Are you the publisher? Claim or contact us about this channel


Embed this content in your HTML

Search

Report adult content:

click to rate:

Account: (login)

More Channels


Showcase


Channel Catalog


Channel Description:

İnternetin İlk Türk Gazetesi, Türkiye’nin haber sitesi - Son haberler, Ekonomi, Politika, Yorum, Spor, Güncel, Teknoloji, Sağlık, Otomobil, Kültür Sanat, Magazin, Dış Haberler, Dünya Haberleri, Yerel Haberler ve Haber Arşivi. - Zaman Gazetesi

older | 1 | .... | 323 | 324 | (Page 325) | 326 | 327 | .... | 375 | newer

    0 0

    19 Ekim 2015, Hattat Süleyman Berk'in 2010'da Türk İslam Eserleri Müzesi'nde bulduğu “Hutut-ı Meşahir” adlı hatıra defterinin tıpkıbasımı yakında çıkıyor.

    Yaşar Şadi Efendi'nin 1920-23 yılları arasında tuttuğu deftere şiir karalayan, hat, ebru ve resim yapan, son bestesinin güftesini yazan kimler var kimler: Mehmed Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmed Rasim, Süheyl Ünver, Halid Ziya Uşaklıgil, Refik Halid Karay, ressam Hoca Ali Rıza, Necmeddin Okyay, Fatma Aliye Hanım, Bediüzzaman Said Nursi…

    Yaşar Şâdi Bey'in defterdeki fotoğrafı

    Yaşar Şadi Efendi, 1888-1923 yılları arasında yaşamış bir kültür adamı. İstanbul Fatih'te doğuyor, hukuk okuyor, Türkçe öğretmenliği yapıyor fakat daha kırkına varmadan bir hastalık sebebiyle vefat ediyor. Yahya Kemal'in şiirlerine yazdığı hiciv ve tehzil (alaya alma) yazılarıyla da tanınan Şadi Efendi, 1920-1923 yıllarında arasında “Hutut-ı Meşahir” (ünlülerin el yazılarının yer aldığı defter) adlı bir hatıra defteri tutuyor. Bu defterden anlıyoruz ki, kendisi dönemin sevilen gençlerinden. Defterini kime uzatsa kimse geri çevirmemiş. Devlet adamları, alimler, askerler, edebiyatçılar, yazarlar, şairler, hattatlar, ressamlar… Toplam 283 isimden bazıları şöyle:

    Abdülmecid Efendi, Damat Ferid Paşa, Ali Emiri Efendi, Süleyman Nazif Bey, Cenap Şehabeddin, Abdülhak Hamit Tarhan, Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif Ersoy, Bediüzzaman Said Nursi, Hüseyin Cahit Yalçın, Halid Ziya Uşaklıgil, Refik Halid Karay, Ercüment Ekrem Talu, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Edhem Eldem, hattat Kemal Akdik, tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbenzer, Necmeddin Okyay, Ahmed Rasim, Hamid Aytaç, Süheyl Ünver, Fatıma Aliye Hanım, İskilipli Atıf Efendi, ressam Hoca Ali Rıza, Şevket Dağ, Hasan Ali Yücel, Faruk Nazif Çamlıbel…

    Yaşar Şadi Efendi'nin vefatından sonra Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ne bağışlanan defterin tıpkıbasımı yakında çıkıyor. Hattat Süleyman Berk'in 2010'da müzede yaptığı araştırma sırasında rastladığı defteri Zeytinburnu Belediyesi 2016'da yayınlayacak.

    Hutût-i Meşâhir'in dış kabının genel görünümü.

    Elimizdeki defter iki nedenden ötürü sıradan bir hatıra defteri değil. İlki, adından anlaşılacağı üzere ünlülere atfedilen bir defter olması. İkincisi, sanat eseri niteliği taşıması. Mesela Süheyl Ünver küçük bir tezhibiyle, Necmeddin Okyay ebrusuyla, Hulusi Yazgan Efendi, Kemal Akdik, İsmail Hakkı Altunbenzer, neyzen Emin Yazıcı, Hamid Aytaç hüsn-i hatlarıyla, Hoca Ali Rıza, Şevket Dağ suluboya resimleriyle hatıralara ayrı bir güzellik katmışlar. Mehmed Akif Ersoy'un deftere yazdığı diziler daha sonra Safahat'ta Hüsran adıyla yayınlanmış, fakat bazı dizeleri değiştirilerek... Defter bu açıdan edebiyat tarihimize katkı sağlıyor. Dönemin kalemlerinden Ahmed Rasim'i defterde bestekâr yönüyle görüyoruz. ‘Size son bestelediğim uşşak şarkıyı yazayım' notu ile şu güzel dizeleri dizmiş yazar: “Bir bahar ister gönül gülsüz, semensiz, lalesiz/Bülbülü ötmez, çemenzarı çiçeksiz, jalesiz/Böyle bi-reng u baha, böyle figansız, nalesiz/Bir hayatın belki vardır başka zevki neş'esi.”

    “Hutut-ı Meşahir'deki ilk yazı o zamanlar veliahd olan Abdülmecid Efendi'ye ait. Demiş ki, “Bir leyle-i zalamın bir fecri var muhakkak/Bahşende-i ümidim, tebşir-i ‘Üsri yüsren'. Son yazı ise Amasyalı Abdizade'nin. Deftere bazen özlü sözler de yazılmış. Sadrazam Ali Rıza Paşa'nın bir sözüyle biz de noktayı koyalım: “İntikam ile ihtiras bu memleketi felakete sevkeyledi.”

    Süleyman Berk (Hattat)

    “Önemli bir kültür hazinesi”

    “Hutut-ı Meşahir” bir nevi hatıra defterini andıran çalışmalardır. Hatıra defterinden farkı, çok çeşitli kimselerin, kendilerine sunulan deftere el yazılarıyla o an akla gelenleri, şiirleri, özlü sözleri yazmaları veya maharetlerini aktarmalarıdır. Yaşar Şadi Efendi'nin bu defterine 2010'da “1400. Yılında Kuran-ı Kerim” sergisi hazırlıkları için bir yıl çalışma imkanı bulduğum İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda rastladım. Müze envanter defterinde, “Hutût-ı Meşâhir” ismini görünce evvelâ bunun, zamanının meşhur hattatlarının eserlerinden derlenmiş bir mecmua olabileceğini düşündüm. Defteri görünce, yine de epeyce şaşırdığımı ve sevindiğimi hatırlıyorum. Defterde, zamanının hattatları dâhil, ressamlarından, musikişinaslarından, meşâyihten, ilim adamlarından ve devlet adamlarından geniş bir kesimin kendi el yazıları ile hatıra yazıları olduğunu gördüm. Şimdiye kadar görebildiğimiz hutût-ı meşâhir mecmuaları içerisinde en kapsamlı olanı Yaşar Şâdi'nin hazırladığı bu mecmuanın olduğunu düşünüyorum. Deftere yazılan şiirlerde ve fikirlerde dönemin havasını anlamak mümkün olmaktadır. Büyük bir sabır, takip ve özenin mahsulü olan bu mecmua, döneminden kalan önemli bir kültür hazinesidir.”

    Ressam Hoca Ali Rıza'nın defterdeki suluboya resmi.

    Necmeddin Okyay'ın defterdeki yazılı ebrusu.

    Hattat Abdülkadir Saynaç'ın defterde bulunan sayfası.

    Süheyl Ünver, Yaşar Şadi Efendi'nin ne kadar önemli bir iş yaptığını fark eden tek isim. Ünveri deftere yaptığı tezhip ve altına rik'a hattı ile düştüğü notta diyor ki:

    “Sevgili vatanımızda yetişen kıymetdar zevatın yazılarını bir araya toplamakla ittisal-i atiyeye tavsif olunamayacak derecede büyük hizmetler ifa eden muhterem ve kadirşinas Yaşar Şadi Beyefendiye isminin bile bu defter-i muallada zikredilmesi münasib olmayan biri tarafından ve naçizane takdim olunmuş hatıradır. 29 Saferu'l hayr 1339”

    Bediüzzaman Said Nursi deftere, "Düşmanın düşmanı dosttur nasıl ki/Düşmanın dostu düşmandır min haysu" yazmış. Üstad'ın bu sözü daha sonra 1958'de yayımlanan Tarihçe-i Hayat'ta geçiyor.

    Mehmet Akif Ersoy'un deftere yazdığı bu diziler daha sonra Safahat'ta Hüsran adıyla, bazı dizeleri değiştirilerek yayınlanmış.

    Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,

    İslamı uyandırmak için haykıracaktım.

    Birşeydi benim hilkatimin gayesi: feryad;

    Susmak ki düşünmekti ben ondan pek uzaktım.

    Haykırmadım… “Eller duyacak sus!” dedi herkes..

    Ağyar uyanıkmış meğer etrafıma bakdım

    Feryadımı artık boğarak, na'şını, tuttum,

    Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım

    Seller gibi, heyhat, taşıp kükreyecekken,

    Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.

    Yoktur elemimden su sağır kubbede bir iz;

    İnler “Sahafat”ımdaki hüsran bile sessiz!


    0 0

    Hakan Poyraz'ın “Ve Sonra Kayboldun' adlı sergisi Beyoğlu'ndaki Gama Art Gallery'de 16 Ekim'de açıldı.

    Küratörlüğünü Martin Maryška üstlendiği sergide sanatçı, graffiti, grafik tasarım, fotoğraf, stencilart, dripping gibi farklı disiplinleri kullanarak yaptığı eserlerini sergiliyor. ‘Ve Sonra Kayboldun' 18 Kasım'a kadar görülebilir. 0212 245 69 22 (www.gamagallery.com)


    0 0

    Necip Fazıl'ın 110. doğum yılı vesilesiyle 2014 tarihinde Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen “Kalır Dudaklarda Şarkımız Bizim” adlı Necip Fazıl Sempozyumu'ndan derlenen tebliğler, “Necip Fazıl Kitabı” adıyla Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları'ndan çıktı.

    Türk edebiyatının usta sanatçısı ve Büyük Doğu Dergisi'nin kurucusu Necip Fazıl Kısakürek, doğumunun 110. yılı vesilesiyle 2014 tarihinde düzenlenen “Kalır Dudaklarda Şarkımız Bizim” adlı sempozyumdan derlenen tebliğlerin kitap haline dönüştürülmesinin ardından sevenleriyle tekrar buluştu. Prof. Dr. İsmail Kara, Asım Öz ve Aykut Ertuğrul'un editörlüğünde, yaklaşık bir yıllık bir çalışmayla hazırlanan kitap, Necip Fazıl'ın hayatını, edebi, fikri ve siyasi yönlerini ele alıp tahlil eden metinlerden oluşuyor.

    Geçtiğimiz yıl Türkiye Yazarlar Birliği'nce “Yılın En İyi Kamu Yayıncısı” ödülüne layık görülen Zeytinburnu Belediyesi'nin yayınladığı Necip Fazıl'la ilgili kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliği taşıyor. Eylül 2015'te basılan ve 605 sayfadan meydana gelen Necip Fazıl Kitabı'nda, Necip Fazıl'ın sosyal bilimlerin farklı alanlarıyla ilgi kaleme aldığı makaleleri yer alıyor. Ağırlıklı olarak Türkiye'deki temel siyasi, sosyal ve kültürel tartışma konuları çerçevesinde kaleme alınan yazılar, Necip Fazıl'ın düşüncelerine daha iyi nüfuz etmeyi mümkün kılacak nitelikte.


    0 0

    Bu yıl 61'incisi verilen Sait Faik Hikaye Armağanı'nı, "Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü - Beni Unutma Dörtlemesi 1" kitabıyla kazanan Bora Abdo, Moda Deniz Kulübü'ne misafir oluyor.

    Abdo, çalışmalarını, edebiyata dair fikirlerini 22 Ekim Perşembe günü saat 20.00'de anlatacak. Söyleşiye katılım ücretsiz.


    0 0

    Sultanahmet'teki Türk Edebiyatı Vakfı'nda her hafta düzenlenen Çarşamba Sohbeti'ne bu hafta yazar İmdat Avşar konuk oluyor.

    Avşar, saat 17.00'de başlayacak programda “Anadolu İstanbullaşmalı mı?” konulu bir konuşma yapacak. 2007'den beri yazdığı şiir ve hikâyeleri çeşitli dergilerde yayınlanan yazarın Çiğdemleri Solan Bozkır, Evliya Çelebi'nin İzinde Azerbaycan, Soğuk Rüya adlı kitapları bulunuyor. 1967'de Kırşehir Kaman'da doğan Avşar, halen memleketinde ilköğretim müfettişi olarak görev yapıyor.


    0 0

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 14. İstanbul Bienali iki hafta sonra sona eriyor.

    “Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori başlığıyla Carolyn Christov-Bakargiev tarafından şekillendirilen bienalde 80'in üzerinde katılımcının 1.500'ün üzerinde eseri yer alıyor. Avrupa ve Anadolu yakasında, müzelerin yanı sıra tekneler, oteller, eski bankalar gibi kara ve su üzerinde 36 farklı mekâna yayılan bienal ücretsiz olarak 1 Kasım'a kadar gezilebilir. Bienal mekânlarından İstanbul Modern'deki sergi ise 26 Kasım'a kadar uzatıldı. (14b.iksv.org)


    0 0

    Türk tiyatrosunun usta oyuncularından Baykal Saran (1937-2006) anısına düzenlenen Baykal Saran Yılın Tiyatro Sanatçısı Ödülü, bu yıl dokuzuncu kez sahibini buldu.

    2014-2015 sezonunda ödül, “Tesadüfen Kadın Elizabeth” oyunundaki yorumuyla Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Fulya Koçak'ın oldu. Koçak, ödülünü önceki akşam Ankara Akün Sahnesi'nde düzenlenen törende 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in elinden aldı. Törende konuşan Koçak, “Umarım sanatın gücü, bu akşam yaşanan enerji tüm ülkeme yayılır. Dört bir yandan gelen ölüm haberlerinin artık bir son bulduğu Türkiye haline geliriz.” dedi. Devlet Tiyatroları sanatçısı ve rejisörü Baykal Saran adına 2006-2007 tiyatro sezonunda verilmeye başlanan ödüle daha önce Benian Dönmez, Durukan Ordu, Erdal Beşikçioğlu, Servet Pandur, Tolga Tekin, Gülin Ersoy, Sükun Işıtan ve Dilek Bozkurt layık görülmüştü.

    İKTİDARI KAYBETME KORKUSU

    Ödül töreninden önce oyunun özel gösterimi yapıldı. Gösterime Ahmet Necdet Sezer'in yanı sıra İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, geçmiş yıllarda ödül alan sanatçılar, sanat dünyasından önemli isimler ile Lemi Bilgin, Selçuk Yöntem, Atila Sav, Rüştü Asyalı ve Erkal Saran'dan oluşan seçici kurul katıldı.

    Nobel Edebiyat ödüllü oyun yazarı Dario Fo'nun kaleme aldığı oyunda, sahip olduğu iktidarı kaybetmekten korkan Kraliçe Elizabeth'in (Fulya Koçak), yaşadığı paranoya anlatılıyor. Ferdi Değirmencioğlu'nun yönettiği iki perdelik oyunda politik kavgalar ve iktidar hırsı hakkında günümüze de eğlenceli bir dille göndermeler var. Bol odalı Saray'ında kendisine düşman olarak gördüklerinin ‘inlerine' girmekten bahseden Elizabeth, zaman zaman paranoya, hırs ve egonun esiri olur. Elizabeth, Hamlet isimli eserinde Shakespeare'in aslında kendisini hicvettiğini düşünmektedir. Elizabeth'in zihninde bu hicivler, halkı galeyana getiriyordur. Bu sebeple tiyatroculara da çatar. Beceriksiz danışmanlar ve istihbarat müdürünün kışkırtmaları da kraliçenin paranoyasını perçinlemektedir. Yazarın Hamlet'ten alıntıladığı iktidar eleştirilerini içeren cümleleri Mama Zozik (Bülent Yıldıran) başarılı bir performansla oyuna yansıtıyor.

    Oyunun finalinde, Elizabeth'e suikast girişimi sebebiyle vatan hainliği ile suçlanan İskoç Kraliçesi Mary Stuart'ın idamına atıf yapılıyor. Elizabeth, uzun bir monoloğun sonunda ‘Kesilen baş Mary'nin değil, benim başım' diyerek, pişmanlığını dile getiriyor.


    0 0

    Geçtiğimiz cuma günü hayatını kaybeden Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden Memduh Ün, Muğla'nın Bodrum ilçesinde dün defnedildi.

    95 yaşında hayata gözlerini yuman Ün için merkez Adliye Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Torba Mezarlığı'na defnedildi.

    Fatma Girik, cenaze namazından önce yaptığı açıklamada, “57 sene birlikte olduğun insanı, bir çırpıda nasıl atlatırsın? Neler hissettiğimi, ne söyleyeyim, içim dışım allak bullak, içeride tsunami var gibiyim. 72 yaşında insanım. Şu an fazla bir şey olmadı, sonra bir yerden patlak verir mi bilmiyorum.” dedi. Memduh Ün, akciğerinde sıvı birikmesi ve yüksek tansiyon sebebiyle Bodrum'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. İstanbul Kasımpaşa'da 14 Mart 1920'de dünyaya gelen Ün, BJK başta olmak üzere çeşitli kulüplerde top koşturdu. Oyuncu, yapımcı, senarist ve yönetmen olan Ün, 1947-2005 yılları arasında yapımcı olarak 124, yönetmen olarak 72, oyuncu olarak 48 filme imza attı.


    0 0

    Çeviri kitaplar dünyada her geçen gün önem kazanıyor. Ülkelerin çeviri destek programları ve yayıncılar ile online kitap satış sitelerinin teşvikleri bu alanı hareketlendiriyor. Beş yıl içinde çeviriye 10 milyon dolar yatırım yapacağını duyuran online kitap satış devi Amazon, çeviri destek projesi ile edebiyata yeni sesler kazandırmayı amaçlıyor.

    Zaman zaman yazar ve yayıncıların eleştirilerine maruz kalan online kitap satış devi Amazon, geçtiğimiz hafta salı günü, önümüzdeki beş yıl içinde çeviriye 10 milyon dolar yatırım yapacağını duyurdu. Amazon'un bünyesindeki AmazonCrossing'in çatısı altında gerçekleşecek proje, çeviri kitap çeşitliliği artırmayı amaçlıyor. Dünya edebiyatına yeni sesler kazandırmayı hedefleyen teşvik, çeviri kitap pazarında az görülen dillere ve ülkelere odaklanmak istiyor.

    Dünya yayıncılık sektöründe İngilizce dışındaki çeviri edebiyat özellikle 1990'larla birlikte daha da arttı. Bağımsız yayıncıların, ödüllerin bu gelişmede önemli bir rol oynadıkları kesin. Son yıllarda artan çeviri desteğinde Avrupa dışındaki kadın yazarların daha şanslı olduklarını söyleyebiliriz. Bu süreçte Amerika'daki en büyük çeviri kitap yayıncısı olan ve 2010'da yayın hayatına başlayan AmazonCrossing büyük bir aktör konumunda, zira dünyanın çeşitli ülkelerinden yazarların kitaplarını İngilizceye çeviriyor. AmazonCrossing şimdiye kadar 29 ülkeden 19 farklı dilde 200 kitap yayımladı. Amazon'un çevirmen ücretini karşılayacağı bu yeni proje kapsamında yayıncılar, edebiyat ajanları ve yazarlar çeviri kitap önerisinde bulunabilecek. Edebi kurmaca, hatıra, bilimkurgu, anı ve polisiye-gerilim gibi türlere açık olan projenin editörleri daha sonra bu başvurular arasından eleme yapacak.

    BAĞIMSIZ YAYINCILAR RAHATSIZ

    Amazon'un bu teşvikine başvurmak isteyen yazar, yayıncı ve çevirmenler www.translation.amazon.com/submissions adlı siteden form dolduruyor. Kitap ve yazar hakkında çeşitli bilgilerin yazılmasını ve okurun aday kitabı neden seveceği sorusunun cevaplanmasını isteyen site, dört-beş hafta gibi kısa bir sürede sonucu başvuru sahibine iletecek. Amazon öneriyi beğendiği takdirde, başvuru sahibinden kitaptan bir bölüm ve çeşitli ek dokümanlar talep edebilecek.

    Projenin son beş yıllık başarısına bakıldığında yeni yazarların dünya edebiyatına kazandırıldığını söyleyebiliriz. Amazon'un dikkat çektiği ve büyük bir başarı elde ettiğini duyurduğu isimler arasında Alman yazar Oliver Pötzsch'ün bir milyon kadar satış yapan kitabı ‘Hangman's Daughter', Koreli yazar Bae Suah'ın ‘Nowhere to Be Found' ve Ayşe Kulin'in ‘Last Train to İstanbul' (İstanbul'a Son Tren) adıyla çevrilen ‘Nefes Nefese' adlı e-kitap romanı var. 2016'da ise Meksikalı yazar Laura Esquivel (Pierced by the Sun) ve Polonyalı yazar Zygmunt Miloszewski (Rage) odaklanılacak yazarlardan.

    Amazon'un bünyesinde AmazonCrossing'in yanı sıra Little A (edebi kurmaca); AmazonEncore (yeniden keşfedilen kitaplar); Montlake Romance (romantik kitaplar); Jet City Comics (çizgi roman); Amazon Children's Publishing (çocuk kitapları); Thomas & Mercer (polisiye, gerilim kitaplar) gibi yan kuruluşlar bulunuyor. Bu dev şirketin çeviri edebiyata yatırımı yayıncılar, yazarlar ve çevirmenler cephesinde olumlu karşılanırken, yayıncılık piyasasında gittikçe kökleşen Amazon'un bağımsız kitapçılar ve yayıncıları bu yarışta epey geride bıraktığı korkusu daha da güçleniyor.


    0 0

    13 Kasım'da gösterime girecek yeni filmi Ali Baba ve Yedi Cüceler'in için gün sayan Cem Yılmaz, başka bir filmde daha seyirci karşısına çıkacak.

    Ünlü komedyen, Yüksel Aksu'nun İftarlık Gazoz adlı yeni filminin kadrosuna konuk oyuncu olarak katıldı. Çekimleri Muğla'da devam eden filmde yer alan Yılmaz'ın setteki takkeli fotoğrafını Sümer Ezgü, Twitter hesabından paylaştı. Yüksel Aksu'nun yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştığı İftarlık Gazoz filmi, Muğla'nın Ula ilçesinde çekiliyor. Aksu'nun önceki filmleri gibi yine bir ‘Ege hikâyesi'ni konu alan ve 1970'li yıllarda geçen İftarlık Gazoz, ilkokul öğrencisi Adem'in öyküsünü konu alıyor. Film 29 Ocak 2016'da gösterime girecek.


    0 0

    Geçtiğimiz yıl hayata veda eden yazar, şair ve çevirmen Talât Sait Halman adına çeviri ödülü düzenlenecek.

    Ödül; şiir, öykü, roman gibi edebiyat alanındaki eserlerin nitelikli çevirilerini desteklemek amacıyla verilecek. Türkiye'nin ilk kültür bakanı olan ve 2008-2014 yılları arasında İKSV Mütevelliler Kurulu başkanı olarak görev yapan Talât Sait Halman anısına başlatılan Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, İKSV tarafından her yıl verilecek. Ödül için başvurular yayınevleri veya çevirmenler tarafından yapılacak. Yayınevleri veya çevirmenler herhangi bir dilden Türkçeye çevrilmiş ve ödül yılı içinde yayımlanmış edebiyat yapıtlarıyla ödül için başvurabilecekler. Seçici kurul tarafından belirlenecek kitabın çevirmenine 15 bin TL tutarında bir defalık destek sağlanacak. Başkanlığını Doğan Hızlan'ın yaptığı Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu; Sevin Okyay, Ahmet Cemal, Yiğit Bener ve Kaya Genç'ten oluşuyor. Bu yılki ödülün sahibi, aralık ayında açıklanacak. 2015 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular, 6 Kasım 2015 saat 17.00'ye kadar tshbasvuru@iksv.org e-posta adresine ya da İKSV'ye (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 34433 Şişhane Beyoğlu İstanbul) teslim edilebilir. Başvuru koşullarına dair ayrıntılı bilgi içeren şartname www.iksv.org adresinde yayınlandı.


    0 0

    16 Ekim'de başlayan 5. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin ödül töreni önceki akşam Beyoğlu Atlas Sineması'nda yapıldı.

    Jüri üyeleri Serdar Akar, Lucie Bader, Selman Dursun ve Ozan Güven'in de katıldığı törende uzun ve kısa metraj dallarında Altın Terazi ödülleri verildi.

    İkisi Türkiye'den olmak üzere 10 filmin yarıştığı Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması'nda Kosova yapımı Üç Pencere ve Bir Ölüm büyük ödüle uzandı. Isa Qosja'nın yönettiği film, Kosova Savaşı'nda tecavüze uğrayan kadınların savaş sonrası yaşadıklarını konu alıyor. Filmin oyuncusu Donat Qosja ödülü “Savaş sırasında tacize uğrayan ve mağduriyete uğrayan kadınlara” adadı. Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü alan Emin Alper imzalı Abluka ile Faruk Hacıhafızoğlu'nun yönettiği Kar Korsanları filmleri ise jüriden ödül alamadı.

    Kısa Film Yarışması'nda Fransız yönetmen Cristophe M. Saber'in Disiplin, en iyi film seçildi. Ödül töreni, Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması'nda en iyi film ödülünü alan Üç Pencere ve Bir Ölüm'ün gösterimi ile sona erdi. Halen devam eden festivalde film gösterimleri bugün sona eriyor.


    0 0

    Hilmi Yavuz'un edebî; meseleleri disiplinlerarası bir bakışla ele aldığı yazıları Edebiyat Okumaları adıyla kitaplaştı.

    Timaş Yayınları'nca okura sunulan eser, edebiyat eleştirisinin kadim tartışmalarına ezber bozan yaklaşımlar getiriyor. Edebiyat Okumaları, Tanzimat romanından Necatigil şiirine, dilimizdeki Baudelaire çevirilerinden şiir-felsefe ilişkisine kadar çok geniş bir alanda düşünce üreten, verili tespitleri sorgulayan bir şair ve aydının edebiyat tarihindeki kişisel yolculuğu olarak da tanımlanabilir.

    Hilmi Yavuz, Türk romanının erken örneklerini incelerken, çok tartışılan kadın özgürlüğünün, sanıldığı gibi toplumsal cinsiyet bağlamında bir özgürleşme olmadığını ortaya koyuyor mesela. Türk romanının çok tartışılmış eserlerinden Yakup Kadri'nin Yaban'ını farklı bir açıdan, post-kolonyal bir okuma denemesiyle ele alıyor. Edebiyat Okumaları, Hilmi Yavuz'un kendi entelektüel serüvenindeki kimi meseleleri bugünün bakışıyla yeniden yorumlayan, bu bakımdan yakın edebiyat tarihimize de ışık tutan bir kitap. Örneğin, Yavuz 70'li yıllardaki o ünlü Tanpınar tartışmasına yeniden dönüyor. Bilindiği gibi, edebiyat çevrelerinde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın gündeme gelmesi biraz da 1970'lerde Hilmi Yavuz ile Selahattin Hilav arasındaki tartışma vesilesiyle olmuştu. Yavuz, bu kitabında hem o tartışmayı hatırlatıyor hem de altı makaleyle Tanpınar'ı yeniden yorumluyor.

    Edebiyat Okumaları'nın en önemli özelliklerinden biri, edebî; tartışmaları farklı disiplinlerden yararlanarak ele alması. Örneğin Hilmi Yavuz, Divan şiirini yalnızca söz sanatlarına hapsolmuş geleneksel edebiyatçı yaklaşımıyla okumuyor, “Divan Şiirinin Dili: Bir Antropolojik Okuma” başlıklı makalesinde Divan şiirinin konumunu antropolojinin verilerine dayanarak dile getiriyor. Kitaptaki “Üç Şiirde Üç İstanbul: Lirik Tahayyülün Sonu” başlıklı makale ise İstanbul'un dönüşümünü şiirler üzerinden yetkinlikle anlatan bir metin.

    Edebiyat Okumaları, son dönemde Türkiye'de edebiyat eleştirisine en önemli katkılardan biri.


    0 0
  • 10/21/15--14:00: Sel ‘ailesi' 25 yaşında
  • Yayın hayatına 1990 yılında başlayan Sel Yayınları, önceki akşam Pera Müzesi'nde bir davetle 25. yılını kutladı. 25 yılda yaklaşık 900 kitabın, 400 kadar yazarın katıldığı ‘ailenin' hikâyesini anlatan İrfan Sancı, bütün bu süre boyunca yapmak istedikleri, hayal ettikleri hemen her şeyi yaptıklarını söylüyor.

    “Yayınevi kelimesi birleşik bir kelime, bunun içinde ev kelimesinin ayrıca yer aldığını zaman zaman gözden kaçırıyor olabiliriz. Gözünüzün önüne dağınık ve değişik bir yapı getirin. Ve çeşitli büyüklükte odalarda, salonlarda yaşayan yazarlar ve çevirmenler var. Bunların bir arada uyumlu bir biçimde varlıklarını sürdürmeleri dışarıdan bakıldığında mantıklı gibi görülebilir ama kolay değildir. Yazar yayıneviyle ilişki kurduğunda komşularının kim olacağını merak eder. Yan odada Salâh Birsel'in yüksek sesle yazdıklarını okuduğunu bilmek insana iyi gelir. Üst katta Ferit Edgü'nün pipo kokularının gelmesi, çatı katında İskender'in dans etmesi insana iyi gelir. Elias Canetti'yle konuşmak, ahbaplık etmek iyi gelir…” Önceki akşam Sel Yayınları'nın 25. yıl kutlamasında yazar için yayınevinin önemini bu sözlerle anlattı Enis Batur. Komşu olmak, bir bakıma aile olmaktır da. Sel bu imkânı yazarlarına veren ender yayınevlerinden. 1990 yılında İrfan Bey ve Selma Hanım'ın el ele verip kurduğu Sel'in hikâyesini İrfan Sancı'yla konuştuk.

    Bir yayınevi nasıl doğar? İlk adımlar nasıl atılır? Hangi hayaller insanı bir yayınevi kurmaya iter? İrfan Bey anlatıyor… “80 sonrası politik tutukluydum, cezaevinden 1985'te tahliye oldum. Sonra iş aramaya başladım, çeşitli gazetelerde musahhihlik yapıyordum, o zamanlar saygınlığı da olan bir servisti. Bu arada, eve katkı sağlamak için akşamları yayınevlerinden okuma/düzeltme işi alıyordum.” Ama bütün bunları yaparken İrfan Bey'in kafasında kendi seçtiği metinlerin düzeltmesini yapmak vardır. Hemen bütün yayıncılar gibi, hiç parası olmadığı halde bir yayınevi açmanın hayalini kurar. Sonra bir gün Milliyet Yayınları için “Hizbullah, Kutsal Terörün İçyüzü” başlıklı bir kitabın redaktörlüğünü yapar İrfan Bey. “Kitabı okudum, teslim ettim, paramı aldım fakat kitap gelmiyor. Sordum tabii, ne oldu diye. Müdürü dedi ki: ‘Biz o kitabı beş bin bastık, koliledik, depoya koyduk ama dağıtmayacağız. Patron, dağıtmayın dedi.' O zaman ben hemen bana satın dedim.” Politik sebeplerle dağıtılmayan beş bin ‘Hizbullah' kitabını, ortada bir yayınevi bile yokken İrfan Sancı satın alır. “Aldık beş bin kitabı, götürdük bir tanıdığın matbaasına koyduk. Sonra üç beş arkadaş hepimiz kapakları ve künye sayfasını yırttık.” O arada tabii yayınevine isim konulur, logo yaptırılır ve Sel kapaklı ve künyeli ‘Hizbullah' raflardaki yerini alır.

    Sel'in ilk kitabı böylece bir gazeteci kitabı olur. İrfan Bey'e, eşi Selma Hanım'la (dizgi ve mizanpaj işleri ona emanet) çıktıkları yolda nasıl bir yayıncılık yapmayı tasarladıklarını sorduğumuzda gerçekleşmeyen bir tasarısından da bahsediyor: “İlk başta kafamda iki tür yayın çizgisi vardı, güncel-aktüel yayınları Sel Yayıncılık diye yapacaktım. Bir de ‘değişen zaman içinde değişmeyen gerçeklik' anlamından dolayı Töz diye bir şey yapmak istiyordum. Sel'e başlayınca, koşullar öyle icap etti Töz kaldı. O dönem, 12 Eylül sonrası gazeteci kitapları vardı. Ben de gazeteci kitapları yayımladım ama asıl yapmak istediğim o değildi tabii. Çok kısa zamanda altıncı yedinci kitabımız Borges, Neruda gibi isimler oldu.” 25 yılda 900 kadar kitap yayınlandı Sel etiketiyle, 400 kadar da yazar katıldı aileye. İrfan Bey, bütün bu süre boyunca, ki maddi zorluk çektikleri çok da zaman olmuş ama, yapmak istedikleri, hayal ettikleri hemen her şeyi yaptıklarını söylüyor. Söz gelimi Steinbeck'in yayıncısı olmak, Canetti'nin Galeano'nun ya da Salâh Birsel'in, Ferit Edgü'nün…

    “Başından beri yelpazemiz geniş, algılarımız açık. Bir tema üstüne bir kitap yayınlamak istediğimizde hemen onun üstüne bir seri yaptık. Adımız da müsait, ŞiirSel, DüşünSel, ÇizgiSel…” Bu noktada İrfan Bey yayınevinin özellikle son 5 senesini de ayrı değerlendiriyor. Kızı Bilge Sancı'nın yayınevi ekibine dâhil olması ve DüşünSel, KentSel serilerini yönetmesiyle nitelik olarak daha da güçlendiklerini ifade ediyor. Edebiyat kitaplarının yanı sıra 13 farklı alt başlıkla geniş bir çizgide seyrediyor yayınevi. Bunun sebeplerini şöyle anlatıyor İrfan Bey: “ÇeviribilimSel, Tarihe tanıklık, QueerDüş'ün Serisi, Kadın Kitaplığı… Başlıkları böyle koyup sınırları da çizdikten sonra bir hedef de gösteriyorsunuz. İlgilisi okur ya da okumaz. Diğer türlü Apollinaire'in metnini normal edebiyat içinde yayınlasak o zaman yanlış olur, okuru yanıltmış oluruz.”

    “Kitaplarımızın yargılanması hükümetlerle ilgili değil”

    Şimdiye kadar Sel Yayınları'nın on kitabı hakkında savcılık tarafından dava açıldı. Fransız yazar Jeanne Cordelier'in ‘Pamuk Prensesin Ölümü', William Burroughs'un ‘Yumuşak Makine', Guillaume Apollinaire'in ‘Genç Bir Don Juan'ın Maceraları' bu kitaplar arasında. “Bizim yayıncılığımızın buralara toslaması tamamen sistemle ilgili. Yurtdışından ‘Türkler Apollinaire'i yargılıyor' diye röportaj için geldiler. Bir de o zaman ‘dinci' bir hükümet var. Hep dincilikle ilgisi yok diyordum. Bu tamamen devlet refleksi. Enis Batur'un, Metin Üstündağ'ın, Mehmet Ergüven'in kitabının dava geçirmesi hükümetler meselesi değil.”


    0 0

    Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin sürekli yayın organı TEB Oyun'un Güz sayısı yayınlandı.

    Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da sansür konusu iki yazar tarafından ele alınıyor. Orhan Aydın'ın 'Bahar Ortasında Bir Ayaz' ve Yusuf Eradam'ın 'Sanatın 3, Sansürün &Şiddetin 4 Yüzü' başlıklı yazıları, bugünün sanat ortamına ve sanat-iktidar ilişkisine odaklanıyor. Üstün Akmen'in 'Saraydan Kız Kaçırma', Okday Korunan'ın 'Carmen' eleştirisi operaseverleri mutlu edebilir. Kerem Özel'in Cherkaoui ile dans üzerine yaptığı uzun soluklu söyleşi bu sayıda da devam ediyor. Nihal Kuyumcu ve Pınar Yılmaz'ın Avignon Festivali, Ayşe Lebriz'in Galataperform tarafından organize edilen Yeni Metin Yeni Tiyatro etkinliği izlenimleri okuru perde arkasına davet ediyor. Üstün Akmen, Dilek Türker, Zeynep Oral ve Dikmen Gürün yazılarıyla Osman Şengezer'i anıyor. Bir anma yazısı da yine Oral ve Gürün'ün kaleminden değerli tiyatro adamı Başar Sabuncu için bu sayıda yer alıyor. TEB Oyun, Mephisto Beyoğlu, Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nden temin edinilebilir.


    0 0

    Ressam İbrahim Coşkun'un ‘Taşlaşmış Ağıtlar' sergisi UNİQ İstanbul'da devam ediyor.

    ‘Taşlaşmış Ağıtlar', bu yıl 60 yaşına giren ve sanatta 40. yılını dolduran, yurtiçi ve yurtdışında önemli koleksiyon ve müzelerde eserleri yer alan ressam İbrahim Coşkun'un 38. kişisel sergisi. Tuval üzerine yağlıboya eserleri ile tanınan İbrahim Coşkun'un yurtdışında ürettiği eserlerden oluşan sergisi, UNIQ Gallery ve UNIQ Office'teki geniş alanda izlenebilir. Taşlaşmış Ağıtlar sergisi 15 Kasım'a kadar her gün 9.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. (0212 286 03 91)


    0 0

    “27. Yıl ENKA Kültür Sanat Müzik Buluşmaları” bu yılki sezona 24 Ekim'de Köln Korosu'nun konseriyle başlayacak.

    70 yıllık geçmişiyle dünya sahnelerinde büyük takdir toplayan Deutz Chor / Köln Korosu, ekibin 15 yıllık sanat yönetmeni ve orkestra şefi Heinz Walter Florin yönetiminde ENKA İbrahim Betil Oditoryumu'nda saat 20.30'da sahneye çıkacak. Schubert'ten Brahms'a, Wagner'den Verdi ve Rossini'ye ünlü klasikleri, 110'dan fazla korist seslendirecek. ENKA Sahnesi 26 Ekim Pazartesi akşamı saat 20.30'da ise kendine has üslubu ve yorumuyla ünlü piyanist Gülsin Onay'ı ağırlayacak. Onay, konserde Ludwig van Beethoven, Claude Debussy ve César Franck'in eserlerinden seçmeler icra edecek.


    0 0

    Oyuncu Onur Saylak'ın ilk kez kamera arkasına geçtiği Orman'ın festival yolculuğu devam ediyor.

    Film, 6-14 Kasım arasında düzenlenecek Boston Belgesel ve Kısa Film Yarışması'nda ödül kovalayacak. Saylak'ın Doğu Yaşar Akal ile birlikte yönettiği kısa filmin senaryosunda Hakan Günday'ın da imzası var. Suriyeli bir zorunlu göçmenin İstanbul'daki bir gününü anlatan filmin ilk gösterimi, geçtiğimiz ağustos ayında New York'ta gerçekleşti. San Francisco, Dungog (Avustralya), Kahire, Abu Dhabi ve Toronto gibi şehirlerdeki kısa film festivallerinde gösterilen Orman, 2016 yılı boyunca festivallerde ve seçkilerde gösterilmeye devam edecek. Selim Bayraktar, Tuba Büyüküstün, Muhammet Uzuner, Mustafa Uğurlu ve Mavi Mercan'ın rol aldığı film, İstanbul'un göbeğinde Suriye'deki savaştan kaçan Omar ve iki kızının verdiği yaşam mücadelesini konu alıyor. Hayatta kalmak için her yolu deneyen Omar'ın yolu, konforlu bir hayat yaşayan Zeynep ve Dündar ile kesişir. Sonrasında hiçbirinin hayatı eskisi gibi olmaz.


    0 0

    Fotoistanbul 2015 kapsamında Pera Müzesi ev sahipliğinde Türk fotoğrafının usta ismi Ara Güler hakkında "Ara'yı Anlamak" başlığıyla bir panel düzenlendi.

    Türk fotoğrafçılığının en önemli ismi Ara Güler'in kültür tarihimize kazandırdığı, belleklere kazınan görsel hatıranın önemine atıflarda bulunulan panelde Ara Güler de yer aldı.

    "Tarihi makinesiyle yazan adam" olarak tanımlanan ve bir foto muhabiri olan Ara Güler'in fotoğraflarının kendi yaşadığı döneminin hayat biçimini, sanatını, gelenek ve göreneklerini, dönemin insanlarının neler yaptıklarını, kederlerini ve neşelerini gelecek kuşaklara aktaran fotoğrafları neden çektiğinin cevabı arandı. Moderatörlüğünü Özcan Yurdakul'un yaptığı panele İrlandalı fotoğraf sanatçısı Paul Mc Millen, savaş fotoğrafçısı Coşkun Aral ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simber Atay konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar Ara Güler'in fotoğraflarını yorumlayarak Ara Güler ile yaşadıkları hatıraları izleyicilerle paylaştı.

    Fotoistanbul 2015 kapsamında Pera Müzesi ev sahipliğinde Türk fotoğrafının usta ismi Ara Güler hakkında "Ara'yı Anlamak" başlığıyla bir panel düzenlendi.


    0 0

    Polisiye edebiyatın usta yazarı Agatha Christie'nin doğumunun 125. yılı şerefine Pera Palace Hotel Jumeirah tarafından düzenlenen Kara Hafta İstanbul etkinliği dün akşam başladı.

    Yarın sona erecek etkinliğe Agatha Christie'nin torunu Matthew Prichard da katılıyor. Etkinlik kapsamında söyleşi yapacak yazarlar arasında Ahmet Ümit ve Celil Oker yer alırken İngiltere'den Alexander McCall Smith, Amerika'dan Leslie Klinger ile İtalya'dan Roberto Costantini de İstanbul'a geldi. Tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu Kara Hafta'da bugün saat 17.00'de Alexander McCall Smith, Esmahan Aykol ve Ayse Erbulak'ın katılımıyla Kadın Dedektifler adlı bir panel düzenlenecek. 18.00'deki Katilin Peşinde başlıklı panelde Leslie S. Klinger, Algan Sezginturedi ve Erol Uyepazarcı konuşacak. Agatha Christie'nin torunu Mathew Prichard'ın da katılacağı Agatha Christie ‘Suç ve Ceza' başlıklı panel ise 19.00'da başlayacak. Paneller Pera Palace Hotel Jumeirah'ta gerçekleştirilecek.


older | 1 | .... | 323 | 324 | (Page 325) | 326 | 327 | .... | 375 | newer