Are you the publisher? Claim or contact us about this channel


Embed this content in your HTML

Search

Report adult content:

click to rate:

Account: (login)

More Channels


Channel Catalog


Channel Description:

İnternetin İlk Türk Gazetesi, Türkiye’nin haber sitesi - Son haberler, Ekonomi, Politika, Yorum, Spor, Güncel, Teknoloji, Sağlık, Otomobil, Kültür Sanat, Magazin, Dış Haberler, Dünya Haberleri, Yerel Haberler ve Haber Arşivi. - Zaman Gazetesi

older | 1 | .... | 369 | 370 | (Page 371) | 372 | 373 | .... | 375 | newer

    0 0

    İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 1909 yılında yaptığı ‘Femme Asise' isimli tablo, rekor fiyata satıldı.

    Londra'daki açık artırmada 64 milyon dolara alıcı bulan tablo Picasso'nun kübist çalışmaları arasında en yüksek fiyata satılan eser olarak rekor kırdı. Tablo, ayrıca 2010 yılından beri Londra'da bir sanat eseri için ödenen en yüksek ücret olarak kayıtlara geçti.


    0 0

    Aydın'ın Germencik ilçesinde, çevresinde "romantik tesisatçı" olarak tanınan Atilla Mercimek, eşine duyduğu aşkı 700 kıtayı bulan şiirle dile getirdi

    Azerbaycan'da inşaat işçiliği yaptığı dönemde aşık olup evlendiği eşine sevgisini anlatmak isteyen Atilla Mercimek, 700 kıtadan oluşan şiir yazdı.

    Askerliğini tamamlamasının ardından su ve doğalgaz tesisatı kurulumu ve tamiri ile ilgili çalışmaya başlayan, inşaat projeleri için farklı kentlere giden Mercimek, bu süreçte de şiir tutkusundan vazgeçmedi.

    Arkadaşlarının kendisine "romantik tesisatçı" lakabını taktığını dile getiren Mercimek, Bakü'de çalıştığı sırada aşık olduğu eşine 3 yılda 700 kıtalık şiir yazdı.

    Şiirlerini yazdığı 130 sayfadan oluşan yaklaşık 35 metreyi bulan kağıdı komşularının yardımıyla sokakta açan Mercimek, iş arkadaşlarının yanı sıra mahalle halkı tarafından da "romantik tesisatçı" olarak anılıyor.

    AA muhabirine, 2012'de Türk müteahhitlik şirketinin yürüttüğü konut projesinde çalışmak üzere Bakü'ye gittiğini anlatan Mercimek, hiçbir zaman vazgeçmediği şiir yazma tutkusunu burada da sürdürdüğünü söyledi.

    "Şiirlerim anlam kazandı"

    Mercimek, Bakü'de şiir dinletisi sunulan bir mekanda karşılaştığı ve ilk görüşte aşık olduğu eşiyle tanışmasını şöyle aktardı:

    "Bir gün iş çıkışı şiir dinletisinin olduğu mekana gittim. Orada Gülebatın'ı gördüm. Çok etkilendim ve kendisine şiir yazdım. Sonra kendisiyle bir vesile ile tanıştım. O hayatıma girdiği andan itibaren eşime her gün şiir yazmaya başladım. O zamana kadar da şiir yazıyordum ama şiirlerimin anlam kazandığını onu gördükten sonra anladım. Yazdığım her kıtanın anlamı farklı olmaya başladı. Kafkas Üniversitesi Edebiyat Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan Gülebatın ile evlendik. Okulu bittikten sonra da Türkiye'ye geldik."

    Eşini ve ona olan aşkını anlatmak için Azerbaycan'da yazmaya başladığı şiirin 3 yılda 700 kıtaya ulaştığını dile getiren Mercimek, bu çalışmasının edebiyat tarihi açısından da eşine az rastlanır olduğunu savundu.


    0 0

    Antalya'nın ilk camisi olarak kayıtlara geçen 8 asırlık Korkut Camii (Kesik Minare), Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğünün çalışmalarıyla yeniden ibadete açılacak.

    Kayıtlara göre Antalya'nın ilk camisi olan, 1890 yılında çıkan yangından itibaren ibadet yeri olarak kullanılmayan 8 asırlık Korkut Camii (Kesik Minare) aslına uygun olarak restore edilerek yeniden ibadete açılacak.

    Kaleiçi Hesapçı Sokak'ta bulunan ve milattan sonra 6. yüzyılda Roma tapınağı olarak inşa edilen yapı, Bizanslılar döneminde bazilikaya (Hristiyanlığın ilk dönemlerinde ibadethane olarak kullanılan yapı) çevrildi.

    Selçukluların Antalya'yı fethinden sonra yapıya Camii Cedid (Yeni Cami) adı verildi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 2. Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'un Teke Sancakbeyliğine atanması sonrasında tamir ettirilen cami, "Korkut Camii" adını aldı. Şehzade Korkut, camiye bir de minare ekletti.

    Cami, 1890'da çıkan yangında büyük hasar gördü. Minaresinin ahşap külahının yanması üzerine cami, halk arasında "Kesik Minare" olarak anılmaya başladı.

    1974 yılında kısmı restorasyon yapılan ve yıkılmaya yüz tutan bazı alanların çökmesi engellen yapının çevresi ise aynı dönemde demir parmaklıklarla çevrildi.

    Camiyi projelendirerek en kısa sürede Antalyalıların hizmetine sunacaklarını kaydeden Vakıflar Antalya Bölge Müdürü Hüseyin Coşar, "8 asırlık cami 120 yıldır atıl vaziyette duruyordu. Aslına uygun bir şekilde orta nefin cami olarak yapılmasını, etrafındaki diğer dinlere ait müştemilatın da aslı korunarak açık hava müzesi olarak ziyarete açılmasını sağlayacağız. Yani burada bütün devrin özelliklerini görebileceğiz. Bazilika, kilise ve tapınak olduğu dönemdeki izler görülecek. Biz burayı onararak yapının tamamen yok olmasını da önlemiş olacağız." dedi.


    0 0

    Düzce'nin Akçakoca ilçesinde çivi kullanılmadan çantı tekniğiyle inşa edilen camiler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin silah arkadaşı ve yoldaşı olarak bilinen, ilçeye ismini veren Akçakoca Bey döneminde çivi kullanılmadan çantı yöntemiyle inşa edilen tarihi camiler, zamana meydan okuyor.

    Orhan Gazi döneminde çantı tekniğiyle yapılan Orhangazi Camisi, ilçedeki tarihi ibadet mekanları arasında yer alıyor. Çayağzı köyündeki Osmanlı mezarlığı alanında 1323te' inşa edilen tarihi cami, 7 yıl önce gerçekleşen restorasyonun ardından ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

    Bahçesinde bulunan büyük ıhlamur ağaçlarının kokusu eşliğinde ziyaretçilerine kapısını açan ve yaklaşık 10 dönüm üzerine kurulu caminin bahçesinde, Osmanlı dönemine ait mezar taşları göze çarpıyor.

    182 yaşındaki ibadethane tarihi dokusu ile ziyaretçileri cezbediyor

    Alt kısmı yığma taşlarla, üstü ahşaptan inşa edilen Orhangazi Camisi, 8 metre en ve 12 metre yüksekliğe sahip.

    Akçakoca'nın Hemşin köyünde Osmanlı Padişahı 2. Mahmud tarafından 1834'te inşa edilen Cuma Camisi de çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş kerestelerden oluşan yapısıyla görenleri büyülüyor. Alt kısmı yığma taşlardan, üst kısmı ahşaptan olan iki katlı cami, çevre köylerin cuma namazı için toplandığı özel ibadet mekanı olma özelliğini taşıyor.

    Ramazan aylarında mukabele ve teravih namazı için tercih edilen 182 yaşındaki ibadethane, sağladığı akustik ses ve tarihi dokusu ile ziyaretçileri cezbediyor.


    0 0
  • 06/22/16--14:00: Daha zeki olmanın 10 yolu
  • Zekânızı nasıl ilerletebilirsiniz? IQ düzeyinizde dört yılda 21 puan şaşırtıcı bir şekilde artış veya 18 puanlık bir düşüş olabilir. Bu sizin elinizde. Yani zekânızı ilerletebilir veya geriletebilirsiniz!

    Yani, 110 puandan 130 puana yükselen kişi "ortalama" insandan "üstün yetenekli" insan sınıfına geçiyor! Tersi ise aptallaşıyorsunuz!..

    Newsweek'te yer alan ve Rita Urgan tarafından çevirililerek Cumhuriyet'in Bilim Teknik ekinde yayımlanan (02.03.2012) yazı şöyle: İşte yapacaklarınız!

    1-Dostlarınızla sözcük oyunları oynayın

    Araştırmalar bulmaca çözmenin Alzheimer ve bunama riskini azalttığını ortaya koyuyor.

    2- Zerdeçal yiyin

    Hint mutfağının gözde baharatlarından biri olan zerdeçalın köklerinde bunama riskini azaltabilen kurkumin adlı bir madde bulunur.

    3- Tekvando kurslarına katılın Ya da dans edin, tenis oynayın

    Kalp atışını hızlandıran ve büyük ölçüde eşgüdüm gerektiren bir etkinlik bulmaya çalışın.

    4- Farklı kaynaklardan haberler alın

    Yeni fikirlere açık olun.

    5- Akıllı cep telefonlarınızı atın

    Sürekli e-postalarınızı kontrol etmek dikkatin dağılmasına ve üretkenliğin azalmasına neden olur.

    6- Bol bol kestirin Şekerleme yapın ve geceleri erkenden yatın

    Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma beynin uykuya daldıktan sonra da anıları işlemden geçirdiğini ortaya koydu.

    7- TED sitesi uygulamasını indirin

    Teknoloji, eğlence, tasarım derneğinin yıllık toplantılarına katılan dünyanın en büyük beyinleri bu toplantılarda beyin haritasının çıkartılması ve doğum öncesi zekâ gibi konuları masaya yatırırlar.

    8- Bir yazın festivaline katılın

    Gitmek isteyip bir türlü gidemediğiniz yerlerde her yıl mutlaka bir yazın festivali yapılır. Biletinizi alın ve yolculuk sırasında Tom Stoppard ya da Jennifer Egan gibi yazarlardan bir iki şey öğrenin.

    9- Bir "anı sarayı" inşa edin

    Anımsamak istediğiniz şeyi canlı bir imgeyle bağdaştırın. Sabrınız anı sarayı yapmaya yetmeyebilir, ama Joshua Foer'in "Einstein ile Ayda Yürüyüş:

    10- Yeni bir dil öğrenin

    İkinci bir dili öğrenmek prefrontal korteksi devinime geçirerek karar verme yetisi ve duygular üzerinde bir etki yaratır.

    Kaynak: SABAH


    0 0

    Mersin'de mahalle muhtarı öncülüğünde bir araya gelen gençler, kurdukları tiyatro topluluğu aracılığıyla sahneleyecekleri "Sabır Taşı" adlı oyunla kadına yönelik şiddete dikkati çekmeyi amaçlıyor.

    Mersin'de aynı mahallede yaşayan gençler, muhtarın öncülüğünde bir araya gelerek kurdukları tiyatro topluluğuyla kadına yönelik şiddetin önlenmesi için farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

    Merkez Akdeniz ilçesine bağlı Nusratiye Mahallesi'nin muhtarı Mehmet Dindar, mahalle halkının sosyal etkinliklerle tanışmasını sağlamak için 3 yıl önce Nusratiye Mahallesi Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kurdu.

    Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda farkındalık oluşturmaya çalışan topluluktaki gençler, "Sabır Taşı" adını verdikleri tiyatro oyununu sahnelemeye hazırlanıyor.

    "Bu proje eminim ki doğru yerlerde, doğru sinyalleri verecektir"

    Dindar, AA muhabirine, kadınların yaşadığı sıkıntıları anlatan "Sabır Taşı"nın tamamen amatör olan 12'si oyuncu, 18 kişilik genç bir topluluk tarafından sahneye taşınacağını söyledi.

    Sorunların tiyatro diliyle anlatılmasının, seminerlerden daha yararlı olacağına inandıkları için böyle bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Dindar, "Biz muhtarlar, toplumun sorunlarını en derinden hisseden bireyleriyiz. Bundan dolayı 'topluma nasıl ulaşabilir, sıkıntılarına nasıl merhem olabilir, yaralarını nasıl sarabiliriz?' diye düşünüyoruz. Biz de böyle bir oyun sahnelemeyi düşündük." dedi.

    Tiyatro oyununda, eşinden şiddet gören genç bir anneyi canlandıran 14 yaşındaki Çağla Kayacık ise çalışma içerisinde yer almaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

    "Oyunda, annesi ve kendisi şiddet gören bir kadını canlandırıyorum. Ancak oyundaki annem şiddet görmekten memnun gibi, üzerini kapatmaya çalışıyor. Ben ise durumdan şikayetçiyim. Oyunda babamdan ve kocamdan dayak yemekten bıkmış olan kızım ise kaçış yolu arıyor. Rolüm, bana şiddet gören kadınların ne kadar zor durumda olduğunu hissettirdi. Hüzünlü bir oyun, ağladığım sahneler oldu. İnsanlarda çok iyi bir etki yaratabileceğine inanıyorum."

    Ali Pehlivan'ın hem yazıp hem yönettiği, Mersin Büyükşehir Belediyesince de desteklenen Sabır Taşı, ilk gösterimini 25 Haziran'da saat 14.00'de Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında yapacak.

    Oyunda başlıca rolleri Onur Aslan, Çağla Kayacık, Elanur Garip, Ufuk Ünger, Büşra Özen, Gül Çalışkan, Mustafa Altun, Nida Kölük, Emircan Özkul, Neslihan Karacan, Hasan Garip ve Hakan Tezel paylaşacak.


    0 0

    Orta ve Geç Tunç Çağ döneminde Amik Ovası çevresinde hüküm süren Mukiş Krallığı'nın başkenti Alalakh'ta yürütülen arkeolojik araştırmalarda saray yapıları, tapınak ve mezarlıklar gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor.

    Amik Ovası çevresinde Orta ve Geç Tunç Çağ döneminde Mukiş Krallığı'nın başkenti olan Alalakh'ta yürütülen arkeolojik kazılarda, tapınak, saray ve anıtsal kale yapıları gibi döneme ışık tutacak kalıntıların gün ışığına çıkarılması planlanıyor.

    İlk kazı çalışmaları 1930'lu yıllarda Leonard Woolley tarafından yapılan ve çok sayıda çivi yazılı tablet, mühür, çanak, çömlek bulunan Alalakh höyüğünde, bu sezonun kazıları Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslıhan Yener başkanlığında toplam 50 kişilik ekiple başladı.

    Höyükte yürütülen kazılarda elde edilen eserler kazı evinde uzman ekipler tarafından büyük bir titizlikle inceleniyor.

    Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve kazı başkan yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Murat Akar, Mukiş Krallığı'nın başkenti olması ve bir ticari geçiş noktasında yer alması nedeniyle bölgenin önem taşıdığını vurgulayarak, burada yapılan kazılarda çok sayıda çivi yazılı tablet, mühür ve antik dönem ticaretini tanımlayanlar eserlere ulaşıldığını belirtti.

    Açmalardan birinin tapınak alanında olduğunu ifade eden Akar, şu bilgileri aktardı:

    "Tapınak alanında M.Ö. 14. yüzyıla tarihlenen tapınak yapıları incelenmekte. Diğer bir açmada ise M.Ö.15. yüzyıla tarihlenen anıtsal saray yapısının devamı olabilecek bir bölgede kazıları sürdürüyoruz. Ayrıca bu sezon bir açmamız da M.Ö. 17. yüzyılda yakılıp yıkıldığını bildiğimiz ve Orta Tunç dönemine tarihlediğimiz yedinci tabakaya ait anıtsal saray yapısının içerisinde yürütülüyor. Kazılarda yapının erken inşa evrelerini anlamaya çalışıyoruz. Bu sezonun kazısına yeni başladık, ilerleyen günlerde çivi yazılı belgelere ulaşma şansımız yüksek.''


    0 0
  • 06/23/16--14:00: Aşkın her hali bu filmde
  • Son ayların gündemi en çok meşgul eden konularından 'vize sorunu' beyazperdede. Ekim ayında başlayacak çekimlerin 4 haftada tamamlanması planlanıyor. Filmin yapımcılarından Serhat Öztürk, çekimler boyunca temel mottolarının 'Gözümün ucundasın, elimi uzatsam tutar mısın?' söylemi olacağını söyledi.

    Son ayların önemli konusu “vize sorunu”nu bir aşk hikayesi üzerinden sinemaya uyarlayan filmin yapımcıları Serhat Öztürk ve Deniz Şafak “Akasya Mevsimi” filmi hakkında konuştu. Filmin cast çalışmaları ve çekimlerin başlayacağı tarih hakkında bilgi veren Öztürk, 'Çekimlere Ekim ayının ikinci haftası Antalya'nın Kaşilçesinde start vermeyi planlıyoruz. Toplamda 4 hafta kadar sürecek çekimlerde iki ülke arasında mekik dokuyacağız. Yunanistan'ınMeis adasında final yapacak sahneler için uzun bir hazırlık dönemi geçirdik.' şeklinde konuştu.

    'SÜRPRİZİ KAÇMASIN'

    Filmin oyuncu kadrosu hakkında bilgi vermekten kaçınan Öztürk, 'Türk sinemasının önemli isimlerinin yanında genç yıldızlara da yer verdik. Ancak sürprizi bozmamak adına bu isimleri daha sonra açıklamayı doğru buluyorum' dedi.

    'ULUSLARARASI PLATFORMDA BAZI SORUNLAR ÇIKABİLİYOR'

    Filmin bazı sahnelerinin Yunanistan'ın Meis adasında çekileceğini hatırlatan yapımcılardan Deniz Şafak,'Gündem hepinizin malumu. Böyle işlerde iki ülke arasında izinler ve diğer prosedürler noktasında bazı sorunlar yaşanabiliyor. Ufak tefek pürüzler her zaman çıkabiliyor. Ancak senaryoya ve ekibe inancımız tam. Dolayısıyla bu pürüzleri çekim tarihe kadar aşacağımızı ümit ediyoruz.' açıklamasında bulundu.

    KAŞ

    kas-turkiye-en-iyi-tatil-yerleri-kasta-yapilabilecekler

    NASIL ÇIKTI BU "AKASYA MEVSİMİ"? İSİM KULAĞA HOŞ GELİYOR. BİRAZ AÇAR MISINIZ?

    Bu soruyu yanıtlayabilmem için karakterlerimizden kısaca bahsetmem lazım. Filmde, Antalya'nın "Kaş" ilçesinde yaşayan "Rüzgar" adında bir gencimiz var. Bu genç, biraz delidolu, başına buyruk, kontrolü zor bir karakter. Annesinin de dediği gibi "Adı gibi Rüzgar". Çok genç yaşlarda babasını kaybeden Rüzgar, annesi ile yaşamaktadır.

    Öte yandan Meis Adası'nda yaşayan bir Yunan kızımız var. Adı "Akasya" kızımız, gülüşüyle yürekleri yakan, utangaç, içine kapanık bir karakter. Kızımız da annesiz kalmış, Rüzgar'ın tam tersi babasıyla büyümüş.

    "Akasya Mevsimi" isim olarak, kızımız ile gencimiz sınır tanımayan aşkına atıfta bulunan tam da "Akasya ağacı"nın çiçek açtığı döneme denk gelen bir zamanda geçiyor.

    MEİS ADASI

    RÜZGAR VE AKASYA FİLMDE NASIL BİR AŞK YAŞAYACAK?

    Filmde Rüzgar'ın Akasya'ya ulaşabilmesi biraz zahmet gerektirecek. Zor olan her zaman kıymetlidir. Sadece diyeceğim bu kadar gerisini filmde hep birlikte göreceğiz.

    NEDEN ALMANYA, İSVİÇRE GİBİ TÜRKLERİN YOĞUN YAŞADIĞI ÜLKELERDEN DEĞİL BU "AKASYA"?

    Ben Kaş'a ilk gittiğimde Kaş'ın karşısında bulunan Meis Adası'nı çıplak göz ile görebildim. Bu adanın hangi ada olduğunu sorduğumda Yunanistan'ın "Meis Adası" olduğunu söylediler. Çok şaşırmıştım. Meis Adası'na da geçtiğimde aslında birbirimizden hiç de yabancı olmadığımızı fark ettim. Camii, Ege'mizdeki güzel Rum evleri, bana hiç yabancı gelmedi. Ulaşımı bu kadar kolayken, geçmişte iç içe yaşadığımız dönemin izlerini taşıyorken, buraya gelmek için vize almam bana saçma geldi. Bu yüzden, örneklemeyi uzaklarda aramaya gerek duymadık ve hemen burnumuzun dibine bakmaya karar verdik.

    FİLMDEN GİŞEDE NASIL BİR BEKLENTİNİZ VAR?

    Öncelikle bu filmi her ne kadar zor şartlarda da çekecek olsak, gişe kaygılı bir film yapmayacağız. Buradaki amaç, insanların yaşadığı ve hep içinden haykırdığı "Oraya neden ben de gidemiyorum" düşüncesine tercüman olmak ve bu sorunu aşk temalı bir film üzerinden anlatmak.


    0 0

    Allah, rahmeti gereği kullarını sürekli hidayet yolunda tutmak veya doğruya sevk etmek için tarihin başlangıcından itibaren her dönemde her mekâna peygamber göndermiş. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Âdem'den (as) Hz. Muhammed'e (sas) kadar zikredilen peygamberlerin sayısı 25 ile sınırlı. Peki 25 peygamberi ne kadar tanıyoruz?

    1Hz. Âdem (as): Allahu Teâla, ilk insan Hz. Âdem'i topraktan yarattı. Yeryüzünün toprağından (edimü'l-ard) yaratıldığı için Âdem denildi. Hz. Âdem'le aynı nefisten benzer bir varlık olarak eşi Havva yaratıldı. Hz. Âdem ve Havva'nın doğan çocuklarıyla nesiller artmaya başladı. İlk ve en büyük sorun oğulları Kabil ile Habil arasında meydana gelen kıskançlık ve bunun sonucunda kardeşinin Habil'i öldürmesidir. Hz. Âdem'in çocukları olan insanların sayıları az ama sorunları büyük idi ve bu yüzden Allah onlara babaları Hz. Adem'i peygamber olarak görevlendirdi. Hz. Âdem'e 10 sahife indirildi.

    2 Hz. İdris (as): Hz. İdris (as), Hz. Şit'in oğlu ve Hz. Âdem'in torunu. Onun dönemindeki temel sorun, insanlarda doğruluk ve dürüstlüğün kalmaması. O, bu yüzden doğruluk ve dürüstlük sıfatları öne çıkarılarak görevlendirilmiş. Astronomi ve matematikle ilk uğraşan, ilk defa iğne ile dikiş diken ve elbise yaparak giyen, ölçü ve tartı aletlerini ilk defa kullanan, ilk yazı yazanın olduğu rivayet ediliyor. Kendisine 30 sahife indirildi.

    3 Hz. Nuh (as): Hz. Nuh'un meskeni Irak'ta idi. Hz. Nuh'un zenginlik ve varlıklı bir kavim ile uzun ve çetin bir imtihanı oldu. Kavmi onu sapkınlıkla suçladı. Allah, Hz. Nuh'a dikilmiş ve yetişmiş olan ağaçları kesip gemi yapımında kullanılmasını emretti. Gemi yapımı tamamlandığında Allah, ailesini ve inananları ve her canlıdan bir çifti gemiye almasını emretti. Kırk gün yağmur yağdı. Seller yeryüzünde taşmadık aşmadık yer bırakmadı. Hz. Nuh ve gemidekiler dışında yeryüzünde bulunanların hepsi tufanda boğulup helak oldu. Nuh'un gemisi, hiç durmadan 6 ay su üzerinde dağlar gibi dalgalar arasında akarak dünyanın her tarafını dolaştı. Büyük bir tufandan sonra gemi Cudi Dağı'nın eteğine yanaştı. Tufandan sonra dünya yeniden kurtulmuştu. Bu yüzden Hz. Nuh'a ikinci Âdem deniliyor. Tarihi kaynakların bildirdiğine göre tufan sona erip Hz. Nuh (as) yakınındakiler gemiden indiklerinde insanlar kırk erkek ve kırk kadından oluşuyordu.

    4 Hz. Hud (as): Hz. Hud, İrem şehrinde, yüksek binalar inşa etme yarışına girmiş Âd kavmine gönderilmiş. Tufandan sonra gönderilen peygamberlerin ilklerinden. Peygamber olarak gönderildiği kavim olan Ad, bugün Yemen'de Hadramevt'in kuzeyine denk düşen bir bölgede yaşamaktaydı. Hz. Hud (as) zühd, takva ve ibadet ehli idi. Cömert ve şefkatli, yoksullara bol bol sadaka verirdi.

    5 Hz. Salih (as): Hz. Salih, İsa (as) gibi yalın ayak yürür, ayakkabı giymezdi. Hz. Salih, dağları ve yüksek kayaları oyarak inşa ettikleri görkemli evlerle ünlü Semud kavmine gönderilmiş. Semud kavmi kendilerine imtihan olarak gönderilen Hz. Salih'in devesini öldürdüler ve imtihanı kaybedip helak oldular.

    6 Hz. İbrahim (as): İbrahim (as) babası Tarah (Azer), Harran halkından idi. Harran'ı ilk önce kuran, Hz. İbrahim'in kardeşi Haran olduğu için, oraya Harran adı verilmiş. Tufandan sonra yeryüzünde kurulan ilk şehirdir. İbrahim (as) ayak izlerine varıncaya kadar şekil ve şemalince Peygamber Efendimiz'e insanların en çok benzeyeniydi. Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş kendisini yakmamıştır. Hz. İbrahim'in ilk çocuğu Hacer validemizden İsmail dünyaya geldi. Sare validemizden ikinci çocuğu İshak dünyaya geldi. Oğlu Hz. İsmail (as) ile birlikte Kâbe'yi inşa etmiştir. Kurban kesmeyi bize o öğretmiştir. Kendisine 10 sahife indirilmiştir. Allah'ın dostu olarak anılır.

    7 Hz. Lût (as): Hz. Lut (as), Hz. İbrahim'in kardeşinin oğludur. Lut'un (as) peygamber olarak gönderildiği Ashabü'l-Mü'tefike kavmi, gayr-i meşru fiil işliyorlardı. Lut (as) Allah tarafından kendilerine yüksek meziyetler hüküm ve ilim verilen peygamberlerdendi. Allah, O'nu küfür ve ahlaksızlıkları destan olan Sedum ve diğer dört şehir halkına peygamber olarak gönderdi. Lut (as) onların içinde yirmi dokuz yıl kadar kaldı. Lut (as) vefat edinceye kadar Şam-Filistin toprağında amcası İbrahim (as) ile beraber oturdu.

    8Hz. İsmail (as): Hz. İsmail, Hz. İbrahim'in Hacer'den doğma oğlu. Çobanlık yapmıştır. Babası Hz. İbrahim (as) ile birlikte Kâbe'yi inşa etmiştir. Hacla ilgili pek çok merasim ve kurban kesme konularında Hz. İbrahim (as) ile birlikte Müslümanlara örnek olmuştur. Hz. Muhammed (sas) onun soyundan gelmektedir. Hz. İsmail 137 yaşında iken Mekke'de vefat etti ve naaşı annesi Hacer'in kabrinin yanına defnedildi.

    9 Hz. İshak (as): Hz. İshak, Hz. İbrahim'in ilk eşi Sare'den doğma oğlu. Hz. İshak, İsrailoğulları soyunun başlangıcını temsil ediyor. Suretçe, babası İbrahim'e (as) benzerdi. Yaşlanınca gözleri görmez oldu. İshak (as) babası Hz. İbrahim'in vefatından sonra Şam'da peygamberlikle vazifelendirilmiş. Ezraki'nin, İbn İshak'tan rivayetine göre İshak (as) ile annesi Hz. Sare de Şam'dan Mekke'ye gelip haccetmişler.

    10 Hz. Yakup (as): Hz. Yakup, Hz. İshak'ın oğlu. Evlat acısı ile evlat ihaneti ile imtihan edilmiş. Oğlu Hz. Yusuf'un (as) acısı dolayısıyla gözleri kapanmış, sonra ona kavuşmasıyla yeniden açılmış. Mısır'a gitmeden önce Filistin civarında peygamberlik yapmıştır.

    11 Hz. Yusuf (as): Yusuf (as), suretçe Âdem'i (as) andırırdı. Kendisine güzelliğin yarısı verilmişti. Hz. Yakup'un 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur. Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır. Kendisine rüyaları yorumlama yeteneği verilmişti. Bu bilgi ve yeteneği sayesinde Mısır'a yönetici olmuştur. Kur'an'da toplu olarak bir sûrede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir. Bu kıssa Kur'an'da ‘kıssaların güzeli' olarak nitelendirilir.

    12 Hz. Eyyub (as): Hz. Eyyub'un (as) annesi, Lut'un (as) kızı idi. Babası, Hz. İbrahim'e iman edenlerdendi. Davud'a (as) göre Eyyub (as) insanların en halim ve uslusu, insanların en sabırlısı ve öfkelerini en çok yeneni idi. Eyyub (as) yoksul bulundurmadıkça yemek yemezdi. Çok ağır bir hastalık geçirmiş, sabrıyla sembol olmuştur.

    13 Hz. Zülkifl (as): Eyyub'dan (as) sonra Bişr (Zülkifl) b. Eyyub (as) peygamber olarak gönderildi. Zülkifl (as), Şam'da oturdu. Hz. Eyyub'un (as) oğludur. Sabreden, Allah'ın rahmetine ulaşan ve salihlerden olduğu bildirilen peygamberlerdendi.

    14 Hz. Şuayb (as): Şuayb (as) kavmini, güzel ve yüksek sözlerle uyarmaya çalıştığı için ve hitabet yeteneğinden ötürü ‘Peygamberlerin Hatibi' olarak anılırdı. Ölçü ve tartıda hile yapan Meyden ve Eyke halkına gönderilmiş. Hz. Şuayb'in kızlarından biriyle Hz. Musa evlenmiştir.

    15 Hz. Yunus (as): Allah, Kur'an-ı Kerim'de, onu Zünun= Balık sahibi diyerek anar. Yunus (as), İlyas'tan (as) sonra peygamber olarak gönderilmiş. Yunus (as) otuz üç yıl kavmini, Allah'a iman ve ibadete davet ettiği halde kendisine iki kişiden başka iman eden olmadı. İman edenlerden biri Rubil, diğeri Tenuh idi.

    16 Hz. Musa (as): Kur'an'da kendisinden ve mücadelesinden en çok bahsedilen peygamber. Sağ elinde nübüvvet beni vardı. Hz. Şuayb'ın (as) damadıdır. İsrailoğulları'na peygamber olarak gönderilmiştir. İsrailoğulları onun önderliğinde Mısır'dan çıkmışlardır. Kendisine Tevrat verilmiştir.

    17 Hz. Harun (as): Harun (as), Musa'dan (as) bir yaş büyüktü. Hz. Musa (as) ile kardeşlerdir. Onun yardımcısı olarak görevlendirilmişti. Hz. Musa, Medyen'den Mısır'a dönünce Harun'a Allah'ın buyruklarını iletmiş, o da bunları kabul ederek Musa'ya yardımcı olmuştur. Güzel konuşması ve hitabet yeteneği, en güçlü özelliği idi.

    18 Hz. İlyas (as): Hz. İlyas (as) Baalbek'te yaşayan İsrailoğulları'na peygamber olarak gönderilmiş. Hz. Musa'nın hizmetini yürüten Yuşa b. Nun'un torunudur. Kavmi onu yalanladığı için sünnetullah gereği helak olmuştur. Kur'an'da salih kimseler ve peygamberler arasında zikredilir.

    19 Elyesa (as): Elyesa (as), İlyas (as) amcasının oğlu olduğu söylenir. Elyesa (as) ömrünün sonuna kadar İsrailoğulları'nın arasında kalıp İlyas (as) yoluna şeriatına sarılarak onları Allah'a davet etti. Hem İlyas hem de Elyesa (as) bugün Lübnan sınırları içerisinde bulunan Baalbek kentinde yaşamış ve orada vefat etmişler.

    20 Davud (as):

    Gür ve güzel sesli, güzel huylu, temiz kalpli ve çok anlayışlı idi. Sesi o kadar güzeldi ki sesine dağlar ve kuşlar eşlik ederdi. Önceleri Tâlût'un ordusunda bir asker olarak savaşmış, daha sonra Allah'ın kendisine verdiği peygamberlik ve hükümdarlıkla birlikte İsrailoğulları'na kral olmuştur. Demirciydi. Kendisine İlahi beyanlardan Zebur verilmiştir.

    21 Hz. Süleyman (as): Hz. Davud'un oğludur. Soyu Hz. İbrahim'e dayanır. Babası Davud (as) vefatından sonra kendisine krallıkla birlikte peygamberlik de verildi. Babasının peygamberliğine, krallığına, hikmetine ve ilmine vâris oldu. Süleyman (as) krallıkta ve kadılıkta babasından üstün idi. Babası ise Allah'a ibadette oğlundan daha ileri idi. Bütün canlılarla konuşabilme yeteneğine sahipti. İnsanların yanı sıra kuşlar, rüzgârlar ve cinler ona hizmet etmek üzere tahsis edilmişti. Emrinde bütün canlıları çalıştırabilirdi.

    22 Hz. Zekeriyya (as): Hazreti Süleyman (as) soyundandır. Marangozluk mesleğini icat etmekte ve marangozluk ile geçinmekteydi. Yahudiler arasında ibadeti, bilgisi ve görgüsü ile temayüz etmişti. İsrailoğulları'nın hem peygamberi hem de din bilginleri ve danışmanları idi. Kudüs'te Hz. Meryem'in himayesini üstlenmiş, ona koruyuculuk yapmıştır. İsrailoğulları tarafından ağaçla birlikte kesilerek şehit edilmiştir.

    23 Hz. Yahya (as): Hz. Zekeriyya'nın (as) oğludur. Zekeriyya (as) Allah'a dua edip kendisinin ve Hz. Yakup neslinin ilmini ve sünnetini sürdürecek vâris istediğinde Allah, ona bir çocuk vermeyi müjdeledi. Hz. Yahya, daha küçük yaşta hikmet sahibi ve nübüvvet görevi verilmişti. O da babası Zekeriyya gibi Yahudilerce öldürülen bir peygamberdi. Adı daha önce hiç kullanılmamış bir isimdir ve Allah tarafından konulmuştur. Hazreti İsa'nın (as) müjdecisidir.

    24 Hz. İsa (as): Babasız olarak doğmuştur. Daha beşikteyken konuşmuş, ölüleri diriltmiş, hastaları ve körleri iyileştirmiştir. Onun doğduğu sene miladi takvimin başlangıcı kabul edilir. Kendisine İncil verilmiştir. Otuz yaşında iken Hz. İsa'ya vahiy geldi ve İncil nazil oldu. İsa (as) zamanında doktorluk tıp üstündü. İsa (as) doktorların aciz kaldıkları körleri gördürüyor, ölüleri diriltiyor, doktorların iyileştiremediği ağır hastaları iyileştiriyordu.

    25 Hz. Muhammed (sas): Hz. Peygamber'in (sas) soyu Hz. İsmail kanalıyla Hz. İbrahim'e dayanmaktadır. Kureyş kabilesindendir. Hz. Peygamber fil vakasından 50 gün sonra Rebiülevvel ayının 12'si Pazartesi günü dünyaya geldi (20 Nisan 571). 40 yaşında iken kendisine Hira Dağı'nda peygamberlik verildi. O'na ilk inananlar, kadınlardan eşi Hz. Hatice, gençlerden amcasının oğlu Hz. Ali, azatlısı Hz. Zeyd, erkeklerden en yakında dostu Hz. Ebu Bekir idi. Son peygamber olduğu için kendisine Hatemü'l Enbiya denmiştir. Bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamberdir. Son İlahi beyan olan Kur'an-ı Kerim Hz. Muhammed'e (sas) indirilmiştir.


    0 0

    Pop müziğin güçlü yorumcusu Niran Ünsal, 4 yıl aradan sonra alternatif pop tarzında yeni bir albümle müzik sektörüne yeniden “merhaba” diyor.

    Hızlı tempodaki şarkılarıyla yaza damga vuracak olan Ünsal, içinde birçok farklı müzik türünün de yer aldığı 10 şarkıdan oluşan “Dediğim Dedik” adlı yeni albümüyle tüm müzik marketlerde yerini alacak.

    Dört yıl önce çıkarttığı ‘Bir Şans Daha' albümünden sonra iki çocuğunu büyüten ünlü sanatçı, bu süreçte ortak olduğu NÜ müzik şirketinden de genç yeteneklerin önünü açıp hem anneliği hem de yapımcı kimliğini başarıyla sürdürüyor.

    Albümde müzik sektörünün en önemli sanatçıları ve aranjörleriyle çalışan Ünsal, “Hem işçiyiz hem patron,” diye konuştu.

    Bugüne kadar çıkarttığı her albümde bir çok hit çıkartan Ünsal, müzik yönetmenliğini Bülent SERT'in yaptığı yeni projesinde farklı tarzıyla müziğin sınırlarını ortadan kaldırıyor. Ünlü sanatçı, Özcan Deniz'in 2007 yılında yorumladığı kendisine ait olan ‘Nasip Değilmiş' şarkısını cover remix yaparak şarkıyı bambaşka bir boyuta taşıdı.

    Niran Ünsal, uzun süredir kanser ile mücadele eden Naşide Göktürk'ün ‘Çocukluğumu Uçuruyorum' adlı albümünü kendi yapım şirketi NÜ Müzik Prodüksiyon'dan geçtiğimiz ay çıkararak unutulmaz bir projeye imza attı.

    Ve siz radyocuların beğenisine sunuyoruz, bakalım albümde sizin favori şarkınız hangisi olacak.

    İlk klip Dediğim Dedik'e çekildi

    Sanatçı bu albümün ilk klibinde Yönetmen, Alp Can Yolyapan 'la çalıştı.


    0 0

    Kars ile Ermenistan sınırında yer alan ve 23 medeniyete ev sahipliği yapan Ani ören yeri, yerli ve yabancı turistleri bekliyor.

    Kars ile Ermenistan sınırında yer alan ve birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için "dünya kenti" olarak nitelendirilen Ani ören yeri, barındırdığı kültürel zenginlikle yerli ve yabancı turistleri bekliyor.

    Kurulduğu günden bu yana 23 medeniyete ev sahipliği yapan, aynı zamanda Kafkaslar'dan Anadolu'ya ilk giriş kapısı olan Ani, farklı medeniyetlerden mimari eserlerle dikkat çekiyor.

    İlk yerleşimin milattan önce 6 binli yıllara dayandığı ve Saka Türkleri, Sasaniler, Bağratlı Beyliği, Bizanslılar, Şeddat Oğulları Beyliği, Anı Gürcü Atabeyleri, Harzemşah Devleti, İlhanlılar, Selçuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlı Devleti ile Rusların hüküm sürdüğü Ani'de, 21 eser halen ayakta duruyor.

    Ani ören yerinde ayakta duran eserler arasında yer alan surlar ve ibadethaneler, bu medeniyetlerin izlerini taşıyor. "Binbir kilise ve 40 kapılı şehir" olarak da adlandırılan Ani Ören Yeri, Amenaprgiç Kilisesi, Ani Menüçehr Camisi ve Ani Katedrali gibi benzersiz eserlerle benzersiz bir kültürel hazine olarak öne çıkıyor.

    İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ani Ören Yeri'nin Türkiye, Kars ve bölge turizmi için önemli olduğunu söyledi.

    Antik kentin, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığı hatırlatan Doğanay, "Ani'de şu anda tespit edilen 23 medeniyet yaşamış. Ani üzerinde görebileceğimiz cami, katedral, şapel, kilise, medrese, ateşgede tapınağı gibi 21 eser ayakta bulunmaktadır. Bu eserlerin her biri başka bir medeniyete, başka bir uygarlığa aittir." dedi.

    "Dünya miras listesine aday"

    Ani'nin sahip olduğu kültürel değerlerle UNESCO'nun "Dünya Miras Listesi"ne girmeye aday olduğunu ve çalışmalar tamamlanıp listeye alındığında tanınırlılığının çok daha artmasını beklediklerini ifade eden Doğanay, şunları kaydetti:

    "Ani'yi tanıtırken, 'Ani bir dünya ama dünya bir Ani değil' sloganıyla tanıtmaya çalışıyoruz. Yani Ani'yi görmek dünyayı görmek gibidir çünkü Ani hakikaten bugün dünyanın bütün dinlerine sahip. Şapel, katedral, kilise, ateşgede tapınağı, cami gibi bir çok eser yer alıyor. Mesela ateşgede tapınağı çok önemli çünkü kolonlarının ayakta durduğu bu alanda ilk ve tek eser Ani'de. Ani'de uygarlıkların bir arada kardeşçe yaşadığının en iyi örneklerinden biridir."


    0 0

    Samsun'da bir devlet okulunda görevli sanat tarihi öğretmeni Osman Altınuç, atık kağıtlar, boyalar ve kendi üretimi olan at kılından fırça kullanarak resimler yapıyor.

    Samsun'da bir devlet okulunda görevli sanat tarihi öğretmeni Osman Altınuç, atık kağıtlar, boyalar ve kendi üretimi olan at kılından fırça kullanarak resimler yapıyor.

    Öğrencilerine her zaman bir çözüm yolu olduğunu, bir şeyler yapılabileceğini, boş zamanların güzel şekilde değerlendirilebileceğini öğretmek isteyen 59 yaşındaki Altınuç, birkaç yıl önce atık malzemeleri kullanarak resim yapmaya karar verdi.

    Bunun için hurdacılardan aldığı atık kağıtları, eşinin ödev kağıtlarını, reklam afişlerini, film panolarını ve matbaalarda yanlış basılmış kağıtları tuval olarak kullanan Altınuç, çevresindeki atık boyaları topladı. At kılından da fırça yapan Altınuç, böylece resim yapmak için gerekli tüm malzemeleri atıklardan elde etti.

    Bugüne kadar atıkları kullanarak 2 binin üzerinde resim yapan, bunları da açtığı 2 sergide sanatseverlerin beğenisine sunan Altınuç, eylül ayında üçüncü sergisini açmaya hazırlanıyor.

    At kılından fırça, afişten tuval, demir boyalarından renkler...

    Altınuç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 33 yıldır devlet okullarında sanat tarihi öğretmeni olarak görev yaptığını söyledi.

    Öğrencilerine her zaman bir şeyler yapmak istenildiğinde çözüm yolu bulunabileceğini, boş zamanların güzel şekilde değerlendirilebileceğini anlatmak istediğini dile getiren Altınuç, bu amaçla resim yapmaya başladığını belirtti.

    Altınuç, "Çocuklara örnek olmak için bir şeyler yapmam gerekiyordu. İlk olarak eşimin eski ödev kağıtlarıyla başladım. Reklam afişlerini, film panolarını, matbaalarda yanlış basılmış kağıtları kullandım. Boya olarak komşularımdan antipas boyası, doğalgaz borularını boyamada kullanan boyalar, kapı boyalarını aldım. Çevrede de kutularda kalan boyaları topladım. Böylece sarı, beyaz, kahverengi, siyah gibi pek çok renk elde ettim. Sadece bulamadığım için bir teneke lacivert boya satın aldım." dedi.

    At kıllarını fırça haline getirerek kendi fırçasını oluşturduğunu, bazen de kağıtları fırça olarak kullandığını anlatan Altınuç, eşinin ödev kağıtlarını, reklam afişlerini, film panoları ve matbaalardan topladığı kağıtlardan tuval yaptığını kaydetti.

    Hayal gücünü kullanarak değişik bir şeyler yapmaya çalıştığını vurgulayan Altınuç, şöyle devam etti:

    "Bu işi ilk yaptığınızda ortaya çok iyi bir eser çıkmıyor belki ama ikincisinde, üçüncüsünde daha güzelini yapıyorsunuz. Atıkları kullanarak hepsi birbirinden farklı 2 binden fazla resim yapmayı başardım. Sergi de açarak çocuklara bunun başarılabileceğini gösterdim. Boş zaman diye bir kavram yoktur, bir şeyler yapıyorsan boş zaman değildir."

    Altınuç, bu işe ilk başladığında "Atık kağıt üzerine resim yapılır mı?" şeklinde tepki aldığına işaret ederek, ama eserlerini görenlerin "Güzel olmuş" diyerek yaparken kullandığı kağıdı, malzemeyi önemsemediğini vurguladı


    0 0
  • 06/25/16--14:00: Her kare bir hikaye!
  • Son yıllarda teknolojinin hayatımızda büyük yer kaplamasıyla elektronik eşyalar da gündelik yaşamımızın bir parçası haline geldi. Bazı kabiliyet ve üstün beceri gerektiren işler çok daha kolaylaştı. Bunun başlıca örneği; hepimiz fotoğrafçı olduk.

    Evet, hemen hemen hepimizin birer telefonu var ve bu telefonların "akıllı" fotoğraf çekebilme özelliği sayesinde, gördüğümüz en güzel anları ölümsüzleştirmek için sadece tek bir tuşa basmamız yeterli oluyor.

    Sosyal medya günümüzün en iyi ulaşım aracı

    Ve bu sayede İnstagram ve Facebook gibi sosyal medya hesaplarımızdan çektiğimiz bu fotoğrafların başka insanlara ulaşmasını sağlıyoruz .

    İnstagram'da "zamansizgucenik" isimli hesabın sahibi, Esra Yılmaz ile Sosyal Medya ve fotoğrafçıklık hakkında konuşutuk.

    Öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz? ?

    Ben Esra Yılmaz. Daima amatör kalıp yeni şeyler öğrenmeye aç bir fotoğraf tutkunu da diyebilirsiniz. Fotoğraf çekmeyi, çekilmiş başka bir fotoğrafı hissetmeyi ve bende uyandırdığı hisleri kaleme dökmeyi seven bir amatör ruh benimkisi.

    Fotoğrafa ilginiz ne zaman başladı?

    Benim babam liseyi okurken harçlığını çıkarmak adına başlamış fotoğrafçılığa. Bildim bileli evimizde eski filmli analog bir makine vardı ve babamın çekim denemelerine maruz kalmıştık. Lakin benim ilgim fotoğraf çekebilen telefona sahip olduğum zamanlarda başladı.

    Hangi sektörde çalışıyorsunuz, mesleğiniz nedir?

    Ben fen bilimleri öğretmeniyim. Özellikle bu ders görsel desteğe çok ihtiyaç duyar. Örneğin verdiğim ödevleri yaparken internetten hazır fotoğraf bulmaları yerine uygun konularda kendilerinin doğayı keşfederek ve fotoğraflarını çekerek ödevlerine eklemelerini isterim. Bu da onları derse daha fazla motive ediyor.

    Fotoğraf sizin için ne anlam ifade etmektedir?

    Fotoğraf benim için unutulmaması gereken anların dondurulmasıdır. Çekimimi yapmadan önce bakarım, ortamı koklarım, rüzgarını hissederim ki baktığımda yıllar sonra, beni o ana tekrar götürsün. En çok doğayı, hayvanları ve çocukları çekmeyi seviyorum. Çünkü bunların ortak noktası bana saf sevgiyi hissettirmeleri. Yeni eğitim öğretim dönemi için de öğrencilerimle fotoğraflı etkinlik projeleri planlıyorum.

    Fotogram cekmek zor bir aktivitemi, sizin için fotograf cekmek için en uzak gıttıgınız yer neresiydi?

    Dediğim gibi fotoğrafa ilgim telefon çekimlerimle başladı. Çevremden bakış açımın iyi olduğuyla ilgili güzel yorumlar aldım. Bir profesyonel makineye ihtiyaç duymaya başladım. Tabiki telefon gibi kolay değildi. En başta ağır bi kere slightsmile bunun ekstra lensi var, çantası var.. Taşımak zahmetli, ama güzel sonuçları görünce alınan haz paha biçilmez.

    Sıkıştığım yerde örneğin zamanın kısıtlı olduğu tur gezilerinde yine emektar akıllı telefonum imdadıma yetişti. Hatta bu uğurda bir telefonumu kaybettim. En uzak denilebilecek İtalya'ya gittim.

    En zahmetli denilebilecek alerjime rağmen tozuna ve pisliğine rağmen terkedilmiş bir fabrikada çekim yapmak oldu.

    Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyor musunuz? Ya da sosyal ağlarda aktif misiniz?

    Fotoğraflarımı genelde sosyal medyada amatörce paylaşıyorum. Fotoğrafın bana hissettirdikleri ya da paylaşırken içinde bulunduğum duyguları da altına iliştiriveriyorum. Her türlü beğeni ve yapıcı eleştriyi dikkate alıyor ve kendime katıyorum.


    0 0

    Yozgat'ta geçen yıl 4 bin yıllık çivi yazılı tabletin bulunduğu Uşaklı Höyük'te, bu yıl yapılan kazılarda tapınak ve kale olduğu tahmin edilen iki yapı gün yüzüne çıkarıldı.

    Yozgat'ta geçen yıl 4 bin yıllık çivi yazılı tabletin bulunduğu Uşaklı Höyük'te, bu yıl yapılan kazılarda tapınak ve kale olduğu tahmin edilen iki yapı gün yüzüne çıkarıldı.

    Büyük Taşlık köyü yakınlarındaki Uşaklı Höyük'te 2008 yılında Floransa Üniversitesinden Prof. Dr. Stefania Mazzoni başkanlığındaki ekip tarafından yürütülen kazılarda önemli bulgular ortaya çıkarılıyor.

    Hitit Uygarlığının etki alanında yer aldığı belirtilen ve geçen yıl yapılan kazılarda 4 bin yıllık çivi yazılı tablet bulunan bölgede, bu yıl aşağı ve yukarı şehir olarak adlandırılan kalıntılar arasında birisi tapınak, diğeri kale olduğu tahmin edilen iki yapıya rastlandı.

    Kazı Başkan Yardımcısı Floransa Üniversitesinden Dr. Valantina Orsi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce gerçekleştirdikleri yüzey araştırması ile bölgeyi tanımaya çalıştıklarını, höyüğün önemli tarihi özellikler taşıdığını söyledi.

    Yüzeyinde bulunan çanak, çömlek ve Hititçe çivi yazılı 4 tablet parçasının, höyüğün Hitit döneminde geliştiğini gösterdiğini aktaran Orsi, "Uşaklı Höyük'ün Hitit metinlerinde bahsi geçen Zippalanda olma ihtimali var. Uşaklı Höyük'ün Hitit başkentinden Alişar'a giden yol üzerinde olması, coğrafi konumu ve Kerkenes Dağı'na yakınlığı bu saptamaya uymaktadır. 2013 senesinde Yozgat Müzesi ve Floransa Üniversitesi tarafından yapılan kazılar, 250 metrekare bir alanda büyük bir kamusal yapıyı meydana çıkarmıştır. Binanın derin ve sağlam temelleri vardır." diye konuştu.


    0 0
  • 06/26/16--14:00: Hersey tesadüfen oldu
  • Adana'da ilginç bir tesadüf sonucu tanışan, çektikleri kısa filmlerle ulusal ve uluslararası birçok yarışmada başarılı olan polis memuru ve makine mühendisi, dördüncü filmleri için ter döküyor.

    Adana'da ilginç bir tesadüf sonucu tanışan, çektikleri kısa filmlerle ulusal ve uluslararası birçok yarışmada başarılı olan polis memuru ve makine mühendisi, dördüncü filmleri için ter döküyor.

    Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru 30 yaşındaki Tunahan Kurt, bir yıl önce kendisi gibi bir film tutkunu olan Çukurova TEKNOKENT'te görevli makine mühendisi 26 yaşındaki Nuri Cihan Özdoğan ile ilginç bir olay sonucu tanıştı.

    İkili tutkularını bir süre sonra uygulamaya dökerek kısa sürede üç kısa film çekti. Çektikleri filmleri çeşitli festivallerdeki yarışmalara gönderen Kurt ve Özdoğan, emeklerinin karşılığını ise ödül olarak aldı.

    Polis memuru Tunahan Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kent merkezinde gerçekleştirilen rutin devriye görevi sırasında meslektaşıyla ağaçlık bir alanda kıyafetleri kanlı halde bir kişiyi fark ettiklerini anlatarak, durumdan şüphelenip olay yerine gittiklerinde kişinin arkasında bir film ekibi olduğunu gördüklerini söyledi.

    Ekibin senarist ve yönetmeni Nuri Cihan Özdoğan ile bu sayede tanıştığını aktaran Kurt, daha önce kendisinin de kısa film denemelerinde bulunduğunu ancak başarılı olamadığını ifade etti.

    Özdoğan ile daha sonraki zamanlarda bir araya geldiklerinde birlikte kısa film çekmeye karar verdiklerini belirten Kurt, bu sayede bir yıl içinde "Sükut", "Sırat" ve "Babam Uçak" adlı üç kısa filmin hem senaryosunu yazdıklarını hem de yönetmenliğini birlikte gerçekleştirdiklerini bildirdi.

    Lions Kısa Film Yarışmasında ise jüri özel ödülü aldılar

    Kurt, birlikte hareket etme kararının kendileri için olumlu yansımaları olduğunu aktararak, tek açıdan çekilen görüntüyle hazırlanan ve konuşamayan bir yazarın filmdeki karakterlerin yerine kendisini koymasını anlatan "Sükut" adlı filmle Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında düzenlenen kısa film yarışmasında ikincilik ödülü, Uluslararası Lions Kısa Film Yarışmasında ise jüri özel ödülü aldıklarını söyledi.

    Kurt, Suriyeli bir babanın ülkesindeki iç savaşta yaşamını yitiren bebeğini, güvenli olarak gördüğü Türkiye'ye çeşitli zorluklarla getirip defnetmesini konu alan "Sırat" isimli filmiyle ise Çekmeköy Belediyesinin Cumhurbaşkanlığının desteğiyle düzenlediği "merhamet ve adalet" konulu kısa film yarışmasında mansiyon ödülü aldıklarını aktardı.

    Nuri Cihan Özdoğan ise Tunahan Kurt ile tanıştıktan sonra sinemaya bakış açılarının uyumlu olduğunu gördüğünü ve bunun üzerine birlikte film çekmeye başladıklarını belirtti.


    0 0

    Suriyeli mültecilerin tüm dünyanın gözü önünde yaşadığı acılar film oluyor. “Mor Ufuklar” adını alacak olan filmin yapımcısı Osman Subaşı, “Siyaseten Cumhurbaşkanı'mızın dünyada dikkat çekmeye çalıştığı mülteci meselesine biz sanatsal anlamda, sinemanın diliyle, kendi halinde naif bir hikaye içerisinde dikkat çekmeye çalıştık.” dedi.

    Suriye'deki iç savaştan kaçan mültecilerin dramı “Mor Ufuklar” filmiyle, beyazperdeye yansıyacak. Yapımcılığını Osman Subaşı'nın, yönetmenliğini ve senaristliğini Olgun Özdemir'in yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Zeynep Sevil Yılmaz, Numan Çakır, Ece Özdikici, Dilek Serbest, Adem Yılmaz ve Baki Çiftçi bulunuyor.

    Çekimleri Aydın Bozdoğan, Muğla Gökova ve İstanbul'un çeşitli semtlerinde gerçekleştirilen ve “Bir Akdeniz Hüznü” sloganıyla hayat bulan film, eylül ayından itibaren ulusal ve uluslararası festivallere konuk olduktan sonra izleyiciyle buluşacak. Yapımcı Osman Subaşı, Suriye'de kulakları sağır eden bir çığlık bulunduğunu ancak söz konusu Ortadoğu halkı olunca bunun, yankısı dünyanın hiçbir yerinden duyulmayan sessiz bir çığlığa dönüştüğünü ifade etti. Her gün binlercesi göz önünde yaşanan ancak neredeyse tamamen duyarsızlaşılan bir dramı sinemaya aktararak, dünyanın dikkatini Suriye'ye ve mültecilere gönlünü açan Türkiye'ye çekmek istediklerini söyleyen Subaşı, filmde ailesini Akdeniz'de kaybetmiş Meryem'in hikayesinin yanı sıra hayattan sıkılmış, hiçbir şeyle tatmin olmayan Bahar'ın Aylan bebeğin cesediyle kıyıda karşılaşmasının ardından hayatında yaşadığı kırılmanın anlatıldığını kaydetti.

    “Aylan bebek aslında Suriye ile ilgili dünyanın dikkat kesildiği tek bir kare.” diyen Subaşı, Suriye'de yaşanan drama karşı Batı'nın tutumunun, bu ülkelerin kendi canları yanmadığı sürece dünyadaki acılara duyarsız kaldığını gösterdiğine vurgu yaptı. Subaşı, “Suriye'nin sessiz bir çığlığı var ve bu çığlık ne yazık ki komşu ülke Türkiye dışında başka yerden duyulmuyor.” diye konuştu.

    Türk halkının kendisine sağlanan hakların tamamının mültecilere verilmesi konusundaki vicdani duruşunun Suriyelilerin hayatını kolaylaştırdığını ifade eden Subaşı, şöyle devam etti: “Siyaseten Cumhurbaşkanı'mızın dünyada dikkat çekmeye çalıştığı mülteci meselesine biz sanatsal anlamda, sinemanın diliyle, kendi halinde naif bir hikaye içerisinde, pek çoğu gerçek, az bir kısmı kurgu olan bir filmle dikkat çekmeye çalıştık. Suriyeli Aylan bebeğin ailesi ile Cumhurbaşkanı'mız Erdoğan'ı da galaya çağıracağız.” Filmde oyuncular arasında bölge halkı ve mültecilerin de yer aldığını aktaran Subaşı, “Çekimler tamamlandı. Bir ay içerisinde kurgu ve montajını tamamlayacağız.” dedi. Antalya Film Festivali ile uluslararası yaklaşık 7-8 festivalle iletişim kurduklarını belirten Subaşı, festivallerden sonra filmin galasını yapmayı planladıklarını sözlerine ekledi. ANKARA AA


    0 0

    Bursa'da ‘Şehr-i Ramazan' programı kapsamında Merinos Park'ta sahne alan sanatçı Mustafa Ceceli, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

    Son yılların en başarılı seslerinden olan ünlü sanatçı Mustafa Ceceli, Bursalılarla buluştu. Ceceli, en güzel şarkılarını hayranları ile birlikte seslendirdi. Programında ilahilere de yer veren Ceceli, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Gecenin sonunda Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Bakan, günün anısına ünlü sanatçıya çiçek verdi. YUNUS ÖRS Bursa


    0 0

    Bilim insanları ‘zebraların neden çizgileri var' sorusunun gizemini çözdü.

    Çizgilerin nedeninin sineklerden korunmak için olduğu açıklandı. ABD'de bir grup biyolog, zebraların vücudunu kaplayan çizgilerin gizemini çözdüğünü öne sürdü.

    Bilim insanları 20 farklı zebra türünün coğrafi dağılımını ve bu ayrı bölgede yaşayan zebraların vücut çizgilerinin kalınlıkları ve sıklıklarını derledi. Bir sonraki adım ise bu farklı bölgelerdeki hava durumu, diğer yırtıcı hayvanlar, çeçe ve diğer sinek türlerinin yoğunluğu ve bitki örtüsünü incelemek oldu.

    Araştırmacılar, tüm verileri topladıktan sonra çizgilerin bölgedeki sinek yoğunluğuyla ilişkili olduğu sonucuna ulaştı. Zebraların sinek ısırıklarından korunabilmek için çizgili bir kamuflaj geliştirdiği belirlendi.

    Vücutlarından kısa tüyler nedeniyle ısırıklara karşı hassas olan zebraların, Afrika'da diğer canlıların aksine çizgileri geliştirdiği düşünülüyor.


    0 0
  • 06/27/16--14:00: Turizme bayram dopingi
  • Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılması turizmcilerin yüzünü güldürdü, özellikle sahil yörelerinde ciddi bir hareketlilik yaşanıyor.

    Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 9 günlük bayram tatilinin iç talepte ciddi bir artış sağladığını ifade ederek, bayram hareketliliğinin şimdiden hissedilmeye başlandığını söyledi.

    Doluluk oranlarının tesis ve bölgeye göre değiştiğini fakat genel olarak rezervasyonlarda ciddi bir artış kaydedildiğini belirten Hacısüleyman, "Aslında ara günlerin resmi tatil ile birleştirilmesi her yıl ocak ayında açıklansa turizm ekonomisini daha uzun süreli canlı tutma şansımız var. Son anda açıklandığı zaman yeni plan yapmak çok zor oluyor." diye konuştu.

    Rusya ve İsrail ile yaşanan pozitif gelişmelerin turizm sektörü açısından çok önemli olduğunu ifade eden Hacısüleyman, "Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelmesi bu yıl için çok hızlı bir toparlanma yaratmayabilir ancak 2017 için çok olumlu bir adım olarak görüyoruz. Sadece Rusya'dan Türkiye'ye değil Türkiye'den de Rusya'ya ciddi bir turist akışı var. İlişkilerin normalleşmesi karşılıklı olarak turizm hareketine çok olumlu etki sağlayacaktır." dedi.

    Hacısüleyman, İsrail ile yapılan anlaşmanın da iki ülke arasında uçak ve ziyaretçi trafiğinin artırılmasını sağlayacağını kaydederek, "Turizm açısından ikisi de çok olumlu ve sektöre çok iyi gelecek gelişme." diye konuştu.

    Yerli turist Akdeniz ve Ege dedi

    Tatilsepeti.com Genel Müdürü Koray Küçükyılmaz da Ramazan Bayramı tatilinin sıcak temmuz günlerine denk gelmesi dolayısıyla tatilcilerin yoğunlukla Ege ve Akdeniz kıyılarını tercih ettiğini dile getirdi.

    Belek, Bodrum, Çeşme, Kuşadası ve Side'nin yurt içinde en çok rezervasyon alan bölgeler olduğunu belirten Küçükyılmaz, bunların ardından Marmaris ve Fethiye'nin de çıkış yapan diğer tatil bölgeleri olarak dikkat çektiğini söyledi.

    Yurt dışında da İtalya, İspanya, Yunanistan ve Yunan adalarının öne çıktığını ifade eden Küçükyılmaz, Yunanistan'ın Thassos Adası'nın 2016 yazının gözde destinasyonu olmaya aday olduğunu belirtti.


    0 0

    Türkiye'yi mayısta ziyaret eden yabancı sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,67 düşüşle 2 milyon 485 bin 411 olarak gerçekleşti.

    Türkiye'yi mayısta ziyaret eden yabancı sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,67 düşüşle 2 milyon 485 bin 411 olarak gerçekleşti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığınca Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan geçici verilerle hazırlanan "Giriş-Çıkış Yapan Ziyaretçiler, Yabancı ve Vatandaşlar" istatistiklerine göre, Türkiye'ye ocakta 1 milyon 170 bin 333, şubatta 1 milyon 240 bin 633, martta 1 milyon 652 bin 511, nisanda 1 milyon 753 bin 45 yabancı ziyaretçi geldi. 2 milyon 485 bin 411 yabancının geldiği mayısta ise geçen yıla göre yüzde 34,67 düşüş yaşandı.

    Yılın 5 ayında ülkeye gelen toplam ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,93 azalarak 8 milyon 301 bin 933 oldu. Bu ziyaretçilerin 171 bin 595'ini (yüzde 2,07) günübirlikçiler oluşturdu.

    Mayısta en fazla yabancının giriş yaptığı il 870 bin 905 rakamı ile İstanbul oldu. Antalya'dan 621 bin 870, Artvin'den 236 bin 21, Edirne'den 235 bin 330, Muğla'dan 223 bin 702 yabancı giriş yaptı.

    Türkiye'ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler, 427 bin 219 kişi ile (yüzde 17,19) Almanya, 229 bin 86 kişi ile (yüzde 9,22) Gürcistan, 219 bin 277 kişi ile (yüzde 8,82) İngiltere olarak kayıtlara geçti.

    Mayıs ayında, geçen yılın aynı dönemine göre ziyaretçi sayısında en büyük düşüşün yaşandığı ülke yüzde 91,82 ile Rusya oldu. Rusya'yı yüzde 76,87 ile Irak, yüzde 74,02 ile Libya takip etti.

    İsrail'den Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,28 arttı.

    Ocak-Mayıs döneminde Türkiye'ye en çok ziyaretçiyi 1 milyon 157 bin 235 kişi ile (yüzde 13,93) Almanya gönderdi, bunu 844 bin 38 kişi ile (yüzde 10,17) Gürcistan, 693 bin 641 kişi ile (yüzde 8,36) İran takip etti.


older | 1 | .... | 369 | 370 | (Page 371) | 372 | 373 | .... | 375 | newer