Tiyatrosu, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday ve dünyanın en önemli kültürel eserlerinden biri.

    Aspendos ilk değil, restorasyon kurbanı çok

    Yıllardır ihmal edilen tarihi eserlerin, iyi niyetlerle yola çıkılarak restore edilmesi elbette önemliydi, fakat bir kısmının sonuçları beklendiği gibi olmadı. Restore edilmese daha iyiydi, dedirtecek kadar hatalar yapıldı. Sivas'ta, Selçuklu sultanlarından I. izzettin Keykavus'un kabrinin bulunduğu türbe, Ankara Hamamarkası'ndaki 400 yıllık tarihî; Zeynel Abidin Camii, Sivas'taki Gök Medrese ve Kale Camii, Van depremi sonrasında restore edilen kısmı yıkılan Hüsrev Paşa Camii, Ağrı İshak Paşa Sarayı'nın cephelerdeki ve çatıdaki uygulama hataları... Liste uzayıp gidiyor.

    Kasımda dünya liderlerini ağırlayacak

    15-16 Kasım'da gerçekleştirilecek ve Obama, Merkel, Putin gibi dünya liderlerinin katılmasının beklendiği G-20 Liderler Zirvesi'ne bu yıl Türkiye ev sahipliği yapacak. Serik'e bağlı Belek Turizm Bölgesi'nde düzenlenecek zirve kapsamında Aspendos Antik Tiyatrosu da bulunuyor. İki gün sürecek zirvede, Belek'e 6 kilometre uzaklıktaki antik tiyatroya bir gezi düzenlenecek ve akşam da konser verilecek.


    0 0

    Bu yıl 18-24 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan ancak 29 Kasım-6 Aralık tarihlerine ertelenen Uluslararası Antalya Film Festivali'ne başvurular başladı.

    Festivalin, geleneksel 'ulusal ve uluslararası' yarışmalarına katılım ve başvuru süreçlerini anlatan yönetmelikle birlikte, başvuru formlarına festivalin internet sitesinde yayımlandı. Festivalde bu yıl senaryosunun üçte birlik kısmı Antalya'da çekilecek olan uzun metrajlı film projelerinin de ilk kez destekleneceği 'Antalya Film Destek Fonu' ile 'Kısa Film' seçkisinde yer almak üzere katılım göstermek isteyenler içinde yönetmelik ve katılım koşullarını aynı adreste yayımlandı.

    Geçen yıl başlatılan 'Antalya Film Forum' proje geliştirme ve post prodüksiyon aşamasındaki ulusal filmleri bu yıl da desteklemeye devam edilecek. Antalya Film Forum'a ait 'Kurmaca Pitching Platformu, Belgesel Pitching Platformu ve Work in Progress' bölümlerinin yönetmelik ve başvuru formları da bugünden itibaren internet sitesi üzerinden görüntülenebilecek. 'Uluslararası Yarışma, Kısa Metrajlı Film Seçkisi ve Antalya Film Destek Fonu' için son başvurular 12 Ekim 2015 tarihine kadar, Ulusal Yarışma'ya başvuracak 'Uzun Metrajlı Kurmaca, Belgesel, Animasyon ve Deneysel' türde yerli yapımlar için son başvuru tarihi 26 Ekim 2015 olarak belirlendi.

    (CİHAN)


    0 0

    Türk sinemasının 100. yılı anısına düzenlenecek Beyaz Perde Gecesi, şimdiye kadar yapılanlardan biraz farklı.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek etkinlikte ‘sabaha kadar' yerli film izlenecek. Etkinlik, 2 Ekim Cuma akşamı Beyoğlu'ndaki Sahne Pulcherie'de saat 18.30'da başlayacak. Sinemanın Türkiye'deki serüvenini dünüyle bugünüyle izlemenin yanı sıra emek veren tüm isimleri anmayı amaçlayan etkinlik, gece boyunca aralıksız sürecek film gösterimlerine ev sahipliği yapacak. Serra Yılmaz'ın katılımıyla ertesi gün sabah 06.00'ya kadar sürecek etkinlikte Şimdiki Zaman, İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek, Ah Güzel İstanbul ve Muhsin Bey filmlerinin gösterimi yapılacak. (0212 244 25 36)


    0 0

    Türkiye Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu, insan hak ve özgürlükleri paydasında söz söylemek isteyenleri sinema perdesinde buluşturuyor.

    ‘İnsan hakları için sesinizi duyurun' mottosuyla düzenlenen kısa film yarışması, ülkede yaşanan insan hakları ihlallerini amatör-profesyonel yapımcıların gözünden gündeme taşıyacak. AB Delegasyonu ‘10 Aralık İnsan Hakları Günü' paydasında hayata geçirdiği yarışma projesi özünde, filmler üzerinden toplumda insan hakları konusunda farkındalık oluşturmayı, özgür düşünceyi, hür ifadeyi teşvik etmeyi amaçlıyor.

    Yarışmaya katılan eserler jüri esasıyla ön elemeye tabi tutulacak. Finale kalan 10 film gösterime hak kazanacak. Bu 10 eser arasından ilk üçe giren çalışmalar ödüllendirilecek. Finale kalan filmler, Aralık 2015'te düzenlenecek 5. Avrupa Birliği İnsan Hakları Film günleri çerçevesinde gösterilecek. Yarışmada birinci gelen esere HD kamera ve lens, ikinciye HD kamera verilecek. Diğer yarışmacılar da Oberhausen Kısa Film Festivali'ne katılım hakkıyla ödüllendirilecek. Yarışmaya başvuru 16 Kasım 2015'te sona erecek. Başvuru ve yarışma şartları Türkiye AB Delegasyonu sitesi www.avrupa.info.tr'de.


    0 0

    Ülke gündemi ve yaşanan terör olayları gerekçe gösterilerek ertelenen 52. Uluslararası Antalya Film Festivali'ne başvurular başladı.

    Bu yıl 29 Kasım - 6 Aralık arasında gerçekleşecek festivalin, geleneksel ‘Ulusal' ve ‘Uluslararası' yarışmalarına katılım ve başvuru süreçlerini anlatan yönetmelikle birlikte başvuru formlarına festivalin internet sitesi üzerinden ulaşılabilir. Ayrıca bu yıl, senaryosunun üçte birlik kısmı Antalya'da çekilecek uzun metrajlı film projelerinin ilk kez destekleneceği Antalya Film Destek Fonu ile Kısa Film seçkisine katılmak isteyenler de ilgili yönetmelik ve katılım koşullarını aynı adreste bulabilir. Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleşen Antalya Film Forum, proje geliştirme ve yapım sonrası aşamadaki ulusal filmleri bu yıl da desteklemeye devam ediyor. Antalya Film Forum'a ait Kurmaca Pitching Platformu, Belgesel Pitching Platformu ve Work in Progress bölümlerinin yönetmelik ve başvuru formları da festivalin internet sitesinde yer alıyor. İnternet üzerinden yapılacak Uluslararası Yarışma, Kısa Metrajlı Film Seçkisi ve Antalya Film Destek Fonu için son başvuru tarihi 12 Ekim. Ulusal Yarışma'ya başvuracak Uzun Metrajlı Kurmaca, Belgesel, Animasyon ve Deneysel türde yerli yapımlar için son başvuru tarihi ise 26 Ekim.


    0 0

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aspendos Antik Tiyatrosu'ndaki ‘mermer' kriziyle ilgili önceki gece bir açıklama yaptı. Bakanlık, antik tiyatronun taş basamaklarının mutfak mermeriyle restore edildiği iddialarına karşı uygulamayı savundu: “Taşlar iklim ve tabiat şartları ile zamanla değişecek ve orijinal taş malzemenin rengini alacak.” Bu açıklama hem sosyal medyada hem bilim çevrelerinde eleştirilirken Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, eleştirileri ‘ideolojik linç' olarak değerlendirdi.

    Antalya Serik'teki Aspendos Antik Tiyatrosu'nun restorasyon çalışmalarında tarihi yapının orijinal dokusuna uygun malzemeler kullanılmadığına yönelik medyada yer alan haberler nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı açıklama yaptı. Açıklamada 2000 yıllık antik tiyatronun orijinal basamaklarından numune alındığı ve özgün taşlara en yakın özelliklere sahip, homojen yapıda, ‘Korkuteli Beji' rengindeki kireç taşının kullanılması kararı alındığı ifade edildi.

    Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü uzmanları denetiminde kullanılan yeni malzemenin iklim ve tabiat şartlarının etkisiyle zamanla orijinali ile aynı renge dönüşeceği belirtilen açıklama şöyle: “Aspendos Antik Tiyatrosu'nun restorasyon çalışmaları, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararı ile uygun bulunan rölöve, restorasyon, restitüsyon, statik ve elektrik projeleri doğrultusunda yapılmıştır... Tiyatronun orijinal basamaklarından numune alınmış ve çeşitli bölgelerdeki taş ocakları araştırılarak söz konusu numunelere uygun taş örnekleri toplanmıştır. Sonrasında orijinal taşın ve örnek alınan numunelerin analizleri yapılmak üzere laboratuvara gönderilmiştir. Laboratuvar sonuçları doğrultusunda ve Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun yerinde yaptığı inceleme sonucu “eksik taşların yerine, laboratuvar testleri sonucu, renk, doku gibi fiziksel özelliklerinin yanında, basınç dayanımı, kütlece su emme, yoğunluk vs. mekanik özellikleri ile de özgün taşlara en yakın özelliklere sahip, homojen yapıda, ‘Korkuteli Beji' rengindeki kireç taşının kullanılması” kararı alınmıştır... Ayrıca söz konusu tiyatronun orijinal taşları yaklaşık 2000 yıllık olup çevresel etmenlerle (yağmur, rüzgâr vb.) yıpranmış ve üzeri grileşmiştir. Geçen zaman içerisinde taştaki renk ve doku deformasyonu taşın içine kadar nüfuz etmiştir. Restorasyonda kullanılan taşların rengi iklim ve tabiat şartlarının etkisi ile zamanla değişerek patina oluşturacak ve orijinal taş malzemenin rengini alacaktır.”

    BAKAN TOPÇU: ELEŞTİRİLER İDEOLOJİK LİNÇ

    G-20 Turizm Bakanları Toplantısı'na katılmak üzere dün öğle saatlerinde Antalya'ya giden Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, restorasyona yönelik eleştirilerin ideolojik linç niyeti taşıdığını belirterek, “Birilerinin şuradan ne çıksa da vursam, iktidarı yerle yeksan etsem anlayışından vazgeçmesi lazım. Kültür varlıklarımızın korunması kollanması siyasete alet edilecek bir şey değil.” dedi. Restorasyon çalışmalarının bir kurul, teknik heyet denetiminde, hazırlanan raporlar doğrultusunda gerçekleştiğini aktaran Topçu şöyle devam etti: “Sabah eline kazmayı küreği alan bu işleri yapmıyor. Bunu eleştiri konusu yapanlar da bunu gayet iyi bilir. Her şeyi siyasallaştırıyoruz. Bu doğru değil. (...) Aspendos'un tadilat ve onarımıyla ilgili bu laflar kimin işine yarar? Bu eleştiriler kimin işine yarar? Antalya'nın turizm sektörünün işine yaramaz, kültür varlıklarımızın işine yaramaz. Burada doğru söz yok bir kere... Cümle kurmaktan aciz insanlar bu işi siyasete alet ederse bu doğru olmaz.”


    ‘Kireç taşı kullanıldı'

    Özgün malzeme niteliklerinin belirlenmesi konusunda doktora yapan İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Cem Oğuz, Aspendos Tiyatrosu'nun restorasyonu sırasında bakanlık tarafından üstün körü deneyler yapıldığını, özgün malzeme özellikleri belirlenmeden ya da formaliteden bazı deneyler yapılarak malzeme seçildiğini öne sürdü. Tarihi yapının oturma gruplarının restorasyonunda sadece bürokrasiyi tamamlamak için ve göz kararı, müteahhidin keyfine göre işlem yapıldığına değinen Cem Oğuz, “Korkuteli beji' olarak nitelendirilen malzeme, muhtemelen antik yapıya yakın noktada alınmış bir kireç taşı. Alınan yer de bellidir. Türkiye'de özgün yapı malzemelerinin özelliklerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar bürokratik bir formalitenin yerine getirilmesinden öteye gitmiyor.” dedi.

    ‘Garip bir açıklama'

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ‘restorasyonda kullanılan malzemenin renginin iklim ve tabiat şartlarının etkisi ile zamanla değişerek patina oluşturacağı ve orijinal olan 2000 yıllık taş malzeme ile aynı renge dönüşeceği' yönündeki açıklamasını, ‘garip' olarak değerlendirdi ve ekledi: “Mermerlerin 2 bin yıl sonra aynı hale geleceğini umuyorlar. Biz de restorasyon çalışmasının artık ne hale geldiğini burada görüyoruz.”


    0 0

    Bu yıl 52'nci kez düzenlenecek Uluslararası Antalya Film Festivali'nde belgesel ve kısa film yarışmaları kaldırıldı.

    Bu yıl 25 Kasım- 6 Aralık tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak 52'nci Uluslararası Antalya Film Festivali'nin yarışma yönetmelikleri açıklandı. Festivalin merakla beklenen 'Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nın kapsamı belgesel, deneysel ya da animasyon uzun metrajlı Türkiye yapımı filmleri içine alacak şekilde genişletildi.

    Kurmaca dahil en az 60 dakika uzunluğunda farklı türdeki yapımların başvurabileceği bu yarışma için geçen yıl kaldırılan 'İlk gösterimini Antalya Film Festivali'nde yapma' şartı, bu yıl da korundu. Festivale sadece Türkiye'de katıldığı herhangi bir ulusal festivalden 'En İyi Film ödülü' almış filmler başvuramayacak. Bu yıl adındaki 'Altın Portakal'ı bırakarak Antalya Film Festivali'ne dönüşen organizasyonda bu kategoride ödül alan yapımlar için iki ayrı gece düzenlenecek.

    En İyi Film'in 50 bin lira para ödülü ve yine aynı değerde dağıtım desteği ödülü verileceği kapanış gecesinde En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Müzik, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ödülleri dağıtılacak. Daha önce oyuncu ödülleri hariç para ödülü de bulunan bu ödüllere 52'nci yılında sadece Altın Portakal Heykelciği verilecek. Festivalin kapanış gecesinden bir gece önce düzenlenecek ödül töreninde ise 'En İyi İlk Film', 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu', 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu', 'En İyi Görüntü Yönetimi', 'En İyi Kurgu' 'En İyi Sanat Yönetimi' ödülleriyle birlikte Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü ve Behlül Dal Jüri Özel Ödülü verilecek. Bu ödüllerin karşılığı da Altın Portakal Heykelciği olacak.

    Festivalin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışma kategorisinin kapsamı genişlerken 'Altın Portakal' döneminin Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Metrajlı film yarışmaları kaldırıldı. 51'inci yılında Reyan Tuvi'nin yönettiği Gezi belgeseli 'Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek' üzerinden yaşanan sansür tartışmaları ve 13 yapımın festivalden çekilmesiyle iptal edilen 'Ulusal Belgesel Film Yarışması' bu yıl yapılmayacak. Belgeselciler şanslarını Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması içinde deneyecek.

    Festivalde bu yıl kısa filmler bir seçki olarak yer alacak. Seçkideki filmler ulusal ve uluslararası yarışma için seçilen filmlerin gösterimi öncesi sinema salonlarında gösterilecek. Seçkideki filmler izleyicinin oylamasına açılacak ve gösterilecek filmlerden biri halk oylamasıyla 'İzleyici Ödülü'nün sahibi olacak ve Altın Portakal Heykelciği sahibi olacak. Bu yıl Avrupa, Orta Asya ve Akdeniz ülkelerinden filmlerin katılımına açık olan uluslararası Uzun Metrajlı Film Yarışması'nda ise ödül 50 bin Euro olarak yönetmelikte yer aldı.

    (DHA)


    0 0

    İtibar, yeni yayın dönemine yeni bir kapak tasarımı ile merhaba diyor. Beşinci dönemin ilk sayısında Kemal Sayar'la yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.

    İbrahim Tenekeci yönetiminde aylık olarak çıkan İtibar, yeni yayın döneminin ilk sayısı olan Ekim sayısını, 49 sayı boyunca dergide yer almış yüzlerce ismi anarak açıyor. Hemen ardından Hasan Aycın'ın bir çizgisi geliyor. Derginin şiir sayfaları İlker Nuri Öztürk'ün “Uyku Provası”, İbrahim Tenekeci'nin “Çabuk Kirlenir”, Zafer Acar'ın “Yusuf ile Leyla” ve Ali Emre'nin “Güzel Acı” isimli şiirleriyle devam ediyor. Bu sayının diğer şairleri ise, Aykut Nasip Kelebek, Zeynep Tuğçe Karadağ, Muhammed Mücahit Yılmaz, Kâzım Berkay Özkardaş, Abdüssamed Bilgili, Nurettin Durman, Leylâ İpekçi, Abdullah İlhan, Raşit Ulaş, Seyyid Ensar, Ömer Fatih Andı, Rıdvan Tulum, ve Cevat Akkanat. Bu sayının arka kapak şiiri ise Ahmet Murat'a ait.

    Derginin Ekim sayısının öykü sayfalarında Güray Süngü'nün “Vicdan Sızlar”, Necip Tosun'un “Teneffüs”, Aykut Ertuğrul'un “40 Hadis'ten: İman, Merhamet, Rüya”, Zeki Bulduk'un “Ağlayan Deve”, Muhsin Macit'in “Sicil”, Yunus Emre Özsaray'ın “ L'nin Şehri Terk Edişi”, İsmail Isparta'nın “Karabasan” ve Doğukan İşler'in “K'avun” öyküleri bulunuyor. Bu sayının sürprizlerinden biri de Sadık Yalsızuçanlar'ın yeni romanından bir bölüm: “Şiirin Rüzgârı”.

    Kemal Sayar: Hiçbir Bağımlılık İyiye Gitmez

    İtibar'ın Ekim sayısında, Said Yavuz ve Ahmet Edip Başaran Kemal Sayar'la bir söyleşi gerçekleştirmiş. Kemal Sayar, “kıyıcılığın, had tanımazlığın şaha kalktığı bir zaman”dan konuşuyor. Denemeleriyle büyük beğeni toplayan Mustafa Çiftci, “Gurbetçiye Hediye” ile dergide yer alıyor. Hemen arkasından Ercan Yıldırım'ın mühim bir yazısı geliyor: “Neoliberal İslamcılığın Kalesi”. Hüsrev Hatemi “Bir Sufi: Kasım-ı Envar”, Mustafa Aydoğan “Yalnızlık Mahşeri: Alaeddin Özdenören”, başlıklı yazılarıyla derginin düzyazı sayfalarında yer alıyorlar. M. Fatih Andı, “Peygamber'i Şiirle Sevmek” üst başlıklı yazılarına kaldığı yerden devam ediyor. Bu yazısının başlığı: “Kalb ile Tasdik, Dil ile İkrar: Hiç Unutmadım”. Harun Togay, Tarık Tufan, Güven Adıgüzel, Necip Tosun, Ercan Yılmaz, Nadir Aşçı, İbrahim Gökburun, Meryem Dalğıç ve İbrahim Tenekeci yazılarıyla İtibar'ın Ekim sayısına katılan diğer isimler.


    0 0

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca'nın danışmanlığında düzenlediği Türk müziği konserlerine yeni sezonda devam ediyor.

    Ekimde yapılacak iki konserde Fehmi Tokay ve Selahattin Pınar'ın eserleri seslendirilecek. Konserlerin ilki 4 Ekim Pazar günü saat 15.30'da gerçekleşecek. Bayati makamında bestelediği “Benzemez Kimse Sana” bestesi ile gönüllere taht kuran Fehmi Tokay'ın ezgileri, misafir solist Adnan Mungan tarafından seslendirilecek. Sezonun ikinci Türk müziği konseri ise 25 Ekim Pazar günü saat 15.30'da yapılacak. Hicaz makamındaki unutulmaz bestesi “Bir Bahar Akşamı” ile hatırlanan Selahattin Pınar'ın bestelerini ise misafir solist Bekir Ünlüataer yorumlayacak.


    0 0

    25 Kasım-6 Aralık arasında düzenlenecek 52. Uluslararası Antalya Film Festivali'nin önceki gün açıklanan yarışma yönetmeliklerine göre, festivalde bu yıl belgesel ve kısa film yarışma bölümü yok.

    Geçen yıl, Reyan Tuvi'nin Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek adlı belgeselinin son anda yarışmaya alınmamasıyla patlak veren sansür krizinin ardından bu yıl belgesel film yarışması yapılmayacak. Buna bağlı olarak festivalin merakla beklenen ‘Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nın kapsamı belgesel, deneysel ya da animasyon uzun metrajlı Türkiye yapımı filmleri içine alacak şekilde genişletildi. Festivalde bu yıl kısa filmler bir seçki olarak yer alacak. Seçkideki filmler ulusal ve uluslararası yarışma için seçilen filmlerin gösterimi öncesi sinema salonlarında gösterilecek. Seçkideki filmler izleyicinin oylamasına açılacak ve gösterilecek filmlerden biri halk oylamasıyla ‘İzleyici Ödülü'nün sahibi olacak ve Altın Portakal Heykelciği sahibi olacak. Yönetmelikte ‘İlk gösterimini Antalya Film Festivali'nde yapma' şartı, bu yıl da korundu. Festivale sadece Türkiye'de katıldığı herhangi bir ulusal festivalden ‘En İyi Film ödülü' almış filmler başvuramayacak. Bu yıl adındaki ‘Altın Portakal'ı bırakarak Antalya Film Festivali'ne dönüşen organizasyonda bu kategoride ödül alan yapımlar için iki ayrı gece düzenlenecek.


    0 0

    Koç Üniversitesi öğrencilerinin kurduğu Sahnesizler grubunun yeni oyunu “Kuşlar Meclisi”, bugün ve yarın Koç Üniversitesi'nde sahnelenecek.

    Tasavvuf edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan, 12. yüzyılın ünlü İranlı şairi Feridüddin Attar'ın Mantık Al-Tayr (Kuş Dili) eserinden yola çıkan Kuşlar Meclisi, Peter Brook ve Jean-Claude Carriere tarafından oyunlaştırıldı. Yönetmenliğini Çiğdem Selışık Onat, koreografisini Bedirhan Dehmen üstlendiği oyun 25 Ekim'de Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi'nde izlenebilecek.


older | 1 | .... | 318 | 319 | (Page 320) | 321 | 322 | .... | 375 | newer