Are you the publisher? Claim or contact us about this channel


Embed this content in your HTML

Search

Report adult content:

click to rate:

Account: (login)

More Channels


Channel Catalog


Channel Description:

İnternetin İlk Türk Gazetesi, Türkiye’nin haber sitesi - Son haberler, Ekonomi, Politika, Yorum, Spor, Güncel, Teknoloji, Sağlık, Otomobil, Kültür Sanat, Magazin, Dış Haberler, Dünya Haberleri, Yerel Haberler ve Haber Arşivi. - Zaman Gazetesi

older | 1 | .... | 282 | 283 | (Page 284) | 285 | 286 | .... | 375 | newer

    0 0

    34. İstanbul Film Festivali’nde, önceki gün Kuzey/Bakur belgeselinin sansür edilmesiyle başlayan kriz devam ediyor. İKSV yönetimi, dün basın toplantısı düzenleyerek 19 Nisan’da sona erecek festivalin tüm yarışmalarını ve kapanış törenini iptal ettiğini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada İKSV’yi suçladı.

    34. İstanbul Film Festivali’nde önceki gün yaşanan sansür krizinin ardından, yarışmalı ve yarışma dışı bölümlerden 23 filmin çekilmesinin ardından dün festival yönetimi ve jüri üyeleri Martı İstanbul Hotel’de basın toplantısı düzenledi. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün festivalin düzenleyicisi İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’na (İKSV) yapılan yönetmelik uyarısı sonrası Kuzey/ Bakur filminin gösteriminin iptaliyle başlayan krizde jüri iyelerinin ve festival yönetiminin tepkisi de sert oldu. Festivalde filmi olan yerli ve yabancı sinemacıların da hazır bulunduğu toplantıda, festival direktörü Azize Tan, festivalden filmini çeken sinemacıları desteklediklerini söyledi. Festivalin Altın Lale Uluslararası Yarışması’nda yer alan film gösterimlerinin devam edeceği ancak Ulusal ve Uluslararası Altın Lale ve Ulusal Belgesel Yarışmaları ile festivalin kapanış töreninin iptal edildiği açıklandı.

    Toplantıya Festival Direktörü Azize Tan, Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Zeki Demirkubuz, Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Rolf De Heer ve jüri üyesi, Melisa Sözen, En İyi İlk Film Yarışma jüri üyesi M. Fazıl Coşkun, Ulusal Yarışma jüri üyesi Şebnem İşigüzel, Ulusal Belgesel Yarışma jüri üyeleri Emel Çelebi ve Pelin Esmer katıldı.

    Bugüne dek fiilen uygulanmasa bile söz konusu yönetmeliğin 2004’ten bu yana festivaller ve sinemacılar için büyük bir sıkıntı olduğunu belirten Tan, yönetmeliğin değişmesi için daha önce de görüşmelerde bulunduklarını söyledi. Tan, ayrıca, “Bu belge aslında uygulanmayan ya da istenilen zaman uygulanan bir kanunun film gösterimlerinde demokrasinin kılıcı gibi festivallerin üzerinde sallandırılmasıdır. Yasanın varlığını tüm festivaller biliyor ama biz filmleri gösterebilmeyi tercih ettiğimiz için yönetmeliklerimizde bu belgeyi talep etmiyoruz. Aslında bu, festivaller açısından durumu idare eden bir yaklaşım. Belki de durumu artık daha fazla idare etmememiz gerekiyor. Bu konuyla yüzleşerek mevcut yönetmeliklerin ve sinema kanununun değiştirilip tüm sektörü rahatlatacak değişikliklerin yapılması için hep beraber dayanışma içinde olmalıyız.” dedi.

    Toplantıda, festivallerde gösterilecek Türkiye’de üretilmiş yapımların kayıt tescil belgesi almasını zorunlu tutan yönetmeliğin değişmesi, yerli ve yabancı filmler arasında gözetilen farklı uygulamanın kaldırılmasının sağlanması için tüm sektöre, festivallere, meslek birliklerine dayanışma içinde olma çağrısı yapıldı. Festival yönetimi, festivalde filmlerini göstermeme kararı alan film ekiplerini de gösterim saatlerinde sinema salonlarına gelerek, kendilerine ait olan bu süreyi bir tartışma alanına çevirmeye davet etti. Ayrıca bugün saat 15.30’da Atlas Sineması’nda sektördeki meslek birliklerinin ortak yapacağı bir basın toplantısı gerçekleştirilecek.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı da dün konuyla ilgili bir yazılı açıklama yaparak, İKSV’yi suçladı. Bakanlık açıklamasında, “Söz konusu yazı festival yönetimine yeni gönderilmemiş olup, ilgili mevzuatın hükümlerinin hatırlatıldığı 9 Ocak 2014 tarihinde gönderilen genel bir bilgilendirme yazısıdır.” denildi. Bakanlık açıklamasında, “Ortada terör örgütü propagandasının söz konusu olması hiçbir şekilde temel demokratik değerlerle ve düşünce özgürlüğünün evrensel kriterleriyle bağdaşmayan bir durumdur. Bu noktada terör örgütü propagandası konusu da söz konusu vakfı ve festival yönetimini ilgilendirmektedir.” denildi.

    Zeki Demirkubu: Sansürde seçim siyaseti etkili

    Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Zeki Demirkubuz ise, “Bu ülke akıl dışı yanlarından ve topuğuna sıkarak kendini var ediyor. Birileri bu filmin programına bakıp gözden geçirdikten sonra Bakur filminin yasaklanmasına karar verilmiş. Seçim zamanlarının bunda çok büyük etkisinin olduğunu düşünüyorum. Geçen günkü ülke içi çatışmaların, öldürülen katırların ve pek çok şeyin bunda etkisi olduğunu düşünüyorum.” dedi.


    0 0

    Kitap, belgesel (13 bölüm) ve sergi olmak üzere üç ayağı bulunan “Dünyanın En Büyük Müzesi: Türkiye” projesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Darphane-i Amire Binası, Ankara CerModern Sanat Galerisi, Berlin Uluslararası Turizm Fuarı ve Moskova Turizm Fuarı’nda sergilendikten sonra bugünden itibaren Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde görülebilecek.

    Anadolu topraklarının 12 bin 500 yıllık tarihini anlatan proje için Anadolu’da farklı coğrafyalarından ve farklı zaman dilimlerinden seçilmiş 100’ün üzerinde obje fotoğraflandı. Karain Mağaraları’ndan Göbeklitepe’ye, Çatalhöyük’ten Efes’e, Zeugma’dan Çavuştepe’ye kadar dünya tarihini değiştiren arkeolojik eserler böylece hem kitap, hem sergi, hem de belgesel olarak halka buluşuyor. Projeye ait fotoğraf sergisi Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde 22 Nisan’a kadar açık kalacak. Sergi, Gaziantep’ten sonra yurt içinde İzmir, Adana, Bodrum ve Antalya’da yurtdışında ise Londra ve Paris’te açılacak.


    0 0

    Dünyaca ünlü keman virtüözü David Garrett, Türkiye'deki ilk konserini vermek üzere İstanbul'a geliyor.

    “Müziğin dahi çocuklarından biri” olarak bilinen genç virtüöz, 20 Mayıs’ta Haliç Kongre Merkezi’nde sahneye çıkacak. IEG Live ve Piu Müzik işbirliğiyle düzenlenecek konserde Garrett, İstanbul sahnesinde seyircisine Johannes Brahms’ın “Thuner Sonate”, “Andante Tranquill” ve “Regenliedsonate” gibi klasiklerinin de yer aldığı doyumsuz bir keman resitali sunacak. Konserde Garrett’e, piyanosuyla Julien Quentin eşlik edecek. Henüz dört yaşındayken kendi kendine keman çalmayı öğrenen; 7 yaşında resital vermeye başlayan ve 13 yaşında 2. CD’sini kaydeden David Garrett, ‘müziğin dahi çocuklarından biri’ olarak biliniyor. 2008 yılında “Flight of the Bumblebee” şarkısını 1 dakika 6,56 saniyede (1 saniyede 13 nota basarak) çaldığı performansıyla Guiness Rekorlar Kitabı’nda adı, “dünyanın en hızlı keman çalan insanı” olarak geçiyor. Sevilen klasiklerle birlikte pek çok rock ve pop klasiğini kendi özgün tarzıyla yorumlayan sanatçının, büyük bir hayran kitlesi bulunuyor.


    0 0

    Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) ve Pen Yazarlar Birliği, tiyatro eleştirmeni Üstün Akmen’e, kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle tazminat davası açan Ömer Çelik’e karşı dün bir açıklama yayınlandı.

    Zeynep Oral, Seçkin Selvi, Zehra İpşiroğlu, Halil İbrahim Özcan, Tarık Günersel, Haydar Ergülen’in aralarında olduğu birliklerin açıklamasında, “Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ömer Çelik’in yazar-eleştirmen Üstün Akmen’e açmış olduğu davaya dayanak da olan TÜSAK hakkında görüşlerin dile getirilmesinden, yazıya dökülmesinden rahatsızlık duyulmasının, bunun ötesinde yargı yoluna gidilerek adeta fertlerin bu haklarını kullanmasına set çekilmek istenmesinin, demokrasi sistemiyle bağdaşmadığını, düşünce özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiğini belirtir, eleştiri karşısında takınılan bu tehditkâr yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini vurgularız.” denildi.


    0 0

    Küratörlüğünü Senem Çağla Bilgin’in yaptığı ‘Küratör Denen Canavar’ başlıklı sergi 10 Nisan’da Ankara’daki Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde açıldı.

    Farklı disiplinlerde çalışan dokuz sanatçıyı ve eserini bir araya getiren sergiyi görmek için son tarih 11 Mayıs. Serginin sanatçıları arasında Burak Ata, Fırat Engin, Nihat Kemankaşlı, Joana Kohen, Mehmet Kösemen, Murathan Özbek, Ardan Özmenoğlu, Seçkin Pirim ve Tuğberk Selçuk bulunuyor. Ayrıntılı bilgi için: www.galerisiyahbeyaz.com


    0 0

    Çocuklara 23 Nisan hediyesi olarak 2008 yılından beri düzenlenen 8. Ülker Çocuk Sinema Şenliği, bu yıl 18 Nisan Cumartesi günü yapılacak.

    Şenlikte bu yıl, Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nın En İyi Animasyon Film dalında Oscar ödülü alan filmi “6 Süper Kahraman” (Big Hero 6) gösterilecek. 18 Nisan Cumartesi günü 56 şehirde ücretsiz gösterilecek filmin sonunda çocukları sürpriz hediyeler de bekliyor. Şenlik, Yıldız Holding şirketleri çalışanlarının da içinde bulunduğu 500’ü aşkın kişiden oluşan bir ekip tarafından hayata geçiriliyor. Biletler gişelerin açılmasından itibaren, seans sırasıyla dağıtılacak ve dağıtım, bilet tükenene kadar devam edecek. Yedi yılda 850 bini aşkın çocuğu sinemayla buluşturan Ülker Çocuk Sinema Şenliği’ne katılmak için il ve salon bilgisi www.ulker.com.tr’de


    0 0

    Ünlü Rus besteci Sergey Sergeviç Prokofyev’in çocuklar için bestelediği eserlerden ‘Peter ve Kurt’ ilk ulusal çocuk senfoni orkestrası olan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrasının yorumuyla sahneye taşınıyor.

    DÇSO, 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde müzikseverlerle buluşacağı program kapsamında 19 Nisan Pazar günü 14.00 ve 16.00 saatlerinde TİM Maslak Show Center’da sahne alacak. Şefliğini ve genel müzik direktörlüğünü Prof. Rengim Gökmen’in üstlendiği, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilecek eserde Peter rolünü ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’ ve ‘Küçük Ağa’ gibi televizyon dizileriyle tanınan çocuk oyuncu Emir Berke Zincidi, anlatımını ise Selçuk Yöntem üstleniyor.


    0 0

    Bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek Uluslararası İstanbul Klasik Gitar Festivali 18-23 Nisan tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM) yapılacak.

    Genel sanat yönetmenliğini Cem Küçümen’in yaptığı festivale Aniello Desiderio (İtalya), Marcin Dylla (Polonya), Solo Duo (İtalya), Gilbert Biberian (İngiltere), Celil Refik Kaya (ABD-Türkiye), Fuego del flamenco (İspanya) gibi her biri alanlarında başarılı genç gitaristler katılacak. Festivalde ayrıca, seminerler, bestecilik atölyesi ve genç yeteneklerin konserleri de olacak. Bu yıl ilki yapılan ve yarışma sonucunda seçilen 7 solist; Parsa Sanjari (İran), Jacopo Lazzaretti (İtalya), Timur Dersuniyelioğlu (Türkiye), Aktaş Erdoğan (Türkiye), Umut Süme (Türkiye), Luis Suarez Quixtan (Fransa) ve Narges Sabzeali (İran) konserlerde sahneye çıkacak. Festivalin onur madalyası ise İstanbul’da doğan ve 17 yaşına kadar bu kentte yaşayan İngiliz gitarist ve besteci Gilbert Biberian’a verilecek. Biberian’a madalyası, 18 Nisan, saat 20.00’de CKM Büyük Salon’da açılış konseri öncesinde yapılacak törenle takdim edilecek. (www.istanbulclassicalguitarfestival.com)


    0 0

    İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, yaşanan sansür krizinin perde arkasını anlattı. Kültür Bakanlığı’nın “eski yazıyı yeniymiş gibi göstermekle” suçladığı Tan, Bakur belgeselinin gösteriminden bir gün önce bakanlıktan telefon aldıklarını, ardından da polislerin gelip filmin gösterilip gösterilmeyeceğini sorduklarını söyledi.

    34. İstanbul Film Festivali’ndeki sansür krizinin yankıları sürüyor. Kuzey/Bakur adlı belgesel filmin gösteriminin iptaliyle başlayan krizde, Kültür Bakanlığı’nın “eski yazıyı yeniymiş gibi göstermekle” suçladığı festivalin direktörü Azize Tan, dün katıldığı bir televizyon programında bu iddiaya cevap verdi. CNN Türk’te Mirgün Cabas’ın sunduğu ‘Her Şey’ programına konuk olan Tan, Kültür Bakanlığı’ndan telefon geldiğini, ardından da polislerin gelip film gösterimiyle ilgili bilgi aldıklarını anlattı: “10 Nisan Cuma günü Kültür Bakanlığı’ndan telefon geldi. Ertesi gün de kanun maddesini hatırlatan eski yazıyı yeniden mail attılar. Sonra emniyetten görevliler geldi.”

    Kültür Bakanlığı’ndan, kayıt-tescil ve eser işletme belgesiyle ilgili yönetmeliği hatırlatan bir telefon e-mail aldıklarını söyleyen Azize Tan, krizin perde arkasını şöyle açıkladı: “Festivalin ilk haftasında, 8 Nisan’da bir yerli belgesel, 11 Nisan günü de 5 tane kısa filmin gösterimi yapıldı. Bu filmlerin de kayıt tescil ya da eser işletme belgesi yoktu. Oralarda bir sorun olmadı. Biz cuma akşamı bir telefon aldık. Cumartesi günü de bakanlıktan bir mail geldi. Telefonda filmlerle ilgili kayıt tescil belgesi olup olmadığı soruldu. Biz de SEK’ten (Sanatsal Etkinlikler Komisyonu) aldığımız izin yazımızı bakanlığa gönderdik. Festivalin içeriğinden festival komitesinin sorumlu olduğu ama festivalin düzenlenmesinde bir sakınca olmadığına dair bir yazı... Cumartesi günü de bir e-maille 2014 yılının Ocak ayında sadece bize değil, tüm festivallere gönderdikleri ilgili kanun maddesini hatırlatan yazıyı bir kere daha gönderdiler. Bu sırada hem 11 Nisan Cumartesi günü hem 12 Nisan Pazar günü emniyetten görevliler gelip eser işletme ya da kayıt tescil belgesi olmayan bir filmin gösteriminin orada yapılacağının bilgisini aldıklarını ve yapılıp yapılmayacağını denetlemeye geldiklerini söylediler.”


    ‘Sansüre imkân tanıyan kanun değiştirilsin’

    Sinema meslek birlikleri de dün Atlas Sineması’nda bir araya gelerek bir basın açıklaması yaptı. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, İstanbul Film Festivali, Belgesel Sinemacılar Birliği, Oyuncular Sendikası, Ankara Sinema Derneği, Ankara Uluslararası Film Festivali, TÜRSAK, SİNE-SEN, SE-YAP, FİLM-YÖN ve SİYAD’ın da aralarında olduğu meslek kuruluşları, sansüre imkân tanıyan kanun ve ilgili yönetmeliklerin değiştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Kültür Bakanlığı’nın temel sorumluluğunun “sinemacıların özgür sanatsal üretimini teşvik etmek ve üretilen filmlerin izleyiciyle özgür bir şekilde buluşmasını sağlamak” olduğu belirtilen açıklamada, kayıt-tescil ve eser işletme belgesi yönetmeliği ile sınıflandırma ve değerlendirme yönetmeliklerinin uluslararası uygulamalar gözetilerek yeniden düzenlenmesi talep edildi.


    0 0

    Küçükçekmece Belediyesi, Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda Kutlu Doğum Haftası’na özel bir sergi düzenliyor.

    25 Nisan’da açılacak “Kutsala Yolculuk: Kâbe-i Muazzama” başlıklı sergide, çeşitli dönemlerde elle ya da çeşitli baskı araç gereçleriyle hazırlanmış haritalar, taş baskılar, Kâbe örtüleri, resimler ve Hilye-i Şerif’lerle bu yolculuğa atıfta bulunan sanat çalışmaları yer alıyor. Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın yaptığı sergi 25 Mayıs’a kadar açık.


    0 0

    68. Cannes Film Festivali’nin programı şekillenmeye başladı. 13-24 Mayıs arasında düzenlenecek festivalin kısa film bölümünde yarışacak filmler açıklandı.

    Listede Türkiye’den de bir film var. Ziya Demirel’in ‘Salı’ adlı filmi festivalin kısa filmleri arasında Altın Palmiye için yarışacak. Geçtiğimiz yıl ‘Timbuktu’ filmiyle Cannes’dan ödül alan, Afrika sinemasının usta ismi Abderrahmane Sissako’nun jüri başkanı olduğu kısa film yarışmasında ikisi animasyon olmak üzere dokuz film yer alıyor. 100 ülkeden 4 bin 550 filmin başvurduğu yarışmada ‘Salı’ filminin rakipleri ise Ely Dagher’in ‘Dalgalar ‘98’ (Lübnan-Katar), Shane Danielsen’in ‘Misafirler’ (Avustralya), Céline Devaux’nun ‘Pazar Yemeği’ (Fransa), Dan Hodgson’un ‘Aşk, Kördür’ (Birleşik Krallık), Basil Halil’in ‘Ave Maria’ (Filistin-Fransa-Almanya), Jan Roosen ve Rf Roosen’in ‘Kanka’ (Belçika), Eva Riley’nin ‘Vatandaş’ (Birleşik Krallık) ve Iair Said’in ‘Bozuk Hediye’ (Arjantin) filmleri.


    0 0

    Çanakkale’de 9 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 2. Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali-Arkadaşım Bienal’in hazırlıkları devam ediyor.

    Çanakkale Belediyesi, Arkadaşım Bienal Ekibi ve DADA Neşeli Fikirler Atölyesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan bienal “İçim Dışımdan Büyük” sloganıyla tüm çocukları bienale davet ediyor. Bienale bugüne kadar aralarında Hindistan, Endonezya, Japonya, Kamerun, Porto Riko, Hollanda, Hırvatistan, Vietnam, Almanya, Fas ve Letonya’nın da olduğu 44 ülkeden ve Türkiye’deki 35 şehirden çocuk başvurdu. Ani Setyan’ın küratörlüğünde yapılacak olan bienalde Çanakkale’de 2 binin üzerinde çocuk insanların barış içinde yaşadığı bir sanat ülkesi için flamalar tasarladı. New York Çocuk Sanat Müzesi’nde şubat ayı boyunca 2. Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali için özel atölye çalışmaları düzenlendi. (www.arkadasimbienal.com)


    0 0

    Kitap, belgesel (13 bölüm) ve sergi olmak üzere üç ayağı bulunan “Dünyanın En Büyük Müzesi: Türkiye” projesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Darphane-i Amire Binası, Ankara CerModern Sanat Galerisi, Berlin Uluslararası Turizm Fuarı ve Moskova Turizm Fuarı’nda sergilendikten sonra dün Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’ne taşındı.

    Anadolu topraklarının 12 bin 500 yıllık tarihini anlatan proje için Anadolu’da farklı coğrafyalarından ve farklı zaman dilimlerinden seçilmiş 100’ün üzerinde obje fotoğraflandı. Karain Mağaraları’ndan Göbeklitepe’ye, Çatalhöyük’ten Efes’e, Zeugma’dan Çavuştepe’ye kadar dünya tarihini değiştiren arkeolojik eserler böylece hem kitap, hem sergi, hem de belgesel olarak ortaya konuluyor. Projeye ait fotoğraf sergisi Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde 22 Nisan’a kadar açık kalacak. Sergi, Gaziantep’ten sonra yurtiçinde İzmir, Adana, Bodrum ve Antalya’da yurtdışında ise Londra ve Paris’te açılacak.


    0 0

    Sayısız roman okudu Selim İleri. Bu romanların çoğu hayatı boyunca ona yoldaşlık, yarenlik etti. Hatta bazı romanlarını yazarken onlardan ilham aldı. Türk edebiyatının ince işçisi, geçtiğimiz günlerde bir kitap yayımladı: “Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”. 1874 yılından 1980’e kadar yayımlanan 229 romanı kapsayan bu kılavuz, adeta bir başucu kitabı.

    65 yaşındasınız ve bunca yıllık okuma birikimini, ilkgençlik yıllarına kadar geriye giderek aktardınız. Bahsi geçen kitaplar için hafızanızda kalanlara mı güvendiniz yoksa yeniden okuma yaptınız mı?

    Hafıza bazen yeterli olmuyor ya da yanıltıcı olabiliyor. Bellek onu başka türlü kapmış ya da zaman içerisinde kendine göre dönüştürmüş, şüpheye düştüğünüz vakit yeniden okumak bir zorunluluk oluyor. Ayrıca bundan sıkılmadım da, çünkü her yaşta her yeni okuma yeni bir boyut, yeni bir yorum getiriyor kitaba. Kitabı yazarken bir hata yapmayayım diye hemen hepsini sil baştan taradım, en azından tümden taradım, bazılarını da, Adalet Ağaoğlu’nun “Yazsonu” romanı gibi, oturup yeniden okudum. Şüpheye düştüğüm, unutmuş olduğumu fark ettiğim şeyler karşıma çıktıysa aklımda kalanla idare etmedim.

    SEVDİĞİM ROMANCILARA TORPİL GEÇMEDİM

    Şukufe Nihal gibi bazı romancıların kitapları arasından tercih yaparken Hüseyin Rahmi, Reşat Nuri, Refik Halid gibi yazarların hemen her kitabına yer vermişsiniz. Onlara torpil geçtiğinizi söyleyebilir miyiz?

    Yok, geçmedim. Hatta kitap çok kalın hale gelmesin diye Reşat Nuri’den, Hüseyin Rahmi’den almadığım için üzüldüğüm bazı romanlar bile oldu. Torpil hiç geçmedim. Kitaba dâhil edemediğim için üzüldüğüm başka kitaplar, yazarlar da oldu. Sevdiğim bütün kitapları dâhil edebilseydim kitap bin sayfaya yaklaşacaktı, o da okur için bir külfet haline gelebilirdi.

    İki cilt olarak yayınlamak bir çözüm olmaz mıydı?

    İki cildi düşündük, fakat iki cilt Türkiye’de maalesef pek alışılmış bir şey değil. Birinci cildi alan ikinciyi bir daha almıyor ya da ikinciyi alan birinciyi fark etmiyor. Çok garip bir şey, “İlkgençlik Çağına Öyküler” diye bir öykü antolojim vardı benim, iki ciltti o. İkide bir birinci cildi biter ikincisi bitmezdi. İki cilt tehlikeli bir şey.

    Çok sevip de dâhil edemediğiniz romanlar olduğundan bahsediyorsunuz. Onlar hangileriydi?

    Mesela, unutulmuş bir romancıdır Şahap Sıtkı. Onun sadece “Kimin İçin” adlı romanını aldım. Oysa belki edebi açıdan “Kimin İçin”den daha değerli başka bir romanı var, “Güngörmeyen Sokak”, ama Ankara’daki bohem çevreyi anlattığı için “Kimin İçin” bana ilginç gelmişti, o yüzden onu aldım. Öteki, Antalya civarında bir Akdeniz kasabasını anlatan bir kitap, ilginç ve değerli bir kitap ama alamadım. Mesela İlhami Bekir Tez, onun “Herhangi Bir Roman Kitabıdır” diye bir eseri vardır, yayınlanışından sonra bir daha kimse ne almış, ne basmış, hiçbir şey olmamış. O da ilginç bir kitaptır. Hüseyin Rahmi’den almak istediklerim oldu, Refik Halid’in yazdığı bütün kitapları almak isterdim. Tabii kimse bana alma demedi ama seçmek zorunda kaldım. Daha çok meseleler etrafında kurmaya çalıştım. Belki onları vurgulamadım ama temel izlekler vardı. Doğu-Batı sorunu, kadının çalışma hayatı, aşk-ahlak konusu, modernizm ile gelenek… O izlekler içerisinde seçmeye çalıştım.

    GÜNÜMÜZ ROMANINDA CİDDİ BİR DÖNÜŞÜM VAR

    Peki, günümüz romanında bu etkilerin devam ettiğini söylemek mümkün mü?

    Günümüzü çok fazla takip ettiğimi söyleyemem, bir defa önce onu itiraf edeyim. Ama gördüğüm şöyle bir şey var: bizi yetiştiren ve bizim de yazmaya çalıştığımız roman üslubu yavaşça nitelik değiştirmeye başladı. Dil değişiyor, anlatım değişiyor, hitap şekilleri değişiyor. Çok ciddi bir değişim ve dönüşüm var. Bu iyi-kötü diye bunu tartışmıyorum ama büyük bir dönüşüm olduğu muhakkak. Belki onlar da kendilerini benim önemsediğim meselelerden uzak tutup kendi meselelerini arıyorlar. Ama bu demek değildir ki, Türk toplumunda Doğu-Batı sorunu çözümlenmiştir ve bir senteze ulaşılmıştır. Ya da aynı şekilde dar kalıplı ahlak anlayışları üzerine gidilebilmiştir. Hayır, bunların hepsi sorun olarak hâlâ varlığını koruyor. O yüzden ben yeni yazarlarımızın da bu sorunlara dönüp bakacaklarına hâlâ inanıyorum. Bugün bir dönem ve başka meseleler etrafında dolaşılıyor ama yarın bu sorunlara dönülecektir. Doğu-Batı sorunu bence hem edebiyatımızda hem de toplumsal hayatta hiç bitmeyen bir sorundur ve bir senteze henüz varılamadığından dolayı da o sorun hâlâ bir yara gibi işlemektedir.

    “TANPINAR TESADÜFEN GÜNDEME GELDİ”

    Geçmişte Aşk-ı Memnu ve Eylül gibi bazı romanları yeniden yazmak istemişsiniz, neydi bunun sebebi?

    Bunda tabii, iki sebep olabilir. Bunlardan biri, o romanı çok sevmiş olduğunuzu düşündüğünüz için siz de aynı şeyi yaşatmak istersiniz. İkincisi de, bu Batı’da çok yapılır hale geldi, mesela Jane Eyre’i vampir Jane Eyre yaptılar. Ben tabii vampir yapmayacaktım Eylül’deki insanları. Ama bu denenmiş bir şey. Eylül’ü gerçekten bir kez daha yazmak isterdim. Bilmiyorum Suat’la Necip’i yangına gönderir miydim! Bir de “Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi”ni yazmak isterdim. Çünkü orada hep ana kahramanın ıstırabı anlatılmaktadır. Hâlbuki orada bir de evli bir kadın vardır, Doktor Nejat’ın eşi, onu yazmak isterdim. Ya da “Kiralık Konak”tan Hakkı Celis’i… Ama artık yazmam herhalde.

    Neden?

    Hem yaşlandım, eski yazı isteğim aynı şiddette ve aynı kudrette devam etmiyor. Hem de bütün bunlarla ilgilenen çok az genç insan var. Bizim kuşak belki biraz ilgilenir. Ama genç insanlara baktığınız vakit Hakkı Celis’in onları çok fazla ilgilendireceğini sanmıyorum. İlgi de önemli değil, bugünkü ortama karşı bunları tekrardan gündeme getirmek için çok çabaladım. Gerek yazılarımda, gerekse başka alanlarda. Bu kitap da zaten böyle bir endişenin ürünü. Ama ne yaparsanız yapın, o ilgiyi yaratamıyorsunuz. Tesadüfen oluyor. Tanpınar tesadüfen gündeme geliyor.

    Bu durumda Sabahattin Ali’nin çok satanlardan inmemesi için ne dersiniz?

    Sabahattin Ali çok önemli bir nokta. Sabahattin Ali’yle ilgileniyorlar mı? Hiç zannetmiyorum. Adamın sadece Kürk Mantolu Madonna’sı, galiba 5 yıldır çok satanlarda. İnanamadım! Ama İçimizdeki Şeytan, ya da Kuyucaklı Yusuf, hele o cânım hikâyeler… Şimdi gerçekten insan Kürk Mantolu Madonna’yı sevse, gidip önceki eserlerine de bakar. Ben öyle bir insandım. Sevdiğim bir yazarın hemen koşup öteki kitaplarına da bakardım. Moda oluyor bizde. Modanın ötesine de gidilemiyor.

    Peki, Kemal Tahir? Döneminde de çok okunmuş, şimdi de bilinen bir yazar…

    Döneminde, ama şu da vardı, Kemal Tahir fırtına gibiydi. “Bozkırdaki Çekirdek”, Köy Enstitülerini olumsuz yönde eleştiriyordu. Doğru-yanlış onu ayrı tartışmak lazım ama o zamana kadar Köy Enstitülerini herkes savunmuş ve birdenbire bir romancı çıkıyor ve tamamen tersini söylüyor. Bu tabii bir olay olabiliyordu. Yani bugün nasıl mesela Gezi üzerine yazılmış bazı eserler bir olay olabiliyorsa, o tartışmanın getirdiği bir satış ve ündü, okuma arzusuydu. Ama bugün baktığınız vakit, o meseleler artık gündem dışı mı kalmış, ne olmuşsa olmuş, pek eski satışı yok.

    Bu konu yüzünden edebiyat çevresi de ona sırtını dönmüş…

    Müthiş bir satışı vardı. Attila İlhan o zaman Bilgi Yayınevi’nin genel yayın yönetmeniydi ve bana demişti ki, “Dini kitaplar dışında buradan Van’a gidebilen iki tane romancı, edebiyatçı var; biri Ömer Seyfettin, biri de Kemal abi. Hiçbirimizin kitabı gitmiyor.” demişti. Van’ı tabii bir sembol, uç nokta olarak alıyor. Yani Kemal Tahir bütün o eleştiri bombardımanının içinde okurla buluşabilmiş bir yazardı.

    SİNEKLİ BAKKAL’IN YAZILDIĞI YILI BİLSEN NE OLUR!

    Safvet Nezihi’nin Zavallı Necdet’i örneğin 60 yıl kadar ününü korumuş, oysa artık yok. Selami İzzet Sedes, Sermet Muhtar Alus, Reşat Enis hiç kalmamış. Günümüz yazarları 60 sene sonra belki olmayacak… Kitapların unutulmamasını belirleyen ne?

    İletişim Yayınları Sermet Muhtar’ı büyük bir emekle yaşatmaya çalıştı fakat okur ilgilenmedi. Bir kitabın raf ömrü eskiden iki üç aymış, şimdi üç saate düştü deniyor. Belki bazıları daha uzun kalıyor ama normalde yayınlanan kitap sayısını böldüğünüzde üç saate kadar inmiş. Bu bir defa, bir cinnet! Alıcısı olmayan, okuru olmayan bir ülkede, böylesine çok yayın, bir cinnet bence. Okur yetiştirmek lazım ve biz onu yapamıyoruz. Onda da birçok sebep var, sadece eğitime bağlamak yanlış. Yarım asırlık yakın dönem tarihimizde çoğu zaman, ister sağ olsun ister sol olsun, düşman olarak görülmüş kitaplar, bu tabii çok acı bir şey. Hiçbir kitap düşman değildir. Kitaplara yaklaşım biçimimiz yanlış. Kitapları sevdirme konusunda en az benim yetiştiğim yıllardan beri eğitimimiz yanlış. Halide Edip kaç yılında doğdu, Sinekli Bakkal’ı kaç yılında yazdı, bunu öğrenseniz ne olacak Allah aşkına! Sinekli Bakkal nedir, onu kimse bilmiyor.

    ‘Huzur’ okunsa İstanbul böyle korkunç olur muydu?

    Günümüzde olduğu gibi geçmişte de siyasi ya da ideolojik bir taraf tutmanın yazarla okur arasına girdiğini görmek mümkün. Yazarlar ne yapmalı?

    Bütün bunların dışında kalmak lazım çünkü zaman geçiyor, bütün değer yargıları değişiyor. Yıllarca bu ülkede Nazım Hikmet’in bir vatan haini olduğu söylendi. Sonra ona vatan haini demiş bir kişi siyasi nutkunda onu bir vatan şairi olarak gösteriyor. Ben kimsenin bir şey okuduğuna inanmıyorum. Necip Fazıl mesela, onu ne savunanlar okuyor, ne de karşı taraf! Necip Fazıl Bey’in düzyazılarının çoğunu okumamıştım, geçen yaz onların hepsini okudum. Babali, inanılmaz derece önemli bir kitabı. Orada kendi kişisel yaşamına ait fevkalade önemli bilgiler veriyor bize. Başta da biraz ağır bir ithamla, devrinin onu tutan gözükenlerine karşı, siz bu kitabı nereden anlayacaksınız demiş. Bu bana inanılmaz bir şey gibi geldi. Demek ki bir iletişim kopukluğu var ve hiç kimse karşısındakiyle özdeşlik kurmak istemiyor. Böyle bir toplumda yaşıyoruz; bir trajedi bu. Bugün okunuyor denilen Huzur, Kürk Mantolu Madonna, Tutunamayanlar’ı da belki ekleyebiliriz, ben bunların bile büyük bir içtenlikle okunduğunu, kavrandığını düşünmüyorum. Huzur okunsa ve gerçekten algılanmış olsa İstanbul mimarisi bu kadar korkunç bir halde olabilir miydi? İmkansız bir şey bu.


    0 0

    İstanbul Film Festivali’nde tescil belgesi yüzünden yaşanan sansür krizi ve yarışmaların iptal edilmesi Ankara’da da iptale neden oldu.

    23 Nisan-3 Mayıs arasında düzenlenecek 26. Ankara Uluslararası Film Festivali, adil bir yarışma olamayacağı gerekçesiyle, belgesel ve kısa film yarışmalarını iptal etti. 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Kanun’un ilk kez çalıştırılarak festivallerin film gösteremez duruma geldiğini belirten festival yönetimi, belgesel yarışmada 16 film, kısa yarışmada 31 film ve kısa gösterimdeki 29 film gösterilemeyeceğini açıkladı. Yarışma filmlerinden birinin bile belgesini getiremediği durumda, adil yarışma koşullarının ortadan kalkacağını söyleyen festival yönetimi ve jüri üyeleri, ulusal belgesel ve ulusal kısa film yarışmalarını iptal etme kararı aldı.


    0 0

    Her yıl merak ve heyecanla beklenen ESKADER 2014 Ödülleri töreni, bu hafta sonu İstanbul Fatih'te gerçekleşiyor ve ödüler sahiplerine veriliyor.

    28 dalda 30 ayrı kişi ve kuruma verilecek ödüllerde “Özel Ödülü” Prof. Dr. Salih Tuğ, Üstün Hizmet Ödülleri'ni Prof. Dr. Kemal Eraslan, Neyzen İlyas Çelikoğlu ve Emine Gürsoy Naskali alacak. Ahmet Efe, Sabri Koz, Ahmet Yaşar Ocak, Muhittin Serin, Münip Utandı, Mustafa Fayda, Mahmut Erol Kılıç, Orhan Kurt ve Toron Karacaoğlu ödül alacaklar arasında bulunuyor. Kurum olarak İnsan Yayınları, İBB Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü ile İBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı'na da çeşitli dallarla ödül takdir edildi. Programda Münip Utandı ve Fırat Kızıltuğ salonu dolduracak olan dinleyicilere iki konser verilecek.

    Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin (ESKADER) artık bir geleneğe dönüşen Kültür Sanat Ödülleri, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde 18 Nisan Cumartesi saat 13.00'ten itibaren sahiplerini buluyor. Tören dolayısıyla saat 12.00'de üç ayrı sergi açılıyor. Ziyaretçiler, “Ödül Kazanan Eserler”, “ESKADER Kültür Sanat Faaliyetleri” ve “Basında ESKADER” sergilerini gezebilecekler. Sunucu Selahattin Kocaarslan'ın takdimini yapacağı tören, ses sanatkârı Münip Utandı'nın Türk müziğinden seslendireceği eserlerle başlayacak. Daha sonra ödüller, sahiplerine takdim edilecek. Ödülleri daha önce ödül almış olan yazarlar, sanatkârlar ve akademisyenler verecek.

    ESKADER Başkanı Şerif Aydemir, ESKADER Ödülleri'nin derneğin kuruluş amacı doğrultusunda verilmesinin kararlaştırıldığını belirterek 2008 yılından bu yana açıklanan ödüllerin kültür sanat camiası tarafından büyük ölçüde tasvip ve takdir edilmesinin ödüllerin devamlılığı konusunda kendilerine güç kazandırdığını ifade etti. “Ancak, iman irfan aşk ahlâk ve edeple tezyin edilmiş bu eserlerle yeni nesillerimiz kimlik ve şahsiyet kazanacaklardır. Medeniyetimizin ana sütunları olan edebiyat, güzel sanatlar, musiki ve mimari gibi alanlarda göz ve gönül dolduran gayretleri, eserleri, çalışmaları görmezlikten gelemezdik, onlara bî;gâne kalamazdık. Zihnimizi, gönlümüzü, muhabbetimizi ve elimizi onlara uzatmak zorundayız.” diyen Şerif Aydemir, yeni bir medeniyet tasavvuru inşasına bu ödüllerle katkı sumak istediklerini kaydetti.

    ÖDÜL ALANLAR

    1- Araştırma: İhsan Süreyya Sırma / Müslümanların Tarihi (Beyan Yayınları)

    2- Biyografi: İlker Dere / Tahsin Banguoğlu (Akıl Fikir Yayınları)

    3- çocuk Edebiyatı: Ahmet Efe (Bütün çocuk kitaplarıyla, Nar Yayıncılık)

    4- Deneme: Cengiz Aydoğdu / Yalnızlık Muhatap İster (Ötüken Neşriyat)

    5- Dergi: Ay Vakti

    6- Halk Edebiyatı: Sabri Koz / Karacaoğlan – Köroğlu (Kitabevi Yayınları)

    7- Hâtıra: Ahmet Yaşar Ocak / Arı Kovanına Çomak Sokmak (Timaş Yayınları)

    8- Hikâye: Fatma Pekşen / Güldönümü (Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları)

    9- İnceleme: Şemsettin Şeker / Tanzimat Fikri ve Edebiyat (Dergâh Yayınları)

    10- Klâsik Türk Sanatları: Prof. Dr. Muhittin Serin (Hat Sanatkârı)

    11- Kitap Yayıncılığı: İnsan Yayınları

    12- Kurum: İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü

    13- Kültür Projesi: “İstanbul Kore'de 2014” Projesi ile İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığı

    14- Mahallî; Basın: Arapgir Postası Gazetesi

    15- Mizah: Sait Coşar / Karikatürün Aynasında Edebiyatçılar (Kapı Yayınları)

    16- Monografi: Mustafa Özçelik / Yunus Emre'nin Dostları (Büyüyen Ay Yayınları)

    17- Müzik: Münip Utandı (ses sanatkârı)

    18- Okumaya Teşvik: Şenol Koca / Düzce - Kaynaşlı Kaymakamı

    19- Roman: Mürsel Gündoğdu / Vezir – Nizamülmülk (Nesil Yayınları)

    20- Sinema: İhsan Kabil (Sinema yazarı ve eleştirmeni)

    21- Şiir: : Nurettin Durman / Derin Yara (Profil Yayınları)

    22- Tarih: Prof. Dr. Mustafa Fayda / Hulefâ-yı Raşî;dî;n Devri (Kubbealtı Neşriyatı)

    23- Tasavvuf Kültürü: Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç

    24- Televizyon Dizisi: Yedi Güzel Adam (TRT1 Televizyonu)

    25- Temaşa Sanatı: Orhan Kurt (Karagöz ustası)

    26- Tiyatro: Toron Karacaoğlu (Şehir Tiyatroları)

    27- Üstün Hizmet Ödülü: Prof. Dr. Kemal Eraslan

    28- Üstün Hizmet Ödülü: İlyas Çelikoğlu

    29- Üstün Hizmet Ödülü: Emine Gürsoy Naskali

    30- Özel Ödül: Prof. Dr. Salih Tuğ

    SALİH TUG


    KEMAL ERASLAN


    NEYZEN İLYAS ÇELİKOĞLU


    EMİNE GÜRSOY



    0 0

    68. Cannes Film Festivali’nin programı netleşmeye başladı. 13-24 Mayıs arasında düzenlenecek festivalin ana yarışmasında yer alan filmlerin büyük çoğunluğu belli oldu.

    Festival yöneticileri Thierry Fremeux ve Pierre Lescure, Paris’teki UGC Normandie Sineması’nda düzenledikleri basın toplantısında Altın Palmiye için yarışacak ilk adayları ve Belirli Bir Bakış bölümünün filmlerini açıkladı. 1854 film arasından seçim yapmakta zorlandıklarını söyleyen Fremeux, yarışma filmlerinin tamamının önümüzdeki hafta kesinleşeceğini belirtti.

    Geçen yıl Kış Uykusu filmiyle Nuri Bilge Ceylan’ın aldığı Altın Palmiye ödülünün arasında bu yıl Nanni Moretti, Paolo Sorrentino, Gus Van Sant gibi yönetmenler yer alıyor. Üçü yarışma dışı olmak üzere 17 filmin açıklandığı ana yarışmada dört Fransız filmi, üç de İtalyan filmi yer alıyor. Coen Kardeşler’in jüri başkanı olduğu festivalde Jacques Audiard’ın Dheepan, Matteo Garrone’nin Hikâyelerin Hikâyesi/The Tale of Tales, Hou Hsiao Hsien’in Suikastçı/The Assassin, Nanni Moretti’nin Anneciğim/Mia Madre, Paolo Sorrentino’nun Gençlik/Youth, Gus Van Sant’in Ağaç Denizi/The Sea of Tree, Denis Villeneuve’nin Suikastçı/Sicario filmleri dikkat çekiyor. Açıklanan diğer filmler ise şöyle: La Loi du Marché (Stéphane Brizé), Marguerite et Julien (Valérie Donzelli), Carol (Todd Haynes), Moutains May Depart (Jia Zhang-Ke), Notre Petite Soeur (Hirokazu Kore-Eda), Mach Beth (Justin Kurzel), The Lobster (Yorgos Lanthimos), Mon Roi (Maïwenn), Son of Saul (Laszlo Nemes), Louder Than Bombs (Joachim Trier).

    Fransız kadın yönetmen Emmanuelle Bercot’un La Tête Haute filmiyle açılacak festivalde George Miller’ın Mad Max : Fury Road, Woody Allen’ın Irrational Man, Mark Osborne’un The Little Prince filmleri yarışma dışı gösterilecek.


    0 0

    Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) kültür sanat alanında verdiği 2014 ödülleri geçtiğimiz cumartesi günü Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde sahiplerine verildi.

    28 dalda 30 ayrı kişi ve kuruma verilen ödüllerde “Özel Ödülü” Prof. Dr. Salih Tuğ, Üstün Hizmet Ödülleri’ni Prof. Dr. Kemal Eraslan, Neyzen İlyas Çelikoğlu ve Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali aldı. Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Ahmet Efe, Sabri Koz, Ahmet Yaşar Ocak, İhsan Kabil, Prof. Dr. Muhittin Serin, Münip Utandı, Prof. Dr. Mustafa Fayda, Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Orhan Kurt ve Toron Karacaoğlu ödül alanlar arasındaydı. Kurum olarak ise İnsan Yayınları, İBB Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü ile İBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı çeşitli dallarla ödüle layık görüldü. Sunucu Selahattin Kocaarslan’ın takdimini yaptığı tören, ses sanatkârı Münip Utandı’nın Türk müziğinden seslendirdiği eserlerle başladı. Fırat Kızıltuğ ud’uyla, Nurullah Kanık da ney’iyle Münip Utandı’ya eşlik etti. Daha sonra ödüller, sahiplerine takdim edildi. Osman Akkuşak, Prof. Dr. Abdullah Uçman, Fuat Başar, Ahmet Özdemir, Dr. Metin Eriş, Mehmet Cangır, Şakir Kurtulmuş, Meryem Aybike Sinan, Muhterem Yüceyılmaz, Gazi Altun, Erol Ülgen, Prof. Dr. Mehdi Ergüzel, Recep Garip, Ali Haydar Haksal, Hilali Mahmutoğlu, Abdurrahman Şen, Can Alpgüvenç, Prof. Dr. Suphi Saatçi, Erdoğan Aslıyüce, Sâkin Öner, Engin Köklüçınar, Zeki Akyüzlü, Ahmet Mahir Pekşen ve Hikmet Sırma ödül sahiplerine plâketlerini takdim edenler arasındaydı.

    İYİLİK, DOĞRULUK, GÜZELLİK

    ESKADER Başkanı Şerif Aydemir, açılış konuşmasına, üstad Sezai Karakoç’un bir tespiti ile başladı. İnsanlığın ta bidayetten beri üç büyük ideal taşıdığını, bunların iyilik, doğruluk ve güzellik olduğunu, güzelliğin ise estetiğe ve sanata tekabül ettiğiniz söyledi. Türk-İslam medeniyetinin dünyada var olmuş medeniyetlerin bütün birikimlerinden faydalandığını, ancak onlardan ayrı olarak yayını çok daha ötelere gerdiğini, beşeriyetin vicdanına, mutlak hakikati çiğ taneleri gibi sepelediğini ve insanı kalbinden yakaladığını vurguladı. Şerif Aydemir, “İşte o medeniyetimizin ana sütunlarından olan edebiyat, güzel sanatlar, mûsıkî; ve mimari gibi alanlarda göz ve gönül dolduran gayretleri ve eserleri görmezden gelemezdik. Zihnimizi, muhabbetimizi ve elimizi onlara uzatmak zorundaydık. Fuzûlî;’yi, Şeyh Galib’i, Itri’yi, Sinan’ı, Karacaoğlan’ı ve Yunus’u yeniden arayıp bulmak, yeniden kendimizi zamana kurmak gibi bir derdimiz olmalıdır.” dedi.

    KİMLER ÖDÜL ALDI

    1- Araştırma:İhsan Süreyya Sırma / Müslümanların Tarihi (Beyan Yayınları)

    2- Biyografi:İlker Dere / Tahsin Banguoğlu (Akıl Fikir Yayınları)

    3- Çocuk Edebiyatı: Ahmet Efe (Bütün çocuk kitaplarıyla, Nar Yayıncılık)

    4- Deneme: Cengiz Aydoğdu / Yalnızlık Muhatap İster (Ötüken Neşriyat)

    5- Dergi: Ay Vakti

    6- Halk Edebiyatı: Sabri Koz / Karacaoğlan – Köroğlu (Kitabevi Yayınları)

    7- Hâtıra: Ahmet Yaşar Ocak / Arı Kovanına Çomak Sokmak (Timaş Yayınları)

    8- Hikâye: Fatma Pekşen / Güldönümü (Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları)

    9- İnceleme:Şemsettin Şeker / Tanzimat Fikri ve Edebiyat (Dergâh Yayınları)

    10- Klâsik Türk Sanatları: Prof. Dr. Muhittin Serin (Hat Sanatkârı)

    11- Kitap Yayıncılığı:İnsan Yayınları

    12- Kurum:İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü

    13- Kültür Projesi:“İstanbul Kore’de 2014” Projesi ile İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığı

    14- Mahallî; Basın: Arapgir Postası Gazetesi

    15- Mizah: Sait Coşar / Karikatürün Aynasında Edebiyatçılar (Kapı Yayınları)

    16- Monografi: Mustafa Özçelik / Yunus Emre’nin Dostları (Büyüyen Ay Yayınları)

    17- Müzik: Münip Utandı (ses sanatkârı)

    18- Okumaya Teşvik:Şenol Koca / Düzce - Kaynaşlı Kaymakamı

    19- Roman: Mürsel Gündoğdu / Vezir – Nizamülmülk (Nesil Yayınları)

    20- Sinema:İhsan Kabil (Sinema yazarı ve eleştirmeni)

    21- Şiir: Nurettin Durman / Derin Yara (Profil Yayınları)

    22- Tarih: Prof. Dr. Mustafa Fayda / Hulefâ-yı Raşî;dî;n Devri (Kubbealtı Neşriyatı)

    23- Tasavvuf Kültürü: Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç

    24- Televizyon Dizisi: Yedi Güzel Adam (TRT1 Televizyonu)

    25- Temaşa Sanatı: Orhan Kurt (Karagöz ustası)

    26- Tiyatro: Toron Karacaoğlu (Şehir Tiyatroları)

    27- Üstün Hizmet Ödülü: Prof. Dr. Kemal Eraslan

    28- Üstün Hizmet Ödülü: İlyas Çelikoğlu

    29- Üstün Hizmet Ödülü: Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali

    30- Özel Ödül: Prof. Dr. Salih Tuğ

    Abdurrahman Şen - Mehdi Ergüzel

    Osman Akkuşak

    Eskader Başkanı Şerif Aydemir

    Toron Karacaoğlu - Hilali Mahmutoğlu

    Abdurrahman Şen - Kemal Eraslan

    Emine Gürsoy Naskali - Abdullah Uçman

    Prof. Dr. Salih Tuğ

    Töreni takip edenler

    Eskader töreninden

    Eskader töreninden


    0 0

    4 Kasım 1999’da aramızdan ayrılan öykücü ve romancı Selçuk Baran adına bu yıl üçüncüsü verilen ‘Galapera Sanat Selçuk Baran Öykü Ödülü’ne İsahag Uygar Eskiciyan’ın yayımlanmamış öykü dosyası ‘Metropol Ninnisi’ değer bulundu.

    Seçici kurulunda Selim İleri, İnci Aral, Sezer Ateş Ayvaz, İlknur Özdemir, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Turhan Günay ve Nemika Tuğcu’nun yer aldığı ödülün ilkini 2013 yılında “Bozuk” adlı öykü dosyasıyla Hakkı İnanç almış, geçen yılki ödül ise Senem Dere ve Pelin Buzluk arasında paylaştırılmıştı. Eskiciyan’a ödülü 16 Mayıs Cumartesi günü Tiyatro Kara Kutu’da takdim edilecek.


    0 0

    1915 yılında tutuklanan, sürgüne gönderilen ve öldürülen Ermeni aydınların, şairlerin ve yazarların anısına yarın İstanbul Kongre Merkezi’nde saat 20.30’da bir konser düzenleniyor.

    Anadolu Kültür ve Kalan Müzik işbirliğiyle gerçekleştirilen “In Memoriam | 24 Nisan” başlıklı konserde Kardeş Türküler, Ara Dinkjian ve Onnik Dinkjian, Erkan Oğur, Ertan Tekin, Hasmik Harutyunyan, Karine Hovhannisyan, Haig Yazdjian, Şahan Arzruni, Erman İmayhan, Eileen Khatchadourian, Henning Schmiedt, Haïg Sarikouyoumdjian, Gaguik Mouradian, David Mayoral ve Jordi Savall sahneye çıkacak. Zülfü Livaneli’nin “Hommage to Gomidas” bestesi ise ilk kez bu gecede icra edilecek. Ayrıca Ermeni şair ve yazarların eserlerinden okumalar da yer alacak.

    Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, bu konserle ölüme gönderilen aydın, yazar ve şairlerin seslerini duymaya, duyurmaya çalışacaklarını söylüyor: “100 yıl önce bu tarihte İstanbul’daki Ermeni aydınlar, yazarlar ve şairler son kez yataklarında rahat uyudular. Ertesi gece kapıları vuruldu ve ölüm yolculuğu başladı. Sonuçta, Ermeniler katledilirken, İstanbul’da, Trabzon’da, Harput’ta, Diyarbakır’da ve Van’da, ülkemizin dört bir köşesinde, bu toprakların bizi besleyen en güçlü kültür katmanlarından biri de yok oldu. Onlar kalsaydı, bugün geri kalmış diye görülen birçok kentte yazarlar, şairler, sanatçılar yetişecek, sanatseverler yaşayacaktı.” Kalan Müzik’in kurucusu Hasan Saltık ise, “100 yıl önce yapılanlardan hesap sorulmuş olsaydı, belki Dersim de, 6-7 Eylül de, Kahramanmaraş da, Sivas katliamı da yaşanmayacaktı.” diyor.


older | 1 | .... | 282 | 283 | (Page 284) | 285 | 286 | .... | 375 | newer