Image may be NSFW.
Clik here to view.
Yaşayan en önemli orkestra şefi Zubin Mehta, 42. İstanbul Müzik Festivali'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü dün akşam Aya İrini Müzesi'nde gerçekleştirilen törenle aldı. 78 yaşındaki Hindistanlı orkestra şefi Mehta ile yarım asrı geçen müzik hayatını, Saraybosna ve İsrail'de verdiği konserleri konuştuk.Türkiye'deki ilk konserinizi 1967'de vermişsiniz. Yıllar içinde ne gibi anılar biriktirdiniz?Los Angeles Filarmoni Orkestrası ile 1967'de çıktığımız dünya turnesinde vermiştim burada ilk konseri. Ankara'da da bir sergi salonunda çaldık. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da birinci sıradaydı ve uyuyakaldı. Konserden sonra uzunca konuşma imkânımız oldu, harika bir insandı. Ama ben de çok uyuyorum konserlerde. Sonra da 1984'te New York Filarmoni Orkestrası ile geldim. Şu an ismini hatırlamadığım büyük bir yerde çaldık. Çok uzun yıllar kapalı kalmış bir yerdi burası, bu yüzden binlerce kuş yuva yapmıştı. Sonra orayı konsere hazırlamak üzere temizlemek için bütün kuşları öldürdüler. Müzisyen arkadaşlarım bunu duyduklarında şoke oldular ve orada çalmak istemediler. Onlara, burada misafir olduğumuzu ve her şeyin çok iyi hazırlandığını söyledim. Böylece konserimizi verdik.İsrail'de verdiğiniz konserlerin, Filistinliler ile Yahudiler arasındaki gerilimi düşürmeye katkısı oluyor mu?Biraz da olsa yardım ettiğini düşünüyorum. İnsanların birbirine gülümsemesini sağlıyor. Ve İsrail'in bu noktasında, kuzeyde, Yahudiler ve Araplar arasında hiçbir sorun yaşanmıyor. İsrailli Araplar, İsraillilerin sahip olduğu bütün haklara sahipler. Umarım yakın zamanda Filistin devleti de resmî olarak tanınır. O zaman buradaki Arapların Filistin'e mi gideceği yoksa İsrail'de mi kalacağını bilmiyorum.İsrail'in politikalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?İsrail politikalarının tamamına katılmıyorum. Bunu oradaki gazete röportajlarımda da dile getiriyorum. Dost olduğumu bildikleri için, fikirlerime katılmasalar bile konserlere geliyorlar. İsrail'in sonradan diplomatik ilişkilere başladığı Hindistan ve Çin'de de konserler verdik. Oralara müzikle gitmemizin pozitif karşılıkları oldu. Çünkü politik mesajlar götürmüyorduk. Ve “inşallah” bir gün İsrail Filarmoni ile Arap ülkelerinde konserler vermek istiyorum.SARAYBOSNA KONSERİNDE SEYİRCİ YOKTU1994 yılında savaşın tam ortasında Saraybosna'da verdiğiniz bir konser var. Bu konser için teklif geldiğinde ilk anda ne düşündünüz?Konseri İtalyan Mario Dradi organize etti. O zamanlar Münih'te bir opera yönetiyordum. Bu konsere katılabilmek için izin istedim. Kanadalı bir taşıma uçağıyla gittik. 4 tane de harika İtalyan sanatçıyı yanımıza aldık. Sırplar Saraybosna Milli Kütüphanesi'ni bombaladıkları için hiç seyirci yoktu. Konseri dünyaya gösterebilmek için sadece televizyon kaydı alınmıştı. İyi bir şey yaptık.Avrupa'nın yanı başındaki savaşa sessiz kalmasına rağmen sizi Bosna'ya getiren duygu neydi?İnsanlar için. Saraybosna Yahudilerin, Hıristiyanların, Müslümanların ve Hinduların harmoni içinde bir arada yaşadıkları bir yerdi. Yugoslavya zamanında hiçbir zaman problem yaşanmadı bu insanlar arasında. Hırvatistan'da Sırp orkestrasıyla ilk defa konser verdiğimizde gösterilerin olmasını beklemiştik. Ama hiçbir şey olmadı. Sembolik olarak yaptığımız iş çok anlamlı oldu. Ne kadar yardımcı oluyor bilmiyorum ama küçük şeyler yapmaya çalışıyoruz.Aliya İzzetbegoviç'le tanıştınız mı? O konseri izledi mi?Evet, konsere geldi. Oraya koydukları sandalyede bizi dinledi. Çok olumluydu.Peki siz ülkesindeki savaşa dikkat çekebilmek için müziğe ümit bağlayan lider hakkında ne düşündünüz?Gördüğünüz gibi müzik sadece uzmanlık alanım değil, aynı zamanda benim dilim. Müziğin gücünü hiçbir zaman küçük görmemek gerektiğini düşünüyorum. Politikacılar müziğin insan ruhu için ne kadar önemli olduğunu anlamıyorlar. Ve bizi bu anlamda kullanmıyorlar. İsrail, dünyada çok tanınan bir ülke değil, konser için gittiğimizde İsrail'in politikalarını değil, müzisyenlerinin olumlu jestlerini görüyorlar. Ama bunu politikacılar anlamıyor. Hiçbir maddi destekleri olmuyor.
Clik here to view.
