![]()
Bu yıl 5.si gerçekleşen İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nin en önemli etkinliği Alberto Manguel'in Tanpınar'ın izinde 'beş şehir'i gezmesiydi. Manguel geldi, yaklaşık on günlük yoğun bir programla turu tamamladı ve pazar günü ülkemizden ayrıldı. Ona eşlik ettiğimiz üç günde biz de Manguel'in izini sürdük.Bir perşembe sabahının erken saatleri… Arjantinli usta yazar Alberto Manguel, büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın izini beş şehirde sürmek üzere yola koyuluyor. Bu uzun yolun ilk durağı Osmanlı’nın göz bebeği İstanbul. Tanpınar’ın “İstanbul, büyük mîmârî eserlerin olduğu kadar küçük köşelerin, sürpriz peyzajların da şehridir. Hattâ iç İstanbul’u onlarda aramalıdır. Büyük eserler ona uzaktan görülen yüzünü verirler; ikinciler ise onu çizgi çizgi işleyerek portrenin içini dolduran, büyük tevrîdin kurduğu çerçeveyi bin türlü psikolojik hâl ile yaşanmış hayat izleriyle tamamlayan eserdir.” diye bahsettiği şehirde Manguel’in ilk rotası İstiklal Caddesi oluyor. Taksim Meydanı’nda başlayıp arka sokaklardan Karaköy’e uzanan bu yürüyüşte Manguel, Ermeni Kilisesi’ni ve Galata Mevlevihanesi’ni ziyaret ediyor ve fırsat buldukça göz atmayı ihmal etmediği sahaflara uğruyor. İlk gün girdiği sahaflarda ise usta yazarın aradığı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ve Nazım Hikmet’in birinci basım kitapları oluyor. Henüz okuyamasa da Arapça bir divan satın almayı da ihmal etmiyor Manguel. Konuşup yazabildiği beş dilin yanı sıra Arapça da öğrenmeye çalıştığını ve daha iyi öğrenebilmek için Arabistan’a gitmek istediğini anlatıyor sahaf ziyaretlerinden birinde. Manguel’e Tanpınar’ı sorduğumuzda, ismini ilk defa Fransa’daki yayıncısından duyduğunu anlatıyor. Yayınevi yönetmeninin övgülerinden sonra okumaya karar vermiş Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü. Sonra da on gününü Türkiye’de geçirmesine vesile olan Beş Şehir’i. “Tanpınar, Avrupa’da neden okunmuyor, hayret ediyorum.” diyor onun harika, birinci sınıf bir yazar olduğunu anlatırken. Onu diğer büyük edebiyatçılarla bile kıyaslamaktan çekinen Manguel, Tanpınar’ın izini takip etmenin ilginç bir deneyim olacağını söylüyor gezinin ilk gününde. Moda, Kadıköy hattından sonra birkaç saatlik bir dinlenme diliminin ardından onu surlara götürmemizi istiyor Manguel. Neden İstanbul’da başka bir yer değil de surları görmek istediğini sorduğumuzda ise Konstantinopol’ün sınırlarını görmek istediğini söylüyor. Onu Fatih Sultan Mehmet’in ordusunun Bizans surlarında açtığı ilk gediğin bulunduğu noktaya götürüyoruz. Manguel’in surlara dokunurken, seyrederken, sükûnetle etrafında dolaşırken ve defterine eskizini çizerken ne düşündüğünü, ne hissettiğini kestirmek güç…AYNALI ÇARŞI’DA KARAGÖZ İZLEDİManguel’in İstanbul’dan sonraki durakları sırayla Erzurum, Konya, Ankara ve Bursa’ydı. Her birinde şehri ona anlatacak uzmanlar eşlik etti kendisine. Bursa’da geçirdiği son iki gününde Endülüs camilerine benzettiği Emir Sultan Camii’ni, içindeki odalardan birinde Osman Hamdi’nin Kaplumbağa Terbiyecisi’ni yaptığı ve Tanpınar’ın da “Bursa’da eğer bir cami gezilecekse o Yeşil Cami olmalı.” dediği camiyi ve Ulu Cami’yi gezdi; pencere pervazlarına, camilerdeki mermer kuş evlerine, aynalı hatlara, hatlardaki renk ayrımlarına dikkat etti. Gördüğü her detayın farklarını, anlamlarını, tarihlerini öğrenmek istedi. Tarihi Irgandı Çarşılı Köprüsü’nde ney dinledi ve Aynalı Çarşı’da Şinasi Çelikkol’un sunduğu Hacivat-Karagöz ortaoyununu izledi. Yazar, beş şehre yaptığı bu yoğun programda durup kendini, şehri dinlemeye fazla zaman bulamadı ki yeniden her şehri ayrı ayrı bir kez daha ziyaret edecek. Bizlere ise Manguel’in gözünden Tanpınar şehirlerini yeniden okumak için Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanacak kitabın çıkacağı günü beklemek düşüyor.Yemek tarifi aldıManguel’in en büyük zevklerinden biri yemek pişirmek. Türkiye’deki günlerinde de tadını beğendiği yemeklerin, mezelerin ve sosların içindekileri ve yapılışlarını not almayı ihmal etmedi usta yazar. Evindeki Osmanlı mutfağından tarifler veren kitaptan çok sayıda tarifi denediğini anlatıyor ama yine de en iyi pişirdiği yemeklerin Hindistan, Afrika ve İtalyan mutfağı olduğunu söylüyor.